X

Yoga nedir? Pozların ötesinde gerçek yoga ve içsel yolculuk

Günümüzde tüm eğitmenler aslında kendi deneyimlediğimiz yogayı anlatmaya çalışıyoruz. Yani bir anlamda, yorumladığımız yogayı ifade ediyoruz. Çünkü yoga o kadar büyük ki; anlattığımız her şey, o kocaman okyanusta bir su damlası gibi kalıyor.

Bu yüzden bunları yazarken en doğru ya da en gerçek kelimelerini bulduğumu iddia etmiyorum. Sadece 18 yıllık bitmeyen öğrenciliğime ve eğitmenlik deneyimime dayanarak yazıyorum.

Yoga, “birleştirmek” demek. Ama anladığım kadarıyla birleşen şeyler o kadar fazla ki, bu idrak konusunda hâlâ sınıfta kalıyoruz. Ayrı gibi görünen hiçbir şeyin aslında ayrı olmadığını fark etmek…

Ve evet, bu farkındalığın ruhumuzda kök salması için çoğu zaman fiziksel pratikle yola çıkıyoruz. Ama yoga pozları, aslında sadece çiçeğin açabilmesi için uygun ortamı hazırlıyor.

Seneler önce yoga hayatıma girdiğinde; yolunu arayan, kalbi ve zihni karmakarışık bir halde dolaşıyordum. Büyülenmiş gibi arka arkaya üç derse girdiğimi hatırlıyorum.

İtiraf etmem gerekirse, birkaç ay sonra aileme “bakın ben neler yapıyorum” diyerek bedenimle yapabildiklerimi göstermeye çalışıyordum. Yoga pozları üzerinden içten içe övünmeye başlamıştım.

Ama yoga, dışarıdan içeriye doğru uzanan bir yol. Bitti sandığınız yerde yeni kapılar açan, sürekli genişleyen bir keşif.

Bu yola ilk giriş biletiniz çoğu zaman fiziksel beden oluyor. Ama zamanla, eğer istekliyseniz, yoga sizi daha derin katmanların idrakine davet etmeye başlıyor.

O katmanlar; nefesinizden duygularınıza, oradan da “Ben kimim?” sorusuna kadar uzanıyor. Ve bir noktada, fiziksel bedenle yaptığınız pozlara olan ihtiyaç bile dönüşmeye başlıyor.

Bu yüzden sıkça “Yoga pozları amaç değildir” denir. Ama modern insanın hiç durmayan zihnine sosyal medya da eklenince, araç maalesef çoğu zaman amaca dönüşebiliyor.

Yoga ne değildir?

Yoga, aslında fiziksel bedenin görüntüsü ya da kilosu ile ilgili değilken, bir anda konu buna indirgenmeye başladı. Pozları nasıl yaptığımız bir yarışa dönüştü.

Meditasyonun eforsuz halini bulmak için yaptığımız pratikler bile zaman zaman bir gösteriye dönüşebiliyor.

Ve tüm dünyada “gerçek yoga nedir?” sorusu etrafında bitmeyen tartışmalar sürüyor. Yoga, Hindistan’dan çıkan bir öğretiyken bugün dünyanın dört bir yanında farklı şekillerde yorumlanıyor.

Modern hayatın etkisiyle bu dönüşüm anlaşılabilir. Çünkü ben de şu an bunu yazarken o yorumun bir parçasıyım. Ama bulunduğum yerden “en doğru yorum benimki” demek, fazlasıyla hadsizlik olur.

Yoga eğitmeni kimdir?

Dürüst olmak gerekirse, hayatımın her alanında öğrenmeye açık biri olmayı seçtim. Belki de bu yüzden egomla daha sağlıklı bir ilişki kurma pratiğinde kalabiliyorum. 

Ama yıllar geçtikçe şunu fark ettim: Bu meslek, insanı çok kolay şekilde kendini dev aynasında görmeye açık hale getirebiliyor.

Beden şekilleri ya da kilosu yüzünden yogadan uzaklaştırılan insanlara tanık oldum. Ve ne yazık ki yapanlar, bunu kendilerinde hak görebiliyor.

Oysa çoğumuz bu yola, bir şeyler yolunda gitmediği için çıkıyoruz. Belki de ne aradığımızı bile tam bilmeden… Yani en hassas olduğumuz dönemde en kırık yerlerimizden yeniden kırılabiliyoruz. Hayır, ama o da çok narin cümlesinin büyük bir yanılsama geliyor.

Çünkü ben de en bu yola ilk çıktığımda en hassas yerlerimden kırıldım ve evet kırıla kırıla kırılmama halini görebilmeye başladım ama böyle mi olmalıydı cidden?

Neden yoga matının üstünde bile birileri ile yarışmak zorunda bırakılıyorum? Neden yogada bile yetersizlik hissini yaratan eğitmenler var?

Kabul edelim; hayatımızın büyük bir kısmı yarışmak ve benzemekle geçti. Bari yoga matının üstünde yarışmayalım. Yan mata bakmadan, sadece kendi pratiğimizde kalabilelim.

Ama ne yazık ki, kendiyle barışamamış ya da barıştığını zanneden, kendini terapist ya da doktor gibi konumlandıran eğitmenlerle de karşılaşabiliyoruz.

Bu yüzden şunu net söylemek gerekir: Yoga eğitmeni bir terapist ya da doktor değildir. Hatta daha da ileri gidelim; hayatını tamamen çözmüş biri hiç değildir.

Ama bazen hem öğrenciler hem de eğitmenler bu yanılsamaya kapılıp eğitmenlik sınırlarının nerede başladığını karıştırabiliyor.

Ve tam da bu noktada, yorumlanarak öğrenilen yoga, kaynağından koparak dağılmaya başlıyor.

İlginizi çekebilir: İlişkilerde neyi tamir etmeli, neyi bırakmalı?

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.
İlgili Makale