Yeni seneyi karşılarken umutla dolmak için ne yapabilirsiniz?

Senenin sonuna gelirken ülke gündemi o kadar yorucu ki ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Sanki ruhumuz tenis topu gibi sağlı sollu atılıp duruyor değil mi? Ve cebimizde sadece daha kötüsü için senaryolar var.

Her sabah kalp yoran yeni bir gündemin içine uyandığımızda geleceğe dair korkularımız daha da artmıyor mu?

Peki, ne yapacağız?

Arkadaşlar hepsini ben de yaşıyorum! Bunları yazıyor olmam beni insan olma deneyiminin dışına itmiyor! Uzun süre evlerde kalmak, en temel ihtiyacımız olan bağ kurmayı elimizden aldı. Ne önemliymiş “Acaba hastalık kapar mıyım?” diye düşünmeden sadece sarılabilmek. Ve zaten pamuk ipliliğine bağlı olan hayatlarımızda bunu kaybedince daha da yalnızlaştık. Konuşamamak, bağ kuramamak, sarılamamak bizden çok değerli bir şeyi aldı.

Pandemi bizi yalnızlaştırdı. Özellikle sürekli kendini meşgul etmeye alışanlar için “Eve gir ve kimseyle görüşme” demek, intihar eğilimi niteliğindeydi. Evet, ben de pandemiyi inziva gibi görenlerdenim ama yine de kaçtığın, derinlerde bir duygun varsa, “Haydi şimdi bununla baş başa otur” demek çok zalimce… Ama maalesef hepimiz bu zalimlikle eğitildik. Kimimiz bunu öğrenme süreci olarak gördü ve ona iyi geldi ama kimimize bu durum çok sarsıcı geldi ve hala zorlanıyor.

Eee, peki, ne yapıyoruz? Daha önce de dedim, hayat bir hap değil, keşke olsa ve içsek, her şey istediğimiz düzlemde yaşansa ama değil!

Dolayısıyla önemli olan bu sorunun cevabını bulmak! Ve bu da hepimize göre değişiyor!

Kaynaklarınız olsun!

Sizi iyi gelen bir şeylerle temas etmek, yapmak, uygulamak.

Yüzmek, doğada yürüyüşe çıkmak ama yeter ki, size yaşamın saf doğasıyla bağ kurmanız için yardımcı olsun.

Neden önemli?

Çünkü nasıl ki güneş her zaman ısıtmıyor, aynısı bizim duygusal dünyamız için de geçerli. Zorlayıcı olaylar geldiğinde kendi kaynağını bulmuş ve onunla temas etmiş kişinin sinir sistemi daha dengeli oluyor. Çünkü kaynaklarımızla temas etmenin en önemli noktası, vakti geldiğinde, hava karardığında yeniden kaynaklarımıza dönene kadar destek kiti görevini görüyor olmasıdır. Pratik yapamayacağımız zamanların rehberi, yaptığımız zamanlar oluyor.

Paylaşın

Az ama öz, yargılanmadan kalbinizdekini konuşabileceğiniz dostlarınız olsun. Size suni çözümler sunmak yerine sadece dinlenmenin ve görülmenin şifasının ne demek olduğunu hissettirsinler.

Günün sonunda terk derdimiz aslında sadece bu!

Tutku

Bu adam, bu kadın, bu araba, bu iş benim olacak eğilimi, tutku değildir! Tutku, yaşam coşkusu demektir. Hayatın dalgalarına baş kaldırmak değildir, ne olursa olsun, ne olmazsa olsun elinden geleni yapmak ve her attığın adımdan coşku duyma halidir.

Bir çocuğun gülümsemesini, açan çiçeği, mavi gökyüzünü… Basit şeyleri kaçırmadan olabildiğince anı yaşam coşkusuyla doldurma istekliliği bu yolun anahtarıdır.

Teslimiyet pasif bir yer değildir!

Son dönemlerde o kadar çok görüyorum ki rüzgâr nereye eserse ona teslim olma halini anlatamam.

“Teslimiyet, bir şey yapmama yeri değildir.”

Yazın coşkuyla yeşeren çiçeğin, kışın kendini rüzgâra bırakması teslimiyettir. Yani elimizden gelen her şeyi yapıp ardından bizi buraya kadar getiren yaşama yaslanmak, teslimiyettir.

Mutsuzluk yok mu?

Ülke gündemi, kişisel gündemler, geleceğin belirsizliği… Liste eminim hepimize göre fazlaca uzun, değil mi? Ben bu korkuyu, mutsuzluğu hissetmeyelim, toz pembe gözlükler takalım demiyorum. Sadece gerçekte olan duyguyu görecek kadar onunla yan yana oturalım.

Bazen bana da endişeler geliyor. Ben de korkuyorum. Olanı hissetmek için mümkün olduğu kadar zaman verip sonra adına “Özde’yi mutlu etme” seansı verdiğim uygulamayı yapıyorum.

Diyorum ki, “Senin için ne yapabilirim şu an?” Ve onu yapıyorum!

Soz söz

Kendi hayatımda ne zaman gelecek belirsizleşmeye başlasa, ne zaman korku en önde yer almak istese olduğum yerde durup şunu söylerim:

Buraya kadar geldin! Bir sürü olayın neticesinde tam buraya kadar geldin. Buradan sonra da her nereye gitmen gerekiyorsa oraya gideceksin. Bilmiyor olman, gitmeyeceğin anlamına gelmiyor!

……………………………..

PEMBE GÖZLÜKLERİMİZİ TAKMADAN, MUTSUZLUK DALGASINA KAPILMADAN YENİ SENEYİ KARŞILAYALIM…
UMUT, EN SON ÖLÜRMÜŞ,
ÖLDÜRMEYİN UMUDUNUZU,
GEREKİRSE YENİDEN VE YENİDEN EKMEKTEN ÇEKİNMEYİN.
ÇÜNKÜ YAŞAM KUMDAN KALE YAPMAK GİBİ…
SÖYLENMEDEN DALGALARA, DOYA DOYA HER ARALIKTA SEVİN, YAŞAYIN!
BURADA OLDUĞUMUZ HER ANIN DEĞERİNİ VERİN.
İYİ SENELER!

İlginizi çekebilir: Yeni sene gelmeden dönüp arkamıza bakalım mı?

Özde Çolakoğlu
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve Çalışma Ekonomisi Bölümü’nden mezun olan Özde, uzun yıllar boyunca metin yazarlığı, editörlük, Sosyal Medya Uzmanlığı gibi farklı alanlarda alıştı. ... Devam