Temizlik ürünlerinden yemek pişirirken oluşan dumana: Evdeki hava beynimizi nasıl etkiliyor?

Gün içinde sağlığınızı korumak için pek çok şeye dikkat ediyor olabilirsiniz. Dengeli beslenmeye çalışıyor, düzenli hareket ediyor, yeterince su içmeye özen gösteriyor ya da uyku düzeninizi iyileştirmeye çalışıyor olabilirsiniz. Peki ya her gün soluduğunuz havayı ne kadar düşünüyorsunuz?

Hava kirliliği söz konusu olduğunda çoğumuzun aklına ilk olarak yoğun trafik, egzoz dumanları, fabrika bacaları ya da orman yangınları gelir. Oysa gün içinde maruz kaldığımız hava kirliliğinin önemli bir kısmı aslında evimizin içinde oluşuyor olabilir. Mutfakta yemek pişirirken ortaya çıkan duman, sık kullanılan kokulu temizlik ürünleri, yaktığınız mumlar, şömine veya soba dumanı hatta dışarıdaki yoğun trafikten içeri sızan hava bile fark etmeden soluduğunuz havanın kalitesini değiştirebilir.

Üstelik bilim insanları artık bu durumun yalnızca akciğerleri değil, beyni de etkileyebileceğini düşünüyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar, hava kirliliğinin hafızadan dikkat süresine, karar verme becerisinden uzun vadeli beyin sağlığına kadar pek çok farklı alanda rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.

Yakın zamanda yayımlanan yeni bir araştırma ise bu ilişkinin sanılandan çok daha hızlı ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Araştırmaya göre, yaygın olarak karşılaşılan hava kirliliğine yalnızca bir saat maruz kalmak bile birkaç saat içinde hem akciğer fonksiyonlarında hem de bilişsel performansta ölçülebilir değişikliklere neden olabiliyor.

Bu yazımızda, günlük yaşamda sık karşılaşılan iç mekandaki hava kirliliğinin beyin sağlığını nasıl etkileyebileceğini, araştırmanın hangi sonuçlara ulaştığını ve maruziyetinizi azaltmak için neler yapabileceğinizi ele alıyoruz.

Araştırma nasıl gerçekleştirildi?

Araştırma, 50 yaşın üzerinde olan ve ailesinde demans öyküsü bulunan 15 sağlıklı yetişkinle gerçekleştirildi. Bilim insanları bu grubu özellikle tercih etti çünkü genetik yatkınlığı bulunan bireylerin hava kirliliğinin nörolojik etkilerine karşı daha hassas olabileceği düşünülüyor.

Katılımcılar, kontrollü koşullara sahip özel bir laboratuvar ortamında farklı hava kirliliğine birer saat boyunca maruz bırakıldı. İncelenen hava kirlilikleri arasında dizel egzozu, odun dumanı, yemek pişirme sırasında ortaya çıkan emisyonlar ve kokulu temizlik ürünlerinde bulunan limonen bileşiğinin havada oluşturduğu ince partiküller yer aldı. Karşılaştırma yapabilmek amacıyla katılımcılar farklı bir seansta temiz hava da soludu. Her uygulama arasında ise en az iki haftalık bir ara verildi.

Deney öncesinde ve sonrasında katılımcıların akciğer fonksiyonları ölçülürken; çalışma belleği, dikkat, bilgi işleme hızı ve planlama gibi yönetici bilişsel işlevleri değerlendiren testler de uygulandı.

Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri ise tüm deneylerde havadaki partikül miktarının benzer seviyelerde tutulmasıydı. Böylece araştırmacılar yalnızca havadaki kirlilik miktarını değil, maruz kalınan kirlilik kaynağının da sağlık üzerindeki etkisini değerlendirebildi.

Aynı miktarda kirlilik, farklı etkiler yaratabiliyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, havadaki partikül miktarı aynı olsa bile kaynağın büyük fark yaratmasıydı. Başka bir deyişle, soluduğunuz havanın ne kadar kirli olduğu kadar, bu kirliliğin nereden geldiği de önemli görünüyor. 

Örneğin odun dumanı ile kokulu temizlik ürünlerinden kaynaklanan ince partiküller, kısa süreli maruziyet sonrasında bile akciğer fonksiyonlarında ölçülebilir değişikliklere neden oldu. Dizel egzozu ise özellikle planlama, karar verme ve problem çözme gibi üst düzey bilişsel beceriler üzerinde diğer kaynaklardan ayrışan etkiler gösterdi. Bazı hava kirliliklerinin  çalışma belleği ve bilgi işleme hızında oluşturduğu değişimler ise araştırmacılar açısından beklenmedik sonuçlar arasında yer aldı.

Elbette çalışmanın bazı sınırlılıkları da bulunuyor. Katılımcı sayısının az olması nedeniyle sonuçların daha geniş gruplarla desteklenmesi gerekiyor. Ayrıca bilişsel değişimlerin bazıları oldukça hafif düzeydeydi ve her kirletici için aynı tablo ortaya çıkmadı.

Bununla birlikte araştırma önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Soluduğumuz havanın yalnızca ne kadar kirli olduğu değil, hangi kaynaktan geldiği de sağlığımız açısından belirleyici olabilir.

Bilim insanları neden “akciğer-beyin ekseni” üzerinde duruyor?

Son yıllarda bilim dünyasında giderek daha fazla konuşulan kavramlardan biri de akciğer-beyin ekseni. Eskiden akciğer ve beynin birbirinden bağımsız çalıştığı düşünülürken, artık bu iki organ arasında oldukça güçlü bir iletişim olduğu biliniyor.

Bilim insanlarına göre solunan bazı ince partiküller doğrudan kan dolaşımına karışabiliyor ya da burun boşluğundaki sinir yollarını kullanarak sinir sistemiyle etkileşime geçebiliyor. Bunun yanında havadaki kirliliğin akciğerlerde inflamasyonu tetiklediğinde ortaya çıkan bağışıklık sistemi yanıtı da dolaylı olarak beyin üzerinde etkili olabiliyor.

Bu süreç tek başına ciddi bir sorun yaratmayabilir. Ancak yıllar boyunca tekrar eden düşük doz maruziyetlerin kronik inflamasyonu artırabileceği, damar sağlığını olumsuz etkileyebileceği ve nörodejeneratif hastalıklarla ilişkili mekanizmaları harekete geçirebileceği düşünülüyor.

Bu nedenle uzmanlar artık hava kirliliğini yalnızca solunum sistemiyle ilgili bir sorun olarak değerlendirmiyor; beyin sağlığının da önemli belirleyicilerinden biri olarak ele alıyor.

Asıl dikkat edilmesi gereken yer: Evinizin içi

Pek çok kişi hava kirliliğinden korunmak için dışarıdaki havayı takip ediyor. Oysa günün büyük bölümünü kapalı alanlarda geçiriyoruz. Evlerimiz, ofislerimiz ve diğer kapalı yaşam alanlarımız bazen dışarıdan daha yüksek partikül yoğunluğuna sahip olabiliyor.

Örneğin balık ya da et kızartırken ortaya çıkan duman, uzun süre havalandırılmayan mutfaklar, yoğun kokulu yüzey temizleyicileri, oda spreyleri, tütsüler ve mumlar havadaki ince partikül miktarını artırabiliyor. Özellikle kış aylarında pencerelerin daha az açılması bu partiküllerin ortamda daha uzun süre kalmasına neden olabiliyor. Üstelik trafik yoğunluğunun bulunduğu bir caddeye yakın oturuyorsanız, dışarıdaki kirliliğin bir kısmı fark edilmeden evinizin içine de taşınabiliyor. Bu nedenle iç mekan hava kalitesi, çoğu zaman düşündüğümüzden daha fazla önem taşıyor.

Küçük alışkanlıklar büyük fark yaratabilir

Araştırmanın sonuçları, günlük yaşamda karşılaştığınız her hava kirliliğinden korkmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Ama küçük değişikliklerin uzun vadede maruz kaldığınız partikül miktarını azaltabileceğini gösteriyor.

Maruz kaldığınız hava kirliliğini azaltmak için küçük değişiklikler yapabilirsiniz:

  • Yemek pişirirken mümkün olduğunca aspiratör veya davlumbaz kullanın.
  • Temizlik yaparken ortamı havalandırmayı ihmal etmeyin.
  • Gün içinde evinizi düzenli olarak havalandırarak içeride biriken partiküllerin dışarı çıkmasını sağlayın.
  • Yoğun trafiğin olduğu bölgelerde yaşıyor ya da orman yangınlarının sık görüldüğü dönemlerde bulunuyorsanız HEPA filtreli bir hava temizleyici kullanmayı düşünebilirsiniz.
  • Oda spreyi, kokulu mum ve yoğun parfümlü temizlik ürünlerini gereğinden fazla kullanmamaya özen gösterin.

Tek başına bu önlemlerin tüm riski ortadan kaldırması mümkün olmasa da, uzun vadede maruz kaldığınız hava kirliliğini azaltmaya katkı sağlayabilir.

Beyin sağlığınızı korumak bazen pencere açmak kadar basit olabilir

Hava kirliliği denildiğinde çoğumuzun aklına hala dışarıdaki kirli hava geliyor. Oysa bu araştırma, gün içinde en sık soluduğumuz havanın çoğu zaman evimizin içinde olduğunu ve bu havanın da sağlığımız üzerinde düşündüğümüzden daha fazla etkisi olabileceğini hatırlatıyor.

Elbette tek bir çalışmanın sonuçları kesin yargılara varmak için yeterli değil. Ancak son yıllarda artan araştırmalar, hava kalitesinin yalnızca akciğerler ve kalp için değil, beyin sağlığı açısından da önemli bir çevresel faktör olduğunu giderek daha güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Belki de bu nedenle beyin sağlığını korumak, yalnızca doğru beslenmekten veya düzenli egzersiz yapmaktan ibaret değil. Gün içinde soluduğunuz havaya dikkat etmek, yaşam alanlarınızı düzenli olarak havalandırmak ve gereksiz kimyasal maruziyetini azaltmak da uzun vadede sağlığınız için düşündüğünüzden çok daha değerli bir yatırım olabilir.

Kaynak: mindbodygreen

İlginizi çekebilir: Geleneksel yöntemlerle yaşam alanlarını düzenli ve temiz tutmakta zorlananlar için yaratıcı çözümler

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!