X

Yaş gruplarına göre çocuk yogası: 2-5 yaş

Sevgili ebeveynler bu yazı serisi ile sizleri çocuk yogası konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Zira yoga eğitimleri arttıkça, etrafta yepyeni çocuk yogası eğitmenleri türüyor ve biz ebeveynler çocuk yogası eğitmeninden veya çocuğumuzdan ne beklememiz gerektiğini bilemiyoruz. Bu sebeple sizler için çocuk yogasını yaşlara göre gruplandırdık ve hem ebeveynler hem de çocuklar için son derece önemli bulduğumuz bilgileri derledik. 

Yaşlar ve özellikleri

Öncelikle çocuğumuzu çocuk yogası dersine götürürken ne beklediğimizi bilmekte fayda var. 2-5 yaş arası çocuklar, yuva dönemi çocukları olarak adlandırılmakta ve hem fiziksel, hem de mental olarak çok hızlı değişimlere maruz kalmaktadırlar. 

Son derece meraklı olan bu yaş grubundaki çocukların etrafta gördükleri her şey onlar için yenidir. Yeni olan her şey ise keşfedilmelidir! Yoga stüdyosu, onlara kendi vücutları ile keşfedecekleri onlarca alan sunar. 

Genelde 2 yaş grubu öfke nöbetlerinin sıkça görüldüğü bir yaş grubudur. Paylaşmayı sevmez, anlatılan sebepleri anlayamaz, güdülerini kontrol etmekte zorlanır ve gerçeklik ile hayal dünyasını karıştırabilirler. 

3-4 yaş grubu ise bebeklikten çocukluğa geçilen yaş grubu olarak adlandırılır. Bu yaş grubu arkadaşlıktan keyif alan, korkuları olan, gülmeyi seven bir yaş grubudur. Ve son olarak 4-5 yaş grubu ise, hislerini ifade etmeyi henüz yeni öğrenen, istemeden de olsa yalanlar söyleyebilen, basit önergeleri takip edebilen ve hem yaratıcılıktan hem de hareketten keyif alan yaş grubudur.

Eğer çocuğunuz bu yaş aralığında ise çocuk yogası onlar için, son derece merak uyandıran pozları içeren, rahatlatıcı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ve sakinleştirici bir deneyim olacaktır. 

Utanç duygusu ile baş etmekte zorlanan çocuklar için

Bu yaştaki çocuklar sıklıkla utangaçlık duygusu ile baş etmek durumda kalabilirler. Yoga sayesinde, duyguları tanıyabilir, bunları ifade edebilir, kendilerini basit masallar ve yaşlarına uygun nefes egzersizleri ile dersin sonunda rahatlamış bulabilirler.

Onlar için her ne kadar keşif ve oyun dolu bir ders olsa da, aslında girdikleri yoga dersi sevdikleri pozlara büründükleri, heyecanlandıkları, duygularını aktardıkları, sakinleştikleri ve rahatladıkları bir alan oluşturacaktır. 

2-5 yaş grubu yoga dersi, genellikle bir masal teması etrafında kurulmalı ve oyun görünümünde rahatlama teknikleri içermelidir.

Yoganın bu yaş grubundaki çocuklara faydaları

Son olarak yoganın küçük yaş grubuna faydalarından bahsedelim. Küçük yaşta doğru nefes almayı öğrenen, esnekliğini arttıran ve enerjisini doğru şekilde, doğru yere aktaran çocuklar, bir yandan hayal dünyalarını, bir yandan da öğrenme becerilerini geliştirirler. Kendilerine güvenleri artar. Hislerini doğru ifade etmeyi öğrenirler. Hayal güçleri, yaratıcılıkları ve aynı zamanda odaklanma yetenekleri gelişir.

Yaş gruplarına göre çocuk yogası hakkında detaylı bilgi edinmek için takipte kalın. 5-8 yaş, 9-12 yaş ve 12-17 yaş grupları için de yazılarımı sizlerle paylaşıyor olacağım.

İlginizi çekebilir: Biten bir ilişkinin 5 evresi

Andi Hodara: Andi Hodara, derece ile girdiği Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Bu süreçte psikoloji dersleri de alarak Evlilik ve Aile Danışmanlığı programını tamamladı. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde Film Çalışmaları Sertifika programını bitirdi. Mezun olduktan sonra çeşitli yayın kuruluşları ve uluslararası firmalarda editör, içerik üreticisi ve içerik yöneticisi olarak çalıştı. Daha sonra Boğaziçi Enstitüsü’nden Yaşam Koçluğu, Harvard Üniversitesi’nden Building Personal Resilience: Managing Anxiety and Mental Health; Kişisel Dayanıklılığı Oluşturma, Kaygı ve Zihinsel Sağlığı Yönetme eğitimlerini aldı. Halen düzenli olarak yaşam koçluğu teknikleri, yoga ve psikoloji alanında yazılar yazmakta ve önemli isimlerle röportaj yapmakta. Psikolojiye bir bütün olarak yaklaşan yazarımız, eğitimini aldığı psikolojik tekniklerden ve filmlerin büyülü dünyasından faydalanmaktadır. Kendisi aynı zamanda Uluslararası yin yoga eğitmeni, çocuk yogası eğitmeni ve Reiki uygulayıcısı olup, aile dizimi açmaktadır. Kendisini yinyoga.andi Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale