X

Yaşam amacını bulmak: Her güne umutla başlamak için insan neye ihtiyaç duyar?

Nietzsche “Yaşamak için bir nedeni olan kişi hemen her nasıl’a katlanabilir” demiş.

İnsan türünü hayata bağlayan en kıymetli şeylerden biri yaşama nedeni olsa gerek. Bahsettiğim “neden” bize dayatılan “hedef”ten tamamen farklı olarak; bize ait olan bir kavram. Yaşama nedeni ile yola koyulduğumuz zaman soluksuz hedefe varma çabası yerine; kimi zaman yavaş kimi zaman hızlı tempoda yürüdüğümüz, bazen koştuğumuz, bazen yol kenarında bir ağaç gölgesinde soluklandığımız bir yolculuğa çıkmış oluyoruz.

Telaşı olmayan, başkasının yerimizi kapma ihtimali olmadığı, sırtımızda o görünmez tehditkâr kırbacı hissetmediğimiz bir yolculuk bu. Bazen eşlikçilerinin olduğu, bazen de yalnız yürünen bir yolculuk.

Bahsettiğim şey yaşamımızın tutkusunu bulmak değil, benim öyle bir tutkum var mı bilmiyorum; ancak yaşamak için nedenlerim var bunu biliyorum. Altını büyük büyük çizmeye gerek duymadığım nedenler. Koşullar değişse de o yolculukta ilerlememi sağlayacak araçları bulacağıma inandığım nedenler…

Beni hayata bağlayan en öncelikli nedenlerimin başında “öğrenmek” geliyor. Ben bir kap olsaydım eğer öğrendikçe hacmimin büyüdüğünü hissederdim. Büyüdükçe kabım, çoğalırdı bu dünyaya ve kendime verdiklerim. Kimi zaman bir roman kahramanını, kimi zaman insan türü dışındaki canlıların yaşamını okuyup içimde hissettiğimde… Bazen bu dünyaya daha az nasıl zarar verip daha fazla nasıl katkı sağlarımı anladıkça… Bir gün Van Gogh’un dünyasını Theo’ya yazdığı mektuplardan çözerken ya da yol ayrımına gelip bambaşka bir yola koyulmuş bir insanı dinledikçe… Tüm bu öğrendiklerim, duyduklarım, hissettiklerimle çoğalırım; hayatla kurduğum bağlar güçlenir.

Kişiden kişiye değişse de herkesin bir nedeni olmalı o yola devam edebilmek için, o yolu yürünür kılabilmek için. Viktor E. Frankl’ın yazdığı “İnsanın Anlam Arayışı” kitabından bir alıntı ile bitirmek istiyorum:

Geleceğe -kendi geleceğine- inancını yitiren tutuklunun sonu geliyordu. Geleceğe olan inancını yitiren tutuklunun sonu geliyordu. Geleceğe olan inancını yitirince tinsel bağını da yitiriyordu; kendi çöküşüne, ruhsal ve fiziksel çöküşüne göz yumuyordu. Bu da genellikle, deneyimli kamp sakinlerinin belirtilerini bildiği bir kriz halinde birdenbire ortaya çıkıyordu. O anda hepimiz -kendimiz için değil, arkadaşımız için- korkardık. Bu, genellikle tutuklunun bir sabah giyinip yıkanmayı ya da toplanma alanına gitmeyi reddetmesiyle başlardı.

Dünyadaki hiçbir gücün sabah uyanma gücünüzü elinizden almaması, ona çiçeğe bakar gibi bir özenle bakmanız dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Dünyanızı değiştirmek istiyorsanız işe zihninizden başlayın

Gamze Nokay: 2009 yılında işletme bölümünü bitirdikten sonra farklı kültürlerden beslenmek için 2 yıllığına Londra’ya gitti. Londra’da Kurumsal İletişim eğitimini tamamlandıktan sonra Türkiye’ye dönerek profesyonel iş hayatına kurumsal bir şirkette başladı. Çalışma hayatı ve gündelik yaşamın da etkileri ile hepimiz gibi; esneklik, öz şefkat, farkındalık gibi alanlarda gelişime ihtiyaç duydu (ya da ihtiyaç duyduğunu fark etti). Bu doğrultuda yoga, meditasyon, midnfulness gibi araçlardan beslenmenin yanı sıra MBSR ve Self-Compassion gibi eğitimler ile bu konularda derinleşmeye başladı. LÖSEV ve TEGV’de gönüllü olarak başlattığı STK çalışmalarına; Good4Trust.Org’da 2019 yılından itibaren gönüllü iletişim koordinatörü olarak devam ediyor. Kurumsal hayattaki yolculuğunun yanı sıra; farkındalık ve gönüllülük çalışmaları ile ruhunu beslemeye devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale