X

Uplifers kızlarının yelkenli tekne turundan öğrendikleri 5 önemli kural

Denizde olsak şimdi, güzel bir rüzgar esse, üşütmese ama yelkenleri de şişirse. Yanımızda sevdiklerimiz, fonda tatlı bir müzik, hedef ilerideki ada ve balıkçılar sandallarda…

Hayaller böyle, gerçekler ise çoğunlukla bambaşka. Olmuyor öyle, inanın olmuyor. Köşede oturunca sıkılıyor insan, hele de bizler gibi her daim adrenaline aç bir şekilde yaşıyorsa… İnsan kendi yapmak istiyor her şeyi; yelkenle de uğraşsın, çok gerekiyorsa ıslansın ama o ulaşılan adada da keyfini sonuna kadar çıkarsın istiyor.

Ne zamandır aklımızdaydı ekip olarak bir yelkenli gezintisi yapmak ve işin püf noktalarını öğrenmek.

Her ne kadar havalar müsaade etmese de artık daha fazla bekleyemedik ve geçenlerde Kalamış’tan tekneyle süzülmeye başladık.

Çok yol alamayacağımızı biliyorduk ama yine de keyfini çıkarmaya kararlıydık. Yelkenli diyince öyle Mamma Mia usulü bir şeyler gelmesin aklınıza. Gayet ciddi yarışlar kazanmış, Amerikan Kupası’na sahip olmuş tipte bir yelkenliden ve pek çok ödülü evine götürmüş yelkenci Serdar Ünsel’den bahsediyoruz.

Yelkenli kurallarını biliyor muyuz?

Biz sorduk, Serdar hoca anlattı ve işte adrenalin yüklemesi yapmak üzere yola çıkarken de yol alırken de uyulması gereken kurallar:

1. Kılık kıyafete, aksesuarlara ve güvenliğe dikkat!

Yelkenli teknedeyken her şeye ama her şeye hazır olmak gerekiyor. Bir anda hava dönebilir, yelkenle ilgili bir sıkıntı yaşanabilir, anında karar vermek ve hareket etmek kaçınılmaz hale gelebilir. Bu nedenle tüm önlemleri en baştan düşünmek, sonradan rahat etmenizi sağlayacaktır. Gözünüzdeki gözlüğün spor tipi ve ipli olmasından tutun da, şapkanızın bağcıklı olmasına, saçlarınız çok uzunsa toplanmış olmasına, uçuşan giysiler giymemeye, salkım saçak takılar takmamaya, gerektiğinde kullanmak üzere bir eldiven bulundurmaya ve en önemlisi de mutlaka ama mutlaka kaymayan bir ayakkabı giymeye özen göstermelisiniz. O gün hepimizin ayağında Asics Gel Noosa Tri 10 vardı ve bu nedenle hiç zorlanmadan hareket edebildik.

Yelkenli tekne gezintisi için temel gerekliliklerin başında, rahat kıyafetler ve doğru ayakkabı seçimi geliyor.

2. Tekne işi, ekip işidir

Eğer her şeyi kendiniz yapmaya alışıksanız ve pek yardımlaşma taraftarı değilseniz, küçük bir sandal kiralayıp kürekleri çekmeye başlayabilirsiniz. En yakın adada sizi bekliyor olacağız:) Tekneye adım atarken, seyir halindeyken ve son olarak tekneyi terk ederken de aynı ruhu taşımak oldukça önemli.

Teknedeki ekip, yardımlaşmaya açık olmalı, her an harekete hazır bulunmalıdır.

3. Hava durumunu mutlaka kontrol edin

Yola çıkmadan hava durumunu incelemek işinizi kolaylaştırır. En azından mental olarak. Siz tekneye eğitim için biniyor olsanız ve zaten eğitmen bulutlara bakıp, havayı anlayacak beceride olsa dahi en azından neyle karşılaşacağınızı bilmenizde fayda var. Her an, her sürprizi büyük bir olgunlukla karşılamak maharet ister.

4. Gerçekten doğru kişilerle mi yola çıkıyorsunuz?

Seçme imkanınız varsa, pireyi deve yapmayacak, yeri geldiğinde zorlukları birlikte yenmekten keyif alabileceğiniz kişilerle bir arada bulunmanız tercih nedeni olmalıdır. Yoksa bir süre sonra yüzerek uzaklaşmak ve ilk maddedeki sandala binmek bile daha güzel görünebilir gözünüze!

Kaptanımız Serdar hoca ve enerji dolu Uplifers kızları Eda Günay, Gözde Türkkan ve bendeniz Kıvanç Ergun!

5. Yolunuzu nasıl bulacaksınız?

Her nereye gidiyor olursanız olsun teknede mutlaka bir navigasyon cihazı, harita ve pusula bulundurmalısınız. Rota belirleme ve yol tutma işinden başkası sorumlu olsa da, siz de harita okumayı ya da pusulada kuzeyi bulmayı öğrenin. Bakarsınız bir gün lazım oluverir.

Canınız biraz yelkenli çekti mi?

Bunlar en temel bilgiler, olmazsa olmaz görülenler. Daha rüzgarlar var, nereden eserse, nasıl yelken açılacağıyla ilgili detaylar var, boy boy yelken var; genovası var, ana yelkeni var. Var da var… Görünen o ki daha çok çalacağız Serdar hocanın kapısını.

Yelkenli tekne turumuzu ekip olarak yine harika anlar ve öğrendiğimiz değerli bilgilerle bitirdik!

Bu arada dilerseniz Serdar Ünsel ile tanışabilir ve yıllardır içinizde sakladığınız yelkenci kişiliğinizi ortaya çıkarabilirsiniz.

Biraz motivasyona ihtiyacınız varsa ve ilham perisi bir türlü sizi ziyaret etmiyorsa kısa bir süre önce aramızdan ayrılan denizlerin duayeni Sadun Boro’nun kitaplarına göz atıp, hikayelerinde kaybolun. Ruhunuza iyi gelecek.

Pruvanız neta olsun!

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg
İlgili Makale