X

Sevmediğiniz kitapları okumak neden önemlidir?

İçerdiği düşünceleri sevmediğiniz kitapları okumak neden önemlidir, hiç düşündünüz mü? “Hiç onaylamadığım bir düşünceyi anlatan bir kitabı neden okuyayım ki?” diyebilirsiniz. Haklı bir soru gibi duyuluyor. Sonuçta hayatlarımız birtakım boykotlarla geçiyor: Desteklemediğimiz markaların ürünleri almıyor, tarafsız habercilik ilkesini gözetmeyen gazeteleri okumuyor, hatta birkaç görüşünü beğenmediğimiz insanları takip bile etmiyoruz. Boykotun yaptırım gücü yadsınamaz elbette ama acaba kitapları boykot etmek farkında olmadan bize zarar veriyor olabilir mi? Bilgi alma konusunda kendimizi kısıtlıyor olabilir miyiz?

Kendimizi bizimle benzer şekilde düşünen insanların konuşma balonlarıyla sınırlamak, gün içinde daha az sinirlenmemizi sağlayabilir. Ancak, aynı şeyleri kitaplar için yaptığımızda iyi bir okuyucu olmaktan uzaklaştığımız da bir gerçek. The New York Times’ın kitap editörü Pamela Paul geçtiğimiz ay yayınlanan makalesinde, ön yargılı olduğumuz yazarlara ait olan ya da birkaç sayfasını çevirip içerdiği fikirler yüzünden bir kenara bıraktığımız kitapları okumanın öneminden bahsetti.

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor: Konumuz, edebi değeri düşük bir eseri okumaktan sinsi bir zevk almak ya da iyi olduğunu düşündüğümüz ama bizi hayal kırıklığına uğratan bir kitabı bırakıp başkasına geçmek değil. Konumuz, öne sürdüğü fikri ters bulduğumuz bir kitabı sırf bu yüzden okumamak. Yani yeni bir bakış açısına tümüyle kapalı olmak…

Sevmediğimiz bir kitabı okumak için pek çok nedenimiz olabilir. Bunlardan beşini sizler için seçtik…

  • “Bu kitaplar size gerçek değerlerinizin ne olduğunu hatırlatmaları bakımından oldukça önemlidir” diyor Pamela Paul. Eser boyunca yazarın dünyasına ve kafasına girer, onun kendisini nasıl hissettiğini ve ne şekilde düşündüğünü deneyimlersiniz. Bu, nelerin sizi rahatsız hissettirdiğini, hangi düşünce ve davranışlara değer verdiğinizi anlamak için çok iyi bir yoldur. Paul, kendi deneyiminden örnek veriyor ve asla bir liberteryen olmadığını ve olmayacağını, Ayn Rand’ın Hayatın Kaynağı (eski çevirisiyle Yaratılan Dünya) eserini okurken hissettiği tiksinti sayesinde anladığını söylüyor.

Bu tiksinti elbette kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor. Hatta tam tersi! Kitabın yaratmayı hedeflediği duyguyu okurun uçlarda yaşaması, kitabın başarısına kanıt sayılabilir. Goethe’nin ölümsüz eseri Genç Werther’in Acıları’nı okurken, Werther’in aşamadığı iç sıkıntılarının sizi de kitabı bıraktıracak kadar sıkması gibi…

  • Doğru zamanda okumadığınız bir kitabı sırf bu yüzden sevmemiş olabilirsiniz. Belki gerçekten anlamamış, karakterleri sinir bozucu bulmuş olabilirsiniz. Kitabı okurkenki görüşleriniz henüz olgunluğa ulaşmamış olabilir. Üstünden zaman geçtikten sonra kitaplara tekrar şans vermek iyi bir fikirdir.
  • Kişisel anlamda ve okur olarak ne denli olgunlaştığınızı, sevmediğiniz kitaplara bir şans vererek anlama fırsatınız olur. Tekrar okuyuşta tahammül edebildiğiniz bir kitap, zaman içinde farklı görüşlere sahip ve daha hoşgörülü bir kişiye dönüştüğünüzü görmenizi sağlayabilir.
  • Daha bilgili bir okur olursunuz. İyi bir okur olmak, ilgilendiğiniz ya da ilgilenmediğiniz tüm konularda yazılmış kitaplara bir şans vermekle mümkündür. Bir şeyi eleştirmek için onun hakkında fikir sahibi olmak gerektiğinin de altını çizelim.
  • Bu kitapları okumak, doğru bildiğiniz görüşleri savunmak için de yararlıdır. Karşıt görüşlü insanların kafasına girmek onların düşünce tarzını ve ifade şeklini anlamanıza, dolayısıyla kendi savınızı güçlendirmenize yardımcı olur.

Kaynak
The New York Times 
Bustle

İlginizi çekebilir: Yılda 52 kitap hayatınızı nasıl değiştirebilir? 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale