Yeni yıl kararları değil, “Eylül etkisi”: Neden birçok kişi gerçek başlangıcı sonbaharda hissediyor?  

Ocak ayı takvimde yeni bir yılın başlangıcı olabilir ama birçok kişi için gerçek yenilenme hissi eylülde gelir. Eylül ayında yazın dağınık ritmi yavaş yavaş geride kalırken şehir hayatı yeniden hızlanır, okullar açılır, işler belirginleşir ve ajandalar tekrar dolmaya başlar. Tatilden dönüş, yeni sezon hazırlıkları, değişen hava ve gündelik rutinin yeniden kurulması, zihinde doğal bir “yeniden başlama” alanı açar.

Davranış bilimlerinde “fresh start effect” olarak bilinen yeni başlangıç etkisi tamamen rastlantısal bir his değildir ve insanların belirli zaman eşiklerinde değişim kararı almaya daha yatkın olabildiğini gösterir. Yeni yıl, doğum günü, ay başı, hafta başı veya mevsim başlangıcı gibi zamansal dönüm noktaları, zihnin geçmişi geride bırakıp yeni bir sayfa açıyormuş gibi hissetmesine yardımcı olur.

Eylül ayı da tam olarak böyle bir eşik gibi çalışır. Takvimler ocakta sıfırlansa da sosyal ve duygusal yıl çoğu kişi için sonbaharda yeniden başlar.

Eylül etkisi nedir?

Eylül etkisi”, resmi bir psikoloji tanımı olmaktan çok birçok kişinin sonbahar başında hissettiği yenilenme, toparlanma ve düzene dönme ihtiyacını anlatan güncel bir kavram olarak düşünülebilir. Yaz boyunca esneyen uyku saatleri, tatil planları, seyahatler, küçük kaçamaklar, sosyal buluşmalar ve değişen çalışma temposu eylül ayında yerini daha belirgin bir düzene bırakır.

Bu dönemde insanlar kendilerine sık sık benzer sorular sormaya başlar:

  • Nasıl bir düzene dönmek istiyorum?
  • Yıl bitmeden hangi işleri toparlayabilirim?
  • Bu dönem hangi alışkanlıkları yeniden düzene oturtmak istiyorum?
  • Kendimi hangi alanlarda geliştirmek istiyorum?
  • Önümdeki ayları nasıl değerlendirmek istiyorum?
  • Eski beslenme ve egzersiz rutinime nasıl geri dönebilirim?

Eylül ayını insan psikoloji açısından güçlü kılan şey, yeni yıl kararlarından farklı olarak büyük ve gösterişli hedefler gerektirmemesidir. Çoğu zaman kişisel hedefler yılbaşındakinin aksine çok daha sade ve sessiz bir toparlanma hissiyle başlar. Çalışma alanını düzenlemek, uyku saatini geri çekmek, spora veya beslenme düzenine geri dönmek, ajandayı güncellemek, iş ve okul planı yapmak gibi küçük görünen adımların tümü eylülün üzerimizde yarattığı geçiş etkisinden kaynaklanır.

Sonbahar neden gerçek başlangıç gibi hissettirir?

Sonbaharın başlangıç hissi yaratmasında mevsimsel döngülerin yanı sıra çocukluktan kalma bir etki de vardır. Uzun yıllar okul takviminin başlamasıyla birlikte tatilin bitişini simgeleyen eylül ayı birçok kişide, yeni okul kıyafetleri, kırtasiye alışverişi, yeni saç kesimi, farklı sınıflar ve değişen arkadaşlar gibi nostaljik anıları canlandırır. Okul yıllarının uzun zaman önce geride kalmasına rağmen zihne erken yaşlarda kodlanan bu yeni dönem etkisi, yetişkinlik hayatındaki psikolojik ve bedensel yenilenme arayışıyla ilişkilendirilebilir.

Bunun üzerine eklenen mevsim değişimi ise geçişi daha doğal ve biyolojik bir süreç haline getirerek yeni başlangıç hissini destekler. Yazın uzayan günler, artan güneşlenme süresi ve hızlanan tempo, yavaş yavaş yerini daha kısa ve sakin günlere bırakır. Havaların serinlemesi ve günlerin kısalması, uzun ve hareketli bir yaz sezonunun ardından doğal olarak içe dönme, evde vakit geçirmeye başlama ve sorumluluklara odaklanma gibi yeni bir yaşam düzeni kurma isteğini beraberinde getirir.

Tüm bunlara ek olarak eylül, aynı zamanda yılın son çeyreğine yaklaşma hissini artırdığı için ocak ayına benzer bir önem taşır. Ocak ayında verilen kararlar uzak ve soyut olabilir fakat eylülde verilen kararlar yılın sonuna kadar kalan süre boyunca daha somut görünür. Bu da hedefleri büyütmek yerine toparlamak, sadeleştirmek ve uygulanabilir hale getirmek için daha gerçekçi bir motivasyon yaratabilir.

Yeni yıl kararları neden çoğu zaman zor sürdürülür?

Yeni yıl kararlarının birçoğu büyük beklentilerle başlar, bir süre bu heyecanla sürdürülür fakat çok geçmeden kalıcı bir etki bırakmadan günlük rutinler arasında kaybolur gider. Daha sağlıklı yaşamak, düzenli spor alışkanlığı kazanmak, yeni bir dil öğrenmek, daha üretken olmak veya hayata tamamen farklı bir yön vermek gibi hedefler ilk başta heyecan yaratsa da kısa sürede zorlayıcı hale gelir. Çoğu zaman toplumun, sosyal medya gönderilerinin veya arkadaş çevresinin etkisiyle büyütülen bu kararlar, aslında kişisel özellikler ve yaşam alışkanlıkları ile uyumsuz olduğu için uzun soluklu olmaz. Ocak ayının kendine özgü ağırlığı, bu dönemde alınan kararları bir ilham kaynağı veya gerçek bir istek olmaktan çıkararak baskı kaynağına dönüştürebilir.

Eylül etkisi ise bundan çok daha doğal ve sessiz yaşanan bir süreçtir. Çoğu kişi yeni sezon başlangıcında içinde yaşadığı değişim isteğini, yeni yılda olduğu gibi büyük şekilde duyurma gereksinimi hissetmez. Dışarıdan gelen tavsiyelerden çok, içte yaşanan dönüşüm ön planda olduğundan bu tür basit kararların tümü, yaşamsal ve bedensel gereksinimlerle senkronizedir. Bu da kişiyi olduğundan farklı bir kalıba sokmadan, ona kendi kimliği içinde büyüme ve kendini iyileştirme şansı tanır. Bu küçük fark, hedeflerin daha gerçekçi ve sürdürülebilir olmasına yardımcı olur.

Eylül etkisini daha iyi kullanmak için öneriler

Eylülün getirdiği başlangıç hissini değerlendirmek için hayatınızı tamamen değiştirmeniz gerekmez. Daha etkili olan yaklaşım, mevcut düzenin içinde kendinize küçük ama devam ettirilebilir alanlar açmaktır.

  • Önce toparlamak istediğiniz alanı seçin.
  • Aynı anda çok fazla hedef belirlemeyin.
  • Uyku, hareket, beslenme ve çalışma düzeni gibi yaz sezonunda değişen alışkanlıkları ayrı ayrı düşünün.
  • Yeni alışkanlıkları günlük rutinden bağımsız planlamayın.
  • Büyük ve ani değişiklikler yapmadan önce gün içinde uygulayabileceğiniz ufak tekrar rutinleri oluşturun.
  • Uzun soluklu ajanda hazırlamak yerine önce iki haftalık bloklar planlayın, ardından süreyi ihtiyacınıza göre yeniden belirleyin.
  • Yazdan kalan dağınıklığı geçiş için fırsat olarak görün.
  • Eylül hedeflerini performans baskısına dönüştürmeden içte hissettiklerinize odaklanın.

Bu yaklaşım, eylül etkisini kısa süreli bir motivasyon patlaması olmaktan çıkarır. Zihin yeni bir başlangıç hissi yakalamışken, bedenin ve günlük hayatın taşıyabileceği bir ritim kurmak daha kalıcı sonuçlar almanızı sağlar. Burada önemli olan bu hissi büyük kararlarla tüketmeden yaşamın içine yerleştirebileceğiniz küçük düzenlemelere dönüştürmektir. Bazen gerçek başlangıç, hava serinlediğinde ve hayat yeniden kendi ritmini bulmaya başladığında gelir.

Kaynak: mindbodygreen, self

İlginizi çekebilir: Bu sonbahar mutlaka denemeniz gereken 35 şey

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!