X

Şubat ayında Netflix’te neler var?

Söz konusu dizi film olduğunda, dijital platformlar arasındaki lider elbette Netflix. Şubat ayının uzun ve karanlık kış akşamları, son dönem Netflix yapımlarıyla çok daha keyifli hale geliyor. Yeni sezonu merakla beklenen yapımlardan sürükleyici mini dizilere ve gizem dolu filmlere kadar oldukça geniş bir seçki, platform izleyicileriyle buluşuyor. İster hafta sonu kesintisiz bir dizi maratonu yapmak isteyin, isterseniz de tek başınıza rahatlatıcı bir kaçamak planlayın, aradığınız her içeriği Netflix yayın akışında bulabilirsiniz. İşte Şubat ayında kaçırmamanız gereken Netflix izleme listesi!

Pasta mı Değil mi? Sevgililer Günü Özel Bölümü – 4 Şubat

(Görsel: newonnetflix)

Dünyanın en ilginç ve bir o kadar eğlenceli yarışma formatlarından birine sahip olan bu özel yayın, 4 Şubat 2026 tarihinde izleyiciyle buluşuyor. Bu aya özgü romantizm temasını ekranlara getiren programda yarışmacılar kek yapma marifetlerini konuşturuyor. Sevgililer Günü konseptli pastalar, hediyeler ve bolca kırmızı renkle dolu olan yayın, tam olarak partnerle birlikte izlemelik leziz bir şölen sunuyor.

Güneşin Karanlığında – 5 Şubat

(Görsel: shiftdelete)

Michael Connelly’nin aynı isimli çok satan roman serisinden uyarlanan dizinin yeni sezonu, sürükleyici bir seri katil avı sunuyor. İşlemediği bir cinayetle suçlanan karakterin masumiyetini kanıtlamak adına gerçek katili bulma çabası, hem heyecanlı hem gerilimli bir maceraya dönüşüyor. Kendinizi Los Angeles’ın parıltılı sokaklarından bir anda karanlık arka sokaklarda bulduğunuz, sürükleyici bir anlatıya hazırsanız, komplo teorileri ve akıl oyunlarıyla dolu bu hikayeye bir şans verebilirsiniz.

Anneler Çetesi – 5 Şubat

(Görsel: marieclaire)

Hayatta bir çıkış yol bulmak için suçlu olmak zorunda kalan bir grup annenin hikayesini odağa alan bu yapım, annelik ve suç kavramlarını çarpıştırıyor. Geçinmek ve çocuklarına bakmak için banka soymaktan başka çaresi kalmayan umutsuz annelerin hayatını komedi unsurlarıyla birlikte ekrana getiriyor. Duygusal olduğu kadar düşündürücü ve eğlenceli bir anlatı ortaya koyarak toplumsal rollerin ötesine geçiyor.

Salvador – 6 Şubat

(Görsel: sortiraparis)

Sürükleyici İspanyol yapım dizilerinden olan “Salvador”, tarihi gerçekleri sarsıcı şekilde ortaya koyan bir dram niteliğinde. 6 Şubat’ta yayınlanacak olan 8 bölümlük yapım, politik bir aktivistin yaşamda kalma mücadelesini ve dönemin sınıf çatışmalarını ele alıyor. Çarpıcı sinematografisiyle öne çıkan yapım izleyiciyi, giderek kontrolden çıkan olaylar karşısında gerçeği ortaya çıkarmak isteyen bir insanın, tehlikeli ve cesur yolculuğuna ortak ediyor.

Masumiyet Müzesi – 13 Şubat

(Görsel: donanımhaber)

Yılın en heyecanla beklenen yapımlarından olan “Masumiyet Müzesi”, Orhan Pamuk’un dünyaca ünlü eserinden uyarlanan bir yapım. 1970’ler İstanbul’unda geçen hikaye, tutkulu iki aşığı odağa alıyor. Zengin bir ailenin oğlu ile yoksul akrabası arasındaki fırtınalı ilişki, insanın aşk uğruna neler yapabileceğinin sınavına dönüşüyor. Sevdiği kadın uğruna hayatındaki herkesi ve tüm maddiyatı karşısına alan karakter, küpelerden tokalara ve hatta sigara izmaritlerine kadar her şeyi biriktirerek aşkın derinden sarsıcı yönünü ortaya çıkarıyor. Bu sırada tutku, bağımlılık ve acı hakkında derin sorgulamalar yapıyor.

Kung Fu Panda Serisi – 15 Şubat

(Görsel: netflix)

Netflix 15 Şubat’ta animasyon severleri bir kez daha ekran başına kilitlemeye hazırlanıyor. Bu evrenin en sevilen karakterlerinden Kung Fu Panda Po’nun hikayesini seri halinde yayına alan platform, onun dünya savaşçısı olma yolundaki hikayesini tek seferde izlemek isteyenlere harika bir fırsat sunuyor. Özellikle hafta sonu film maratonu yapmak ve sevdiklerinizle eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız, bu tarihi takviminize kaydetmenizde fayda var. Çünkü bu güçlü yapım, animasyon olmasına rağmen hiçlik ve kendine inanma gibi derin kavramları irdeliyor.

Gordon Ramsay Olmak – 18 Şubat

(Görsel: netflix)

Dünyaca ünlü şef Gordon Ramsay’in mutfak sırlarını ekrana getiren bu belgesel serisi, bir gastronomi imparatorluğunun kurulma serüvenini ele alıyor. Mükemmeliyetçi ve sert tavırlarıyla bilinen şefin, kariyerindeki kırılımları irdeleyerek günümüzdeki haline evrilme sürecini aktarıyor. Başarısızlık, azim ve kararlılık kavramları üzerinden ilerleyen anlatı, bir yandan benzersiz bir mutfak sanatları deneyimi sunarken, diğer yandan ilham verici bir başarı serüvenine dönüşüyor.

The Night Agent, 3. Sezon – 19 Şubat

(Görsel: onedio)

Yeni sezonu merakla beklenen “The Night Agent”, Netflix’in en çok izlenen aksiyon-gerilim serilerinden biri. 19 Şubat’la birlikte tekrar ekranlara gelecek bu başyapıt, 3. sezonunda heyecanı zirveye taşıyor. FBI ajanı Peter Sutherland, Beyaz Saray ile ilgili ulusal güvenlik krizinin tam ortasında yer alırken, gizemli Simsar’ın kimliğini ortaya çıkarmaya ve terörist saldırılarını önlemeye çalışıyor. Komplo ve büyük suçları önlemek için verilen aksiyon dolu mücadele, tüm izleyicileri ekrana kitleme garantisi veriyor.

Bridgerton, 4. Sezon 3. Kısım – 26 Şubat

(Görsel: kayıprıhtım)

Dönem dizisi sevenlerin favorilerinden olan Bridgerton, 4. sezonunda da skandallı ve ışıltılı dünyasına kaldığı yerden devam ediyor. Regency döneminin tüm şatafatını ve gizemli aşk hikayelerini ekranlara taşıyan bu nefes kesici kurgu, bitmek bilmeyen dedikodularla çalkalanıyor. Bridgerton kardeşlerin evlilik arayışlarından görkemli balolara uzanan romantizm dolu hikaye, Lady Whistledown’ın yeni fısıltılarıyla birleşerek Londra sosyetesinin kriz dolu dünyasını gözler önüne seriyor. 

Mamma Mia! – 24 Şubat

(Görsel: darcross)

Kış ortasına neşe getirmeye aday yapımlardan olan “Mamma Mia!”, Şubat sonunda Netflix’te ekrana gelerek izleyiciyi Yunan adalarının sıcacık kıyılarına ışınlıyor. Aşk, romantizm ve kahkaha dolu hikaye ABBA’nın şarkılarıyla adeta ölümsüzleşen bir hikaye anlatıyor. Sophie’nin düğün öncesi babasını bulma arayışına girme macerası, bir anda bolca komik ve duygusal anlara sahne olan bir müzikale dönüşüyor. Şarkılara eşlik etmekten kendinizi alamayacağınız bu yapımda, Meryl Streep gibi dev oyuncu kadrosunun ustalığını izlemekten büyük zevk duyacaksınız.

İlginizi çekebilir: Nicole Kidman’ın son dönem dizi ve filmleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale