X

Yalnızlığın faydaları: Kendinizle baş başa kalmak size neler katar?

Gün geçtikçe yalnız yaşayan insanların sayısı artıyor veya kalabalıklar içerisinde kendini yalnız hissedenler çoğalıyor. Kimi zorunluluktan yalnızken kimisi için de yalnızlık bir tercih. Dünyanın gürültüsüne ve karmaşıklığına alışan insanların çoğu kendi başına kalmaktan korkar. Çoğunlukla insanlar yalnızlıkla baş başa kalmamak ve zihnini sürekli meşgul edip dikkat dağıtmak için tüm gün televizyon izler ya da çok fazla çalışır, uzun saatler internette dolaşır, telefonları ile uğraşır. Böylece meşgul olan zihin daha az sorgular ve uyuşur.

Bu demek değil ki çevremizde yalnızlığa tercih edeceğimiz ve birlikte vakti geçireceğimiz insanlar olmasın. İnsan hayatta kalabilmek için doğduğu andan itibaren temas kurmaya ihtiyaç duyar. İnsan temasla kendi varlığını onar. Temasta olmayan insan kendi varlığını hissedemez. Önemli olan birlikte zaman geçirdiğimiz insanların enerji vampiri olmaması ve kaliteli birlikteliktir.

Bu durumu daha iyi anlamak istemiş olan yazar Thoreau, yalnız ve doğada yaşamanın nasıl bir tecrübe olacağını görmek için 2 yıl ormanda yaşamıştır. Bu tecrübesini 1854 yılına Walden isimli kitabında paylaşmıştır. Yalız başına ormandaki yaşamından yaptığı çıkarımların birkaçı şöyledir:

  • Kendini bulmak isteyen insanın gidebileceği tek yer doğadır.
  • Toplumumuzda milyonlarca insan küçük bir alanda bir arada yaşamakta ve herkes kendini yapayalnız hissetmektedir.
  • En zengin insan en ucuz şeylerden zevk alabilen insandır.
  • İyiliğe yatırım yapmak hayatta yapılabilecek en karlı iştir.
  • Kendi hayallerinin peşinden koşmak ve hayal edilen hayatı yaşamak başarıyı garantiler.

Yalnızlığın iç dünyamıza olumlu etkilerinin yanı sıra bedensel sağlığımıza da iyi geldiği bilim insanlarınca kanıtlanmıştır.

Yalnız kaldığımızda;

  • Tansiyon düzenlenir.
  • Nabız ve nefes alışverişi düzene girer.
  • Stres azalır.
  • Bağışıklık sistemi güçlenir.
  • Ruh hali düzenlenir.
  • Zihinsel aktivite canlanır.
  • Kaslardaki gerginlik azalır.

Peki, insan için yalnızlık da bir arada olmak kadar önemliyse neden yalnızlıktan korkarız? Ve neden dikkat dağıtmak isteriz?

Düşünmekten ve kendimize sormamız gereken soruları sormaktan korkuyor olabiliriz. Belki de bu soruları yanıtladığımızdaki değişim ve dönüşüm bizi korkutur. Aslında insanın zihnini sürekli meşgul tutmak istemesinin nedeni biraz da bu yolculuktan korkmasıdır. Oysaki yalnızlık bu dönüşümün gerçekleşeceği ve hayati bir yolculukla kişinin yeniden doğacağı yepyeni bir alandır.

Bireye olumlu enerji veren yaratıcı yalnızlık deneyimlendiğinde, dünyayla bağlarımızı kopardığımızda içimizde ortaya çıkmayı bekleyen bilgelik deniziyle bağlantı kurmuş oluruz. Bu anlarda insan kendi özüne bir seyahat yapar. Orada karanlık yönleriyle yüzleşir. Yalnızlık kişiyi mutsuz etmez, içine yolculuğa çıkmayı ve duru bir akıl geliştirmeyi sağladığı bir alandır artık. Yalnızlık anlarımızda sezgilerimizin sesini daha rahat duyabiliriz, kullanabiliriz ve etraflıca düşünmemize fayda sağlar. Hiçbir işe yaramayan alışkanlıklarımızdan kurtulmak için bize fırsat yaratır. Bir o kadar da hayal kurduğumuz anlardır yalnız kaldığımız zamanlar. En olmadık, imkansız şeyleri düşünebiliriz. Yeni fikirler daha özgürce ortaya çıkar. Gerçekleşmeleri için ilk adımdır hayalini kurmak. Ve sihir orada başlar.

Ve en önemlisi insan en iyi yalnızken öğrenir.

İlginizi çekebilir: Kör noktalarınızı fark edin: Kendinizi başkalarının gözünden görmeyi deneyin

Pınar Ezici: Çukurova Üniversitesinde sosyal bilimler davranış alanında yönetim üzerine doktora yapmakta olan, Pınar Ezici, almış olduğu profesyonel koçluk eğitimi ile, koç ve mentor olarak bireylere, yöneticilere ve firmalara koçluk hizmeti veriyor. Bununla birlikte, eğitmen koç olarak, kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, yeni bakış açıları kazandıran bir vizyon ve perspektif gelişimi, değerlerine uygun yaşam kurmalarını ve yaşam amaçlarını bulmalarını sağlayan koçluk eğitimleri veriyor, Points of You yetkinliğinde koçluk ve kişisel gelişim atölyeleri düzenliyor ve gönüllü sosyal yardım projelerinde yer alıyor. Yönetim alanındaki eğitimi, uzmanlığı ve deneyimini birleştiren Pınar Ezici, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor ve kurum içi koçluk uygulamalarında görev alıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale