X

Sessiz küslük nedir? İlişkilerde pasif agresif davranışları anlamak

İlişkilerde bazen tartışmalar sırasında sert sözler söylenir ve çoğu zaman insanlar üstünden gelip devam etmeyi başarır. Ancak her ilişki dinamiği farklı olduğundan, bazen kırgınlık, suskunluk veya çözülmemiş duygular bir süre daha ilişkiyi etkileyebilir. Ama bazı durumlarda ortada hiçbir söz yoktur. Tam tersine, ağır bir sessizlik vardır. Telefonlara cevap verilmez, mesajlar okunur ama karşılık gelmez, aynı evin içinde bile göz göze gelmemek için yollar değiştirilir. İşte tam da bu noktada devreye giren şey, psikolojide silent treatment olarak adlandırılan, Türkçede çoğu zaman “sessiz kalma” ya da “küslükle cezalandırma” şeklinde ifade edilen davranıştır.

Birçok insan hayatının bir döneminde bu deneyimi yaşamıştır. Belki bir partneriniz size günlerce konuşmamıştır. Belki bir aile üyesi, kırıldığını söylemek yerine konuşmamayı tercih etmiştir. Hatta bazen bu durum aylarca sürebilir. Kişi ortada bir sorun olduğunu bilir ama sorunun ne olduğunu tam olarak anlayamaz. Sanki ilişkinin içinde görünmeyen bir duvar oluşmuştur.

İnsan ihtiyaçlarına müdahale: Sessizlik ve yalnızlık

İnsan olarak hepimiz bağ kurmaya ihtiyaç duyarız. Birinin bizi görmesini, duymasını, önemsemesini isteriz. Özellikle romantik ilişkilerde bu beklenti çok daha güçlüdür. Bir partnerden beklenen yalnızca birlikte vakit geçirmek değil, duygusal olarak orada olmaktır.

Sessiz kalma davranışı tam da bu ihtiyacı hedef alır. Karşı taraf konuşmayı reddettiğinde, göz teması kurmadığında veya varlığınızı yok saydığında yalnızca iletişim kesilmez, aynı zamanda bir tür duygusal geri çekilme yaşanır. Bu nedenle sessizlik, pasif-agresif davranışların en keskin biçimlerinden biri olarak kabul edilir.

Bu sessizlik deneyimiyle ilgili hikayeleri genellikle birbirine oldukça benzerlik gösterir. Bazen bir kişi partnerine yanlış bir şey söylediğinde ya da istemeden kırdığında, partnerinin bir anda tamamen içine kapandığını görür. Günler, hatta belki haftalar geçer, hala konuşmanın ne zaman başlayacağını bilmez. Benzer durumlar aile ilişkilerinde de görülür; bir ebeveyn çocuğunu eleştirdiğinde çocuk iletişimi kesebilir. Aramalar yapılır, mesajlar gönderilir, kapı çalınır ama karşılık gelmez. Bu noktada insanlar çoğu zaman ilişkilerinin yasını tutuyormuş gibi hisseder.

Belirsizlik ve kendini sorgulama

Sessiz kalmanın yarattığı en güçlü duygu belirsizliktir. İnsan zihni belirsizliği tolere etmekte zorlanır. Karşı taraf açıkça kırgınlığını ifade ederse, durumu anlamlandırabilir ve çözüm bulabiliriz. Ama sessizlikte yönünüzü bulamazsınız. “Acaba yanlış olan neydi? Fazla mı konuştum? Bir şeyi mi kırdım? Karşı taraf artık bu ilişkiyi istemiyor mu?” gibi sorular zihni meşgul eder.

Araştırmalar, sessiz kalma davranışının ilişkide güven duygusunu ciddi biçimde zedelediğini gösteriyor. Kaygı, korku ve huzursuzluk yaratır. İnsan kendini reddedilmiş hisseder, bazen sosyal olarak dışlanmış gibi yoğun bir yalnızlık duygusu ortaya çıkabilir. Uzun sürdüğünde sessizlik, duygusal açıdan oldukça yıpratıcıdır.

Bu durum özellikle zaten kırılgan bir öz saygıya sahip olan veya kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler için çok daha ağırdır. Böyle bireyler ilişkilerde terk edilme ihtimaline karşı daha hassastır. Partnerinin sessizliğine maruz kaldıklarında zihninde en kötü senaryolar hızla büyüyebilir. Sessizlik var olan kaygıyı daha da tetikler.

Sessiz kalmanın arkasındaki nedenler

Peki insanlar neden sessiz kalır? Bunun tek bir cevabı yoktur.

Bazıları duygularını anlamakta zorlanır. Öfke, hayal kırıklığı veya kırgınlık bir araya geldiğinde kişi konuşmak yerine içine çekilebilir. Kendi içinde sakinleşene kadar sessiz kalmak isteyebilir. Bazıları ise çatışmadan kaçınır. Tartışma çıkmasından korktukları için konuşmamayı daha güvenli bulurlar. İletişim becerileri gelişmemiş kişilerde de bu davranış görülebilir. Duygularını nasıl ifade edeceklerini bilmedikleri için susmak onlar için daha kolay gelebilir.

Ancak bazı durumlarda sessizlik yalnızca bir savunma değil, bir kontrol yöntemi olarak kullanılır. Kişi bilinçli olarak konuşmayarak partnerini cezalandırır. Amaç karşı tarafın suçluluk hissetmesini sağlamak, onu kontrol etmek veya güç kazanmak olabilir. İletişim kesildiğinde ilişkiyi yeniden başlatma sorumluluğu çoğu zaman karşı tarafa kalır. Böylece sessizlik dolaylı bir kontrol aracına dönüşür.

Sağlıklı geri çekilme ve psikolojik baski arasındaki fark

Her tartışmanın ortasında konuşmaya devam etmek her zaman iyi bir fikir değildir. Bazen insanlar gerçekten sakinleşmek için zamana ihtiyaç duyar. Tartışma büyüdüğünde biri konuşmaya ara vermek isteyebilir ve bunu açıkça ifade eder. Bir süre düşünmeye ihtiyacı olduğunu ve sakinleşince konuşmaya devam etmek istediğini söyleyebilir. Bu tür bir yaklaşım hem kendisine hem de karşısındaki kişiye olan saygısını gösterir.

Sessiz kalma davranışında ise bu açıklık yoktur. Karşı taraf yalnızca duvarla konuşuyormuş gibi hisseder. Bu davranış uzun süre devam ederse duygusal bir cezalandırma haline gelir. Bazı ilişkilerde sessizlik manipülasyonun bir parçası olabilir. Kişi karşısındakinin kendinden şüphe etmesini sağlayacak şekilde davranabilir. Bu tür durumlarda sessizlik yalnızca iletişim eksikliği değil, psikolojik baskının bir parçası haline gelir.

Sessiz kalma ile karşılaştığınızda ne yapmalı?

İlk refleksiniz durumu düzeltmeye çalışmak olabilir. Sevdiğiniz biriyle arasındaki mesafenin kapanmasını istemek oldukça doğal bir tepkidir. Mesaj atmak, aramak veya tekrar tekrar konuşmaya çalışmak yaygındır.

Ama önemli olan, karşı tarafın duygularının sorumluluğunu tamamen üstlenmemektir. Biri kırılmış olabilir ama bunu nasıl ifade edeceği onun seçimidir.

Daha sağlıklı bir yaklaşım, iletişim kapısını açık bırakmaktır. Karşı tarafın üzgün olduğunu fark ettiğinizi söylemek ve neyin rahatsız ettiğini duymaya hazır olduğunuzu ifade etmek çoğu zaman yeterlidir. Bazı insanlar gerçekten konuşmak için doğru zamanı bekler. Ama bunun sürekli tekrar eden bir davranış olup olmadığını da görmek gerekir. Sessizlik sık sık bir kontrol aracı olarak kullanılıyorsa kendi sınırlarınızı korumak önemlidir.

İlişkilerde iletişim yalnızca konuşmaktan ibaret değildir. Ama tamamen susmak da bir iletişim biçimidir ve çoğu zaman oldukça sert bir mesaj verir. Sessiz kalma, o anki duygusal emeği vermek istemediğinizi gösterir. Böyle bir durumda kendinizi suçlamak yerine kendinize şefkat göstermek ve şu soruyu sormak önemlidir: Bu ilişki içinde benim ihtiyaçlarım gerçekten görülüyor mu?

Kendinize şefkat gösterin

En önemli şey, kendinize nazik davranmaktır. Birinin sizinle konuşmayı reddetmesi, sizin değerinizle ilgili değildir. İnsanların davranışları çoğu zaman kendi duygusal becerileriyle ilgilidir.

Böyle bir sessizlikle karşılaştığınızda iç sesinizin sizi yargılamasına izin vermek yerine kendinize daha nazik davranın. Sağlıklı ilişkilerde insanlar sorunlardan kaçmak yerine, konuşmanın zor olduğu anlarda bile birbirlerine dönmeyi seçerler.

Kendinizi suçlamayın. Öz saygınızı koruyun. Ve her zaman için sorunlarla başa çıkarken “Benim iyiliğim için en doğru adım nedir?” sorusunu kendinize sorun.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: İlişki yakıtınız bitti mi? Duygusal yakıtı kazanma rehberi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale