X

Bu yaz değişime hazır mısınız?

Hayatta genellikle ne istemediğimize daha çok odaklanırız, ne istediğimizi tam olarak ifade etmeyiz veya buna kafa yormayız. “Gerçekten ne istediğinizi kendinize soruyor musunuz?” yazımda bu konuyu detaylı olarak ele almıştım. Gerçekten ne istediğimizi ararken yaşam alanlarımıza odaklanıyor, dengeyi sağlamak için neler yapmaya veya değiştirmeye ihtiyacımız olduğunu bulup, aksiyonlar alıp, bütünsel bir denge haline ulaşmaya çalışıyorduk.

Bu ayki yazımda hayatında dengeyi bulamamış, yaşam alanlarını doyurmakta sorun yaşayan, iş hayatına aşırı odaklanmış, sosyal ilişkilerini, özel yaşamını bir köşede unutulmaya terk etmiş bir akademisyenden bahsetmek istiyorum; Genetik Profesörü Don Tillman. Don 40 yaşında, aşk hayatını aşılamaz büyük bir sorun olarak görüyor ve bir gün “Harika bir çözüm!” aklına geliyor.

Don hayatının her saniyesini aşırı düzenli ve planlı yaşayan bir karakter. İş dışında zihnini yoran her şeye angarya ve zaman kaybı olarak bakıyor. Her hafta aynı yemekleri yapıyor ve bu yemekleri yaptığı günler dahi aynı. Hangi gün ıstakoz yiyip, hangi gün şarap içeceği bile belli. Daha önce hiç kız arkadaşı olmayan Don’un bulduğu çözüm ise ; “Eş bulma projesi”. Verilerle yaşamayı çok benimsemiş olan Don, kendisine en uygun eş adaylarını bulmak için bir anket tasarlıyor ve bu anketi farklı platformlardan potansiyel adaylara ulaştırıyor. Öyle ki, kahveyi nasıl sevdiği, 20. yüzyılda yaşamış en önemli gördüğü insan veya hangi işletim sistemini kullandığı seçme kriterleri arasında.

Sıcacık kumlarda veya şehirde, zihninizi dinlendirecek, kaygılardan, programlardan geçici olarak sıyrılmanıza katkı sağlayacak, yazın sıcaklığına hareketliliğine uygun olacağını düşündüğüm, romantik komedi tadındaki “Rosie Project” romanından bu anlattıklarım.

The Rosie Project

Başarısız deneyimler, inanç kalıpları Don’un peşini bırakmıyor

Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir nokta var; Don bu anket sorularını oluştururken daha önceki başarısız deneyimlerine, inanç kalıplarına çok odaklanıyor, böylece anket “Nasıl bir eş istemiyorum?”a dönüşüyor. İstemediklerine, geçmişteki olumsuz deneyimlerine bu kadar odaklanmaksa Don’un karşısına en birlikte olmayı düşünmeyeceği karakterde bir kadın çıkarıyor. Hani çok duyarız ya; “Neden hep beni buluyor?”, “Neden en istemediklerimi çekiyorum yaşamıma?”, “Erkeklerin/kadınların hepsi böyle zaten” gibi yakınmaları. Aslında yaşamımızda gerçekten görmek istediklerimize odaklansak, her şey çok farklı olabilir. Hadi bu yaz bir şeyleri sorularınızla, bakış açınızla değiştirmeye başlayın; “Nasıl bir eş/sevgili istiyorum?”, “Nasıl bir iş istiyorum?”, “Nasıl bir sosyal çevre istiyorum?”,  “Nasıl bir yerde yaşamak istiyorum?”…

Gelin bu yaz bir şeyleri sorularınızla, bakış açınızla değiştirmeye başlayın.

Hayallerinizi ertelemeyin” adlı yazımda isteklerinize nasıl odaklanacağınız, nasıl bir bakış açısının işe yarayacağı ve nasıl daha kolay ulaşabileceğiniz gibi detaylara ve yöntemlere değinmiştim, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Yaşamınızın nasıl olmasını istediğinizi farkında olduğunuz, hayallerinizin gerçekleştiği harika bir yaz dilerim. Destek olmamı isterseniz iletisim@elizesrasimsek.com üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

Temmuzda görüşmek üzere, sevgiler…

Eliz Esra Şimşek: Proje, Yönetim Danışmanı ve Profesyonel Koç // Lisans eğitimi Çevre Mühendisliği üzerine olan Eliz, iş yaşamını sürdürürken İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde MBA lisansüstü derecesini aldı. Daha sonra Galatasaray Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri programını tamamladı. Eliz koçluk kariyerine Sola Unitas Koçluk Akademisi’nden aldığı eğitimlerle adım attı. Değişim Koçluğu, Kariyer Koçluğu ve Takım Koçluğu ilgilendiği alanlar arasında. İnsanların yaşam kalitesini artıracak iç potansiyele sahip olduklarına inanıyor ve bu konuda destek vermekten çok keyif alıyor. Mottosu sağlıklı ve dengeli yaşam, pilates ve sabah yürüyüşleri vazgeçilmezleri arasında. Ayrıca yazı yazmayı, bilgi ve tecrübelerin paylaşılmasını çok değerli buluyor. Yazılarını Uplifers ve Harvard Business Review’dan takip edebilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale