Terk edilme korkunuzun altında hangi nedenler yatıyor?

Terk edilme korkusu çoğunlukla romantik ilişkilerde görünen ve ilişkiyi baltalayan, seyrini olumsuz etkileyen, sağlıksız bir ilişki olmasını sağlayan, güzel giden bir süreci bile olumsuzluğa sürükleyebilen psikolojik bir korku türüdür. Yaşadıkları korkuyu kanıtlayan gerekçeler olmadığı halde partneri tarafından terk edileceğini düşünen bireyin gün içinde zihninin bir köşesinde daima “Bir gün mutlaka terk edileceğim”, “Yalnız kalacağım”, “O ölecek ve ben tek kalacağım”, “Kesin başkasını bulacak ve beni terk edecek” gibi cümleler bulunmaktadır.

Bireyin sağlıklı giden ilişkisini bile baltalayan, mutsuzluğa doğru götüren, hem bireyin kendisini hem de ilişkide olduğu kişiyi bunaltan terk edilme korkusunun kökeni çocukluk yaşantınıza dayanıyor olabilir. Eğer çocukluk döneminizde parçalanmış aile olarak tanımlanabilen, yani ebeveynlerin boşanma sürecinin olduğu bir çocukluk geçirdiyseniz, erken yaşta ebeveyn kaybı yaşadıysanız bu durumlar sizin şimdiki yaşantınıza terk edilme korkusu olarak işlemiş olabilir. Dahası, ebeveynleriniz vardiyalı olarak çalışıyorsa ya da iş seyahatlerinden kaynaklı evden uzak kalma durumları olduysa, bu durum da korkunuzun oluşmasına zemin hazırlamış olabilir. Öte yandan, çocukluğunuzda eğitim nedeniyle yurtta ya da başka bir şehirde ailenizden uzakta zaman geçirdiyseniz, bu uzaklık da sizi olumsuz etkilemiş olabilir. Aile bireylerinden birinin hastalık süreci ya da hastanede yatması, çok sık ev ve şehir değiştirme, taşınma gibi sebepler de terk edilme korkusuna neden olabilmektedir.

Kaybetme korkusu yaşayan kişi, ilişkilerin sağlıklı olmadığını, bağlanılabilir olmadığını düşünmektedir. Dahası, ilişkisini yaşarken bile aşk acısı çekmektedir. Partneri sanki her an onu terk edecekmiş gibi düşünür. En ufak bir ayrılıkta bile terk edildiğini düşünür. Kişi partnerini aradığında ve ulaşamadığında aklına “Şu an kesin başka biriyle görüşüyor”, “Beni geri planda tutuyor”, “Kesin beni terk etti”, “Benden soğudu” gibi düşünceler gelir. Oysa gerçekten de kişinin telefona bakamamasının başka sebepleri olabilir. Terk edilme korkusu yaşayan kişi bu gibi durumlarda sadece kendisiyle ilgili nedenleri düşünmektedir.

Aslında kişi terk edileceğine o kadar inanır ki bilinçsiz bir şekilde bu düşüncesinin gerçekleşmesi için elinden geleni yapar. En ufak bir ayrılıkta bile kavga çıkararak terk edilmesini kolaylaştırır. Kişi bencil ve empatiden uzak davranır ve karşısındaki kişiyi bencillikle suçlar. Eğer karşı taraf sağlıklı bir bakış açısına sahip ise “Seninle yapamayacağız”, “Buna daha fazla katlanamayacağım”, “Seninle olmayacak” gibi sözler ile ilişkiyi sonlandırma kararı alabilmektedir.

Karşı tarafın bu kararı ile kişi kendisinin haklı çıktığını düşünür ve ilişkiye olan inancını da kaybeder. Bu sefer de kişi kendisini avutma moduna geçerek, gerçek duygularını bastırmayı amaçlayıp haz duygusuna dönüştürmeye çalışır. Başka insanlarla görüşür, eski sevgiliye mesaj atar, aşırı alışveriş yapar, tıkanırcasına yemek yer, gelişigüzel romantik ilişki yaşar, madde kullanımına başlar… Eğer bu davranışları yapmazsa bu acıya katlanamayacağını düşünür. Oysa unutulmaması gereken bir şey vardır, o da hiçbir duygunun şiddetinin sonsuza kadar sürmeyeceğidir.

Benimle iletişim kurmak, paylaşımlarımı takip etmek ve online/yüz yüze terapi hizmeti almak için @kln.psk.betulcavlak Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Bilişsel çarpıtmalar: En sık yapılan 10 düşünce hatası

Betül Cavlak Akdaş Klinik Psikolog
TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda ... Devam