X

Sorun yok demek: İlişkilerde en tehlikeli cümle

Bazı cümleler vardır, ilk duyulduğunda rahatlatır. “Yok, sorun yok.” Sanki her şey yolundaymış gibi. Sanki üzerine konuşmaya gerek yokmuş gibi. Ama ben o cümleyi duyduğumda içim rahatlamaz. Tam tersine… orada bir şeyin kapandığını hissederim.

İnsan gerçekten iyi olduğunda bunu böyle söylemez. İçinden geçenleri anlatır. Dağınık da olsa anlatır. Bazen ne söylediğini tam toparlayamaz ama yine de anlatır. “Bir şey yok” dediği yerde genelde anlatmaktan vazgeçmiştir. İlişkilerde kopuş sandığımız gibi olmaz.

Büyük bir kavga, net bir bitiş, keskin bir karar… Öyle değil. Daha sessiz olur. Bir şey söyleyecekken vazgeçersin. Bir konuyu açmazsın. İçinde kalır. Karşı taraf anlamaz. Sen de anlatmazsın. Sonra bu hâl tanıdık olur. İnsan her şeye alışır.

Konuşmamaya da. İçinde tutmaya da. Anlaşılmamaya da. Ve bir süre sonra gerçekten “sorun yok” gibi gelmeye başlar. Ama bu huzur değildir.Bu, vazgeçmenin sessiz halidir.

Bazen insan, anlatmaya nereden başlayacağını bilemez. Çünkü mesele tek bir an değildir artık. Parça parça birikmiştir.

Hangi cümleyi kursa eksik kalacak gibi gelir. Hangi yerden başlasa yanlış anlaşılacak gibi… O yüzden hiç başlamaz. Ve anlatılmayan şeyler, zamanla hissedilmemiş gibi davranılmaya başlanır.

Bir de şu olur: İnsan bir süre sonra karşısındakine değil, kendi içinde konuşmaya başlar. “Zaten anlamaz.” “Şimdi söylesem tartışma çıkar.” “Boş ver…” Bu cümleler çoğaldıkça ilişkinin içindeki mesafe büyür. Ama dışarıdan bakıldığında hâlâ her şey normal görünür. Küçük şeyler olur aslında. Bir bakış, bir cümle, bir eksiklik… Tek başına önemsizdir.

Ama biriktikçe ağırlık yapar. İlişkiler büyük şeylerden yorulmaz. Küçük şeylerin birikmesinden yorulur. Benim gördüğüm şu:

İlişkiler çoğu zaman bitmez. İnsan önce içinden çekilir. Ve o çekilme, yüksek sesli olmaz. Çoğu zaman “yok, sorun yok” diye geçer. Ve bazı şeyler, söylenmediği için değil… söylenmeden kaldığı için uzaklaştırır. Sorunlarınızı biriktirmeden söyleyebilmeniz dileğiyle… Hepinize güzel günler diliyorum.

İlginizi çekebilir: Seviyor ama uzak duruyor: Kaçıngan bağlanan biriyle ilişki neden zor?

Eren İnce Çiftçi: İşletme lisansının ardından satış ve pazarlama alanında yüksek lisansını tamamlayan Çiftçi, 15 yıl boyunca akademisyen olarak görev yaptı. Bu süreçte insan ilişkilerine ve toplumsal dinamiklere olan ilgisi, onu sosyoloji lisansı ve psikoloji yüksek lisansına yönlendirdi. Aile ve çift danışmanlığı alanındaki formasyonunu akademik düzeyde tamamlamış; çeşitli psikolojik ekoller ve kuramsal yaklaşımlarda yetkinlik kazanmıştır. Deniz ve yelken sporu, onun hem kişisel hem de mesleki yolculuğunun önemli bir ilham kaynağı oldu. Yelkencilik deneyimlerinden ve denizin ruhani yönünden beslenen Eren İnce Çiftçi’nin üç edebiyat temalı kitabı okuyucusuyla buluştu. Bu eserlerden “Yedideniz’in Masalı”, Altın Yazar Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazılarında yaşamın iniş çıkışlarını, ilişkilerdeki görünmeyen bağları ve bireyin içsel yolculuğunu hem samimi hem de derinlikli bir dille kaleme almaktadır. Halen bireylerle, çiftlerle ve ailelerle çalışmakta; atölye ve seminerler düzenlemektedir. Amacı, insanların kendilerini ve ilişkilerini daha derinlikli anlamalarına ve hayatlarında anlamlı değişimler yaratmalarına eşlik etmektir.
İlgili Makale