X

Sebze ve meyveleri yıkarken kullanılan suyun özellikleri nasıl olmalıdır?

G15

Su hayatımızın her alanında var. Bazen aklımıza bile gelmeyecek yerlerde kullanılmakta. Yaşamın vazgeçilmezi; özellikle de direk olarak kullanıldığı günlük işlerimizde. Suyun kullanım alanlarında ilk akla gelenler ise temizlik, yemek hazırlama ve pişirme, duş alma gibi günlük rutin işler.

Her gün, yemek pişirmek veya direk tüketmek için tonlarca su kullanılır. Bu sular sebze, meyve ve diğer besinlerin üzerinde birikmiş tozu, kiri, bakteriyi, kimyasal ve zirai atıkları temizlemek için kullanılır. Bazen de suya birtakım eklemeler yapılarak etkinliği arttırılır.

Yıkama suyu olarak çoğunlukla şehir şebeke suyu kullanılır. Şebeke suyunun tam temizleyip temizlemediğinden bazen emin olunmaz ya da içe sinmez; ancak yine de elden gelenin e iyisinin yapıldığına inanılır. Besin pişecek ise kaygılar biraz azalır, çünkü yemek pişirme sürecinde uzun süre kaynayan suda mikroorganizmanın yaşama şansı olmadığı için içme suyunun yanı sıra şebeke suyu da kullanılabilir.

Besinlerin değeri, tadı ve kalitesi; sulama, yıkama ve pişirme suyu ile doğrudan ilgilidir. Bu süreçlerde kullanılan suyun kalitesi ne kadar yüksek ise sonuç o kadar iyi olacaktır.

Sebze yıkama esnasında dikkat edilmesi gerekenler

Sebze yıkamak bazen tabiri caize ise “işkenceye” dönüşebilmektedir. Toprağın içinde ve çok yakınında yetiştikleri için birçok hastalık yapıcı mikroorganizmanın sebzelerde yaşama ihtimali vardır. Özellikle e.koli gibi bakteriler en çok korkulanlar arasındadır. Bu nedenle sebze yıkarken sadece topraktan değil arındırmak değil, sebzeyi dezenfekte etmek de istenir.

Özellikle ıspanak gibi yapraklı sebzelerde yıkama işlemi hem zahmetli hem de son derece soru işaretlidir. Çünkü sebzenin üzerine bol miktarda toprak vardır ve her bir yaprağı tek tek elden geçirmek uzun süre almaktadır. Ispanak genelde, büyük bir kapta bol su ile 3-4 defa yıkanır. İlk suyuna sirke, limon suyu ya da tuz eklemek suretiyle mikro organizmalar temizlenmeye çalışılır.

Sebze yıkama işleminde daha enteresan yöntemler de kullanılmaktadır; bulaşık makinesinde yıkamak gibi. Sebzeleri bulaşık makinesinde yıkarken, soğuk su ile ve deterjan kullanmadan ön yıkama programı ile yıkama tercih edilir. Bu yöntemin, hem pratik olması hem de daha az su kullanması nedeni ile sıkça tercih edildiği tahmin edilmektedir.

Kabuklu sebzelerde ise iş biraz daha kolaylaşır. Kök sebzeler çoğunlukla toprağından temizlenmiş olarak satılır. Bu sebzeler suyun altında ovmak veya bir fırça yardımıyla fırçalamak yöntemi ile temizlenir ve soyulur. Bu sayede üst tabaka kullanılmamış olsa da, akılda yine de soru işaretleri kalabilir. Bunlardan en önemlisi sebzenin kabuğundaki besinden faydalanamamak, diğeri ise soyma işleminde kabuktan sebzenin iç kısmına bulaşma ihtimali olan mikroorganizmaların varlığıdır.

Restoran, otel gibi büyük işletmelerin bu konuda nasıl bir yol izlediklerini merak edebilirsiniz. Aslında evde yapılan işlemlerden biraz daha farklı olarak tambur şeklinde büyük kazanlara su doldurup sebzeleri yıkarlar. Burada basınçlı su, dönen tambur gibi mekanizmalar sebzeleri eşit, hızlı ve etkili bir şekilde yıkamaktadır. Mikroorganizmalar için ise farklı dezenfektanlar kullanılabilmektedir.

Bununla birlikte sebze yıkama işleminde ileri teknoloji de kullanılmaktadır. Bunlardan en pratiği ozonlu su üreten musluklardır. Ozon, gelişmiş birçok ülkede şebeke suyunu dezenfekte etmek için kullanılmaktadır. Ayrıca tarım ilaçlarının da etkili bir şekilde uzaklaşmasını sağlamaya yardımcıdır. Sadece sebze-meyve değil, et ve balık gibi mikroorganizma içerme oranı yüksek besinler de etkili, sağlıklı ve tadı bozulmayacak bir şekilde temizlemektedir. Mutfaktaki tüm araç gereçler de ozonlu suyun dezenfekte etme özelliğinden de rahatlıkla yararlanabilmektedir.

Peki meyveler nasıl yıkanmalı?

Sebzeler kadar dezenfekte etme kaygımız olmasa da, meyvelerin de güzelce temizlenmesini isteriz. Özellikle zirai ilaç kalıntılarının…

Meyve yıkamada, sebze yıkama sürecinde kullanılan yöntemler uygulanmaktadır. Bununla birlikte, mumsu, yağlı zirai tabakayı (mesela elmaların üzerinde olan ve parlamasını sağlayan tabaka) çıkarmak içinse farklı yöntemler kullanmak gerekmektedir.

Alkalinitesi yüksek maddelerin yağı parçalama özelliği vardır. Tıpkı sabun, şampuan gibi… Elimizdeki, cildimizdeki veya saçımızdaki yağı arındırmak için sabun, şampuan vs. kullanırız. Bu yöntem meyvelerin üzerindeki yağlı tabakayı da çözmeye yardımcı olmaktadır. Ancak, sabun, deterjan gibi dezenfektanları kullanamayacağımız için farklı yöntemler ile giderme işlemini yapmak gerekmektedir. Mesela, sirke kullanımı en pratik yöntemler arasındadır.   

Uzak doğuda ise, ileri teknolojinin de yardımıyla su iyonizerleri kullanılmaktadır. Bu cihazlar şebeke suyundan yüksek alkali su üretebilmektedir. Bu sayede sadece sebze, meyve ve diğer gıdalarını yağlı zirai ilaçlardan arındırmakla kalmaz aynı zamanda sterilize de ederler. Çünkü mikroorganizmaların yüksek alkali ortamda yaşayabilme şansları düşüktür.

Su iyonizerlerinin yüksek alkali su üretimi dışında, yüksek asidik su da üretebilmektedir. Bu sayesinde de tüm besin maddeleri (1 dakikadan uzun kalmayacak şekilde) dahil, tüm araç, gereç ve yüzeylerin sterilizasyonunda rahatlıkla kullanılmaktadır.

Yemek hazırlamada kullanılan malzemelerin de düzenli olarak sterilize edilmesi, özellikle et, balık ve tavuk kesilen tahtaların, kesilen bıçakların, pişiren kapların da bakteri üretmemesi adına yine besin sterilizasyonunda kullanılan yöntemler gibi sterilize edilmesi gerekmektedir.

ilginizi çekebilir: Sudan gelen bir yudum nefes

Oya Milli Sülün: Sulak bir ülke olan Hollanda'da doğup, büyümeme rağmen, kendimi bildim bileli bir bardak su içmez, üniversite yıllarında okurken de içme suyu ile ilgili hiçbir çalışma yapmak istemezken, yaşam beni "canlı su" uzmanı yaparak hayatın ne kadar ironik olduğunu kanıtladı. Ben de hayatın bana verdiği cevaba karşılık, suyun bilinmeyenlerinde önce bir güzel kayboldum sonra da kendimi de bulup çıktım… Siz de su deyip geçmeyin, çünkü SU: aşktır, sanattır, sevgidir, barıştır, bununla birlikte aynı zamanda şifadır, enerjidir, yakıttır, güçtür, bazen de afettir, seldir, çığdır...

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale