X

Yin yoganın hayatımıza kattığı temel prensipler

Yin yoga ile hayata ve ilişkilere bakış açımızı değiştirmek mümkün. Derin gevşeme, esneme, zihne ve vücuda alan açma odaklı bir yoga çeşidi olan yin yoga, ders esnasında bize bazı olasılıklar sunar. Tüm bu olasılıkları, hayat felsefesi haline getirip mat dışında gündelik hayatımıza uygulamak ve normalden daha “dengeli ve daha sakin” bir hayat geçirmek ise tamamen bizim elimizdedir. Gelin yin yoganın öğretilerine ve altındaki felsefeye hep birlikte bakalım.

“Nefes alamıyorsan, fazla ileri gittin demektir.”

Yoga hocalarından en çok duyduğumuz cümlelerden biri de, “Nefes al, nefes ver.” komutudur. En doğal halimizle hayatta kalmak için nefes almamız gerekiyor ve bu kulağa çok anlamsız geliyor olsa da, eğer bir pozda fazla ileri gittiysek, yani kendimizi sınırımız ötesinde zorlamayı tercih ettiysek, vücut buna nefesini tutarak dayanmaya çalışıyor olabilir.

İstemsizce nefes tutan vücudumuz aslında bize, “Şu an bu pozdan keyif almıyorum.” demek ister. Bu sebeple, hayatta birçok alanda, sadece nefesinize bakarak bile, nasıl bir ruh halinde olduğunuzu veya sınırlarınızı aşıp aşmadığınızı anlayabilirsiniz.

Yoga matının üzerine dönersek; eğer bir pozda fazla ileri gittiysek, vücut buna nefes tutarak tepki veriyor olabilir. Ve stresimizi atmak amacıyla yaptığımız yogada, istediğimiz son şey vücuda daha fazla stres yüklemek olacaktır. 

Tam da bu sebeple, nefesinizi tuttuğunuzu fark ettiğiniz an, pozun bir adım öncesine gelerek, rahat ettiğiniz yere geri dönmeniz gerekmektedir. Hiçbir yin yoga pozu sizi veya vücudunuzu strese sokmamalıdır. 

“Tüm canlılara nazik davranmalıyım, en çok da kendime.”

Sanskritçeden dilimize yerleşen Ahimsa kavramı, temel yoga öğretilerinde, yeryüzündeki hiçbir canlıya zarar vermeme felsefesini içerir. Budizm, Hinduizm gibi birçok inanca göre, canlılara zarar vermek yoga felsefesine aykırıdır.

Bu canlıların kapsamında ise en çok “kendimiz” geliriz. Yani eğer, bir poza girmeye çalışarak veya o pozda kalmaya çalışarak bir acı çekiyor veya zihinsel olarak sıkıntı yaşıyorsak, yoganın en temel felsefesi olan ahimsayı reddediyoruz demektir. 

“Alternatif duruş önerilerini dikkate al.”

Bazı günler, hatta günün bazı saatlerinde vücudunuz belirli yin yoga pozlarına hazır olmayabilir. Psikolojik olarak zorlandığımız günlerde içe dönüşleri kapsayan yin yoga pozları bize sıkıntı verebilir. Veya enerjimizin olmadığı günlerde kalbimizi açmak bize iyi hissettirmeyebilir. Yin yogada neredeyse tüm pozların, kişilere göre farklı alternatifleri vardır. Bu sebeple iyi hissetmediğinizi veya strese girdiğinizi anladığınızda, yin yoga hocasından alternatif bir yoga pozu talep edebilirsiniz. 

“Bedenin neredeyse, ruhun da orada olsun.”

Yin yoga da dahil olmak üzere, tüm yoga çeşitlerinin amacı beden ve ruhu aynı yerde, yani matın üzerinde toplamaktır. Bedeniniz yoga matının üzerinde, fakat ruhunuz evde hazırlayacağınız yemekte olduğu takdirde, yoga dersinden alacağınız verim oldukça düşük olacaktır.

Bedenin olduğu yere ruhu çağırmak ise meditasyon veya nefes çalışmaları ile mümkündür. Bu tür çalışmalarda zihin ile beden ortak bir noktada buluşabilir. 

“Destek almaktan korkma.”

Son olarak, yoga matında yer bulan ve günlük hayatta bizi oldukça ilgilendiren bir konu olan destekten bahsedelim. Yin yogada, açılmak, esnemek ve bazen öne kapanmak için birçok malzemeden destek alırız. 

Göz yastıkları, kemerler ve lobsterlar bizim açılmamıza yardım ederek, yogadan aldığımız verimi arttırırlar. Bu sebeple bu tür ekipmanlardan destek almak son derece önemlidir. 

Ekipmanlardan destek almak bize günlük hayatta yardım istemenin ve desteğin açılmamıza ne denli yardım ettiğinin önemli bir göstergesi olacaktır. Bazen vücudumuz tek başına yeterli olmaz ve mat dışında da hayatımızda destekleyici ekipmanlardan veya canlılardan yardım almamız gerekebilir.

İlginizi çekebilir: Hangisine ihtiyacım var: Psikolog mu yoksa yaşam koçu mu?

Andi Hodara: Andi Hodara, derece ile girdiği Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Bu süreçte psikoloji dersleri de alarak Evlilik ve Aile Danışmanlığı programını tamamladı. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde Film Çalışmaları Sertifika programını bitirdi. Mezun olduktan sonra çeşitli yayın kuruluşları ve uluslararası firmalarda editör, içerik üreticisi ve içerik yöneticisi olarak çalıştı. Daha sonra Boğaziçi Enstitüsü’nden Yaşam Koçluğu, Harvard Üniversitesi’nden Building Personal Resilience: Managing Anxiety and Mental Health; Kişisel Dayanıklılığı Oluşturma, Kaygı ve Zihinsel Sağlığı Yönetme eğitimlerini aldı. Halen düzenli olarak yaşam koçluğu teknikleri, yoga ve psikoloji alanında yazılar yazmakta ve önemli isimlerle röportaj yapmakta. Psikolojiye bir bütün olarak yaklaşan yazarımız, eğitimini aldığı psikolojik tekniklerden ve filmlerin büyülü dünyasından faydalanmaktadır. Kendisi aynı zamanda Uluslararası yin yoga eğitmeni, çocuk yogası eğitmeni ve Reiki uygulayıcısı olup, aile dizimi açmaktadır. Kendisini yinyoga.andi Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale