X

Yeni bir yapay zeka modeli uyku esnasında hastalık riskini tahmin ediyor

Türünün ilk örneği diyebileceğimiz bir yapay zeka modeli, 100’den fazla sağlık durumunu tek bir gecelik uykudan elde edilen verilerle tahmin edebiliyor. Bu yazımızda, SleepFM isimli bu yeni modelin detaylarını sizlerle paylaşıyoruz.

SleepFM nedir?

Stanford Medicine araştırmacıları, yaklaşık 600.000 saatlik uyku verisiyle eğitilen SleepFM’i geliştirdi. Bu yapay zeka modeli, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok durumu yüksek doğrulukla tahmin edebiliyor. Farklı fizyolojik veri akışlarını birlikte kullanan model, hastalık öngörüsünü geliştirme ve sağlık risklerini daha iyi anlama potansiyeline sahip.

SleepFM, 65.000 katılımcıdan toplanan verilerle eğitildi. Bu veriler arasında beyin aktivitesi, kalp aktivitesi, solunum sinyalleri, bacak hareketleri, göz hareketleri ve daha fazlası bulunuyor.

Uykunun dilini öğrenme süreci

Araştırmacılar, yapay zeka eğitimi esnasında kullandıkları verileri çeşitli uyku kliniklerinde uyku değerlendirmesi yapılmış hastalardan topladılar. Bu veriler aracılığıyla, SleepFM’e uykunun dili öğretildi. Model, EEG, EKG, EMG, nabız ölçümleri ve solunum hava akışı gibi birden fazla veri akışını birlikte analiz ederek bunların aralarındaki ilişkiyi algıladı.

Modelin uykunun dilini öğrenmesi için yeni bir eğitim tekniği geliştirildi. Bu teknik, veri türlerinden birini gizleyerek modelden diğer sinyallere bakmayı içeriyor. Bu sayede, modelden eksik parçayı yeniden oluşturması isteniyor.

SleepFM ekibi, kalp sinyallerinin kalp hastalıkları tahmininde ve beyin sinyallerinin de ruh sağlığı tahmininde daha belirgin rol aldığını söylüyor. Bir diğer yandan, en doğru tahminlerin tüm veri türlerinin birlikte kullanılmasıyla elde edildiği de vurgulanıyor.

Hastalıkların öngörülmesi

Araştırmacılar, eğitim aşamasından sonra modeli farklı görevler için ince ayar yaparak test etti. Model, ilk olarak uyku evrelerini sınıflandırma ve uyku apnesinin şiddetini tespit etme gibi standart uyku analiz görevlerinde denendi. Bu deneme esnasında, SleepFM günümüzde kullanılan en gelişmiş modeller kadar iyi performans sergiledi.

Araştırmacılar, sonraki aşamada uyku verilerinden gelecekte ortaya çıkma potansiyeli olan hastalıkların tahminini hedefledi. Bu aşamada 600.000 saatlik uyku verileriyle katılımcıların elektronik sağlık kayıtları eşleştirildi. SleepFM sağlık kayıtlarında yer alan 1.000’den fazla hastalık kategorisini analiz etti ve bunların 130’unun uyku verileriyle makul doğrulukta tahmin edilebildiği keşfedildi. Model, kanser türleri, gebelik komplikasyonları, dolaşım sistemi hastalıkları ve ruhsal bozukluklar açısından güçlü tahminlerde bulundu.

SleepFM, spesifik olarak Parkinson hastalığı, demans, hipertansif kalp hastalığı, kalp krizi, prostat kanseri, meme kanseri ve ölüme dair başarılı tahminler yaptı. Araştırmacılar, modelin bu kadar çeşitli bir hastalık yelpazesinde anlamlı tahminler yapabilmesine şaşırdıklarını vurguladılar.

Araştırma ekibi, SleepFM’in tahminlerini daha da geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Gelecekte giyilebilir sağlık teknolojilerinin topladığı verilerin modele entegre edilebileceği belirtiliyor.

SleepFM çalışmasından çıkarabileceklerimiz

Bu inovatif yapay zeka modeli, temelde uykunun uzun vadeli sağlık risklerinin izlerini taşıyan biyolojik bir kanıt olduğunu gösteriyor. Kısacası, son teknolojiler aracılığıyla uyku kalitesinin öneminden somut ve ölçülebilir bir alana geçiş yapıyoruz.

Model, aynı zamanda Parkinson ve kanser gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkmadan yıllar önce risk düzeyinde tahmin edilebileceğini kanıtlıyor. Belirtiler ortaya çıkmadan yapılan risk tespiti, kişiselleştirilmiş önlem planlarını, erken müdahaleyi ve daha az travmatik tedavi süreçlerini destekliyor. Aynı zamanda, bu ve buna benzer gelişmelerle sağlık sektöründe maliyetlerin ve zaman kaybının azaltılabileceğini fark ediyoruz.

Her ne kadar SleepFM kritik bir değer taşısa da bu modelin hala araştırma aşamasında bulunduğunu belirtmeliyiz. Bu tarz teknolojilerin klinik kullanımı için doğrulama gerekiyor. Aynı zamanda, etik, veri gizliliği ve yanlış tahmin riski de ciddi konular arasında yer alıyor.

Kaynak: Stanford Medicine

İlginizi çekebilir: 18 yıllık bebek hasreti yapay zeka sayesinde sona erdi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale