X

‘Trauma dumping’: Anormalize edilen duygusal yükü boşaltmak

Normal değil ama normalleşiyor!

Günümüzde insan ilişkileri giderek daha karmaşık ve kafa karıştırıcı hale geliyor. Eskiden sınırları belli olan sağlıklı iletişim dinamikleri, artık bulanık bir hale gelmiş durumda. “Biriyle tanışıp birkaç dakika içinde tüm travmalarını dinlemek, hiç istemediğiniz halde başkasının duygusal çöp kutusu olmak, bir gün harika bir ilişkide olup ertesi gün terk edilmek…” Bütün bunları giderek daha sık yaşıyoruz ve en kötüsü de artık bu davranışların normal karşılanması.

Peki, bu gerçekten normal mi? Yoksa hepimiz farkında olmadan duygusal manipülasyonu ve sağlıksız ilişki dinamiklerini kabullenmeye mi başladık? Bu yazıda, son dönemde yaygınlaşan “trauma dumping” (travma boşaltma) davranışını inceleyerek neden anormal olanı kabullenmeye başladığımızı ele alacağım.

Trauma dumping nedir?

Travmalarımızı, üzüntülerimizi paylaşmak doğal bir ihtiyaç. Ancak trauma dumping, sağlıklı bir paylaşım sürecinden çok farklı bir yerde duruyor. Listeyi şöyle özetlemek mümkün:

  • Birinin isteği dışında aşırı derecede yoğun, travmatik içerikler anlatmak
  • Dinleyiciyi psikolojik olarak hazırlamadan duygu boşaltımı yapma
  • Karşıdaki kişinin sınırlarını, mental sağlığını dikkate almamak

Bunu en çok nerede görüyoruz? Yeni tanıştığımız insanlarla bir anda aşırı duygusal yakınlık kurarken, bir arkadaşımız bizi dinlemek istemediği halde ona ısrarla içimizi dökerken veya bir ilişkide, partnerimizin kaldırabileceğinden çok daha fazla travmayı ona yüklerken.

Peki, “Başkalarına anlatmam gerek, yoksa içimde tutamam!” diyorsanız? Bu içsel ihtiyacınızın farkında olmak önemli, ancak karşınızdaki kişinin bir psikolog olmadığını unutmamak da bir o kadar kritik.

Neden anormal olanı normalleştirdik?

Bugün birinin tüm travmalarını bir anda paylaşmasını, ilişki içinde kaç-gel oyunlarını veya duygusal sınır ihlallerini “insan doğası” diye kabulleniyoruz. Peki, bunun nedenleri neler?

1. Duygusal açlık ve hızlı bağlanma ihtiyacı

Modern insan yalnızlıktan korkuyor. Bu yüzden birisiyle tanışır tanışmaz derin duygusal bağlar kurmaya çalışıyoruz. Ancak bu bağlar çoğu zaman sağlıksız bir temele dayanıyor. Karşımızdakini bir destek mekanizması olarak görüp, onu istemeden de olsa bir terapi aracına çeviriyoruz. Bir ilişkiye başladığınızda, gerçekten o kişiyi mi tanımak istiyorsunuz, yoksa duygusal yükünüzü paylaşacak bir omuz mu arıyorsunuz?

2. Sosyal medya ve aşırı açıklık kültürü

Sosyal medyada insanlar özel hayatlarını, travmalarını, en karanlık anlarını hiç tanımadıkları yüzbinlerce kişiyle paylaşabiliyor. “İçini dök” kültürü, sınırların aşındığı ve herkesin her şeyi bilmesi gerektiği fikrini körüklüyor.” Kendi sınırlarınızı koruyor musunuz, yoksa herkesin hayatınızı bilmesine izin mi veriyorsunuz?

3. Destek mekanizmalarının yetersizliği

Eskiden insanlar sorunlarını aileleriyle, yakın dostlarıyla ya da bir danışmanla paylaşırdı. Şimdi ise çoğumuz içimizdeki yükü profesyonel destek almak yerine rastgele tanıştığımız insanlara anlatıyoruz. Çünkü anlatmak istiyoruz ama kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Profesyonel destek almayı düşündünüz mü, yoksa hayatınızdaki insanları terapist gibi mi kullanıyorsunuz?

‘Trauma dumping’e maruz kaldığınızda ne yapmalısınız?

Birileri sizden habersizce tüm duygusal yükünü üzerinize boşaltıyorsa bunun bir sınır ihlali olduğunu unutmayın:

  • Sınır koyun: “Bu konuşma benim için şu an fazla yoğun” diyerek nazik ama net bir sınır belirleyin.
  • Profesyonel yardıma yönlendirin: “Bunu bir terapistle konuşmak sana daha iyi gelebilir” diyerek karşı tarafı daha sağlıklı bir destek mekanizmasına yönlendirin.
  • Kendi ruh sağlığınızı önceliklendirin: Siz bir psikolog değilsiniz. Bir başkasının yükünü taşımak zorunda değilsiniz.

Peki ya siz trauma dumping yapıyorsanız?

Bazen fark etmeden biz de çevremizdeki insanlara trauma dumping yapıyor olabiliriz. Eğer sürekli aynı şeyleri anlatıyor, başkalarından dinleyici olmalarını bekliyor ve karşılığında onların da konuşmasına pek alan tanımıyorsanız şu soruları kendinize sorun:

  • Gerçekten çözüm mü arıyorum, yoksa sadece içimi mi döküyorum?
  • Karşımdaki kişi, bu kadar yoğun duygusal yükü kaldırabilir mi?
  • Başkalarının da konuşmasına izin veriyor muyum?
  • Bu konuyu profesyonel biriyle konuşmam daha doğru olur mu?

Travmalarımızı anlatmak sağlıklıdır, ancak bunun nerede, ne zaman ve kime anlatılacağını bilmek de en az anlatmak kadar önemlidir.

Anormallikleri normalleştirmeyelim!

Bazı şeyler gerçekten normal değil ve biz bunları fark etmezsek sağlıksız ilişki dinamiklerine maruz kalmaya devam ederiz.

  • Karşılıklı konuşma ve paylaşım sağlıklıdır. Ama her şeyi bir anda anlatmak, duygusal yükleri başkalarına taşımaları için bırakmak sağlıklı değildir.
  • İnsan ilişkilerinde sınırlar, özgürlüğü kısıtlayan değil, ruh sağlığımızı koruyan araçlardır.
  • Modern dünyanın getirdiği bu hızlı, sınır tanımayan duygu alışverişi içinde kendimizi kaybetmemek için farkındalık geliştirmek zorundayız.

Bazı yükler sadece anlatmakla hafiflemez; bazen gerçekten üzerine çalışarak, dönüştürerek ve sağlıklı alanlarda ele alarak hafifler. Başkalarının çöplüğü olmak zorunda değilsiniz, başkalarını da sizin çöplüğünüz haline getirmek zorunda değilsiniz.

İlginizi çekebilir: Gizli korkuların ilişkini nasıl sabote ediyor: Fark etmeden aşkı engelleyen 5 düşünce tuzağı

Aslı Yirsutimur: Merhaba ben Aslı! 1988’de İstanbul’da doğdum. Lisans hayatımı Ankara ve Almanya’da tamamladım. Ankara Üniversitesi Sosyal Antropoloji ve İletişim çift anadal mezunuyum. Almanya’da Avrupa Etnolojisi okudum. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim. Gazetecilik alanında yüksek lisans derslerimi tamamladım. Şu anda Marmara Üniversitesi Kişilerarası İletişim Bölümü’nde yüksek lisans tezimi yazıyor ve eril dişil arketipler üstüne araştırmalar yapıyorum. Üniversitede aldığım kuramsal alt yapı ve iletişim tekniklerini çeşitli sitelerde yazarak pekiştirmeye ve fikirlerimi herkesle paylaşmaya başladım. Bir yandan içerik üretirken bir yandan da öğretmenlik yaptım. Öğrencilerime daha faydalı nasıl olabilirim ve kariyerimde nasıl fark yaratabilirim diye düşünürken yolum koçluk ve psikoloji eğitimleri ile kesişti. 2011’den beri psikoloji eğitimleri ve iletişim bilgimi referans alarak yol arkadaşlığı yaptığım koçluk sistemimle yetişkinlerin ve öğrencilerin hayatına dokunurken kurumsal alanda da danışmanlık veriyorum. Kurumsal/bireysel eğitimler ve düzenlediğim atölyelerle de evrendeki iyi yaşam çemberinde yeni nesil rehber olma görevime devam etmekteyim. Çeşitli site, e-dergilerde ve kendi sosyal medya hesabımda içerik üretip yazmaya devam ediyorum. Aynı zamanda freelance editörlük yapıyorum. Tanıştığımıza çok memnun oldum!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. DDyson Airwrap Co-anda2x™D, yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale