X

Yaşadıklarım önümde engel mi, arkamda anı mı?

Zeytin Ağacı ile ünlenen Aile Dizimi terimi veya uygulaması, aslında görünenden çok daha fazlasını içeriyor. Alman psikoterapist Bert Hellinger’in yarattığı ve en trend -iyileşme- yöntemi olarak kullanılan Aile Dizimi’nin mantığını kavramak, aileye ve iyileşmeye olan bakış açımızı büyük bir ölçüde genişletecek. Gelin bu çok sık uygulanan ve pek moda olan “aile dizimi” hakkında biraz derinleşelim.

Aile Dizimi ve epigenetik

Öncelikle doğru bir uzman tarafından ve sağlıklı bir şekilde uygulandığında, aile diziminde amaç nesiller arası aktarılan genetik kodların değiştirilmesi. Genlerdeki kodların nesillerden nesillere aktarıldığı, fakat bazı kodların (epigenetik dediğimiz) genlerin üzerinde durduğu ve çevresel faktörlerle değiştirilebildiği ve bu sebeple düzeltilirse aktırılamaması gibi bir özelliğinin olduğu artık bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.

Bu da bize, dizim açarak, bu kodlamaların bulunabildiği ve aktarımının engellenebildiğini anlatıyor. Bu her ne kadar kulağa harika gelse de, tahmin edersiniz ki ne yöntem bu kadar basit ne de uygulama bu kadar kolay.

Aile Dizimi ile nerelere bakabiliriz?

Aile dizimi açarak neler düzeltilebilir veya değiştirilebilir, gelin bir de ona bakalım:

  • Anne baba çocuk arasındaki ilişkiler
  • Karı – koca ilişkisi
  • Aşk ve ilişki meseleleri
  • Kardeşler arasındaki problemler
  • Miras problemleri
  • İş hayatıyla ilgili sorunlar
  • İflaslar
  • Kayıp, eksik, doğamamış çocuklara özlem
  • Kürtaj, düşük gibi annenin yaşadığı kayıplar
  • Kadın hastalıkları ve problemleri
  • Ölümcül hastalıkların etkilerini hafifletmek ve anlamak
  • Atalarla daha sağlıklı bağlar kurmak
  • Göçmenlik ve aile tarihindeki göçlerin etkileri
  • Başarı, başarısızlık
  • Anne – çocuk problemleri
  • Baba – çocuk problemleri
  • Parasal zorluklar
  • Suçlar ve adalet ile ilgili sorunlar
  • Depresyon, kaygı bozuklukları
  • Sağlık problemleri

Kurban psikolojisi ve aile ile ilişki

Aile Dizimi’nden bahsedip de, kurban psikolojisinden bahsetmemek olmaz. Bizi yetiştirenleri çok sevme veya nefret etme arasında bir yerlerde gidip gelirken farkında olmadan, çok fazla suçlama yapıyor veya “keşke” kelimesini kullanıyor olabiliriz. Çok fazla suçlama yapmak ve keşke arasındaki ince bağlantıya dikkat çekmemek elde değil. Zira bu olan bitenden çevreyi sorumlu tutarak, yapamadıklarına karşı duyulan bir özlemi belirtiyor. Kendisini kurban olarak gösteren kişi başına gelen her şey için, etrafı suçlarken, almadığı sorumlulukları “keşke” ile dile getiriyor.

Önümüzde engel değil, arkamızda anı

Bu da anne babanın, yani dizimde üst atalara bakmamın önemini anlatan donelerden bir tanesi.

Zira farkında olsanız da olmasanız da, şu an ilişkiniz olsa da olmasa da, anne ve babaya derinden bir bağ ile bağlıyız. Onlardan istesek de istemesek de, ses tonumuzdan ayak şeklimize kadar birçok şey alıyoruz. Hayatımızda başımıza gelen birçok şeyde, ister istemez onları suçluyoruz. Yani kurban psikolojisine bürünmeye en temelde ailemizden başlıyoruz.

İşte tam da bu noktada aile dizimi ile kurban psikolojisinden, yani etrafımızdakileri suçlamaktan kurtulup, sorumluluk aldığımız bir noktaya geliyoruz. Böylelikle geçmişte yaşadıklarımız, gelecekte yaşayacaklarımıza engel teşkil etmiyor. Yani yaşadıklarım önümde engel değil, arkamda anı olarak kalıyor.

Aile dizimi ile ilgili yazılara devam edeceğim, beklemede kalın…

İlginizi çekebilir: Kişiliğin kaç para eder?

Andi Hodara: Andi Hodara, derece ile girdiği Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Bu süreçte psikoloji dersleri de alarak Evlilik ve Aile Danışmanlığı programını tamamladı. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde Film Çalışmaları Sertifika programını bitirdi. Mezun olduktan sonra çeşitli yayın kuruluşları ve uluslararası firmalarda editör, içerik üreticisi ve içerik yöneticisi olarak çalıştı. Daha sonra Boğaziçi Enstitüsü’nden Yaşam Koçluğu, Harvard Üniversitesi’nden Building Personal Resilience: Managing Anxiety and Mental Health; Kişisel Dayanıklılığı Oluşturma, Kaygı ve Zihinsel Sağlığı Yönetme eğitimlerini aldı. Halen düzenli olarak yaşam koçluğu teknikleri, yoga ve psikoloji alanında yazılar yazmakta ve önemli isimlerle röportaj yapmakta. Psikolojiye bir bütün olarak yaklaşan yazarımız, eğitimini aldığı psikolojik tekniklerden ve filmlerin büyülü dünyasından faydalanmaktadır. Kendisi aynı zamanda Uluslararası yin yoga eğitmeni, çocuk yogası eğitmeni ve Reiki uygulayıcısı olup, aile dizimi açmaktadır. Kendisini yinyoga.andi Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale