Sardı Yargılar, Gelecek Yıllar: Yargıladıklarınızın altında gizli ihtiyaçlarınız yatıyor olabilir mi?

Bir terapiste gitmeye başladığım ilk zamanlarda, ‘yargılayan’ biri olduğum gerçeğiyle tanıştığımda şok geçirmiştim. Meğer fark etmeden yargılıyor, yargılanıyor ve dolayısıyla yargılanmaktan korkuyormuşum. Sonraları fark ettim ki bu derya denizinde sürüklenen tek kaptan ben değilim.    

Yargının kendimce en kısa tanımına ‘kendini üstün görme hali’ diyebilirim. Birini yargıladığım her an kendimi karşımdakinden ayırıyor, birliğimizi unutuyorum. Kıyaslama yaparak, fark etmeden küçümsüyorum. Benden farklı olanları yargıladığım sürece, yargılanmaktan korkacağımı ve bu yüzden de içimden geldiği gibi davranamayacağımı keşfedince, bu huyum dönüşmeye başladı. Üzerine bir de başkalarıyla ilgili yaptığım yargıların bende bir karşılığı olduğunu fark edince, kolay kolay ağzımı açmaya cesaret edemez oldum. Bu dönüşümümü bir paragrafta toparladığıma bakma. Ne kadar çok şeyi yargıladığımı fark edince, uzun bir dönem de yargıladıklarımı yargıladım. Bi’ bu eksikti.

Farklı dinlerden, toplumlardan, şehirlerden, ailelerden çıkmış, eğitimler almış, bambaşka yollar yürümüş, birbirinden bağımsız adımlar atmış insanlarız. Dolayısıyla hepimizin doğrusu, yanlışı, karakterli, cool insan tanımı birbirinden farklı olabilir. Bu bilgiyi sağ cebimde tutuyorum. Sol cebimde de empati. Kendimce yargılanası bir durum görünce, sol cebimdeki kartı çekiyor ‘karşımdakinin hayat koşullarında yetişmiş olsam, ben de aynı şeyi yapardım’ bakış açısıyla yaklaşmaya çalışıyorum. Çoğu zaman tutuyor.

Fark ettim ki kendi alışkanlıklarımı, yaşamımı ya da bastırdığım ihtiyaçlarımı görüyorum reddettiğim ve kızdığım şeylerde… Tahammül edemediğim, olduğum ya da olmaktan korktuğum serin sular buralar. Güneşli kumların üzerinden, turkuaz denize nazır sere serpe yatarken onu bunu yargılamak kolaydı. Şimdi boyumdan büyük dalgalarla yüzüyor, buz gibi sulara atıyorum kulaçlarımı.

Üzerinde çalıştığım hala daha tam adını koyamadığım bir yargım; sosyal medya kullanımı. Sürekli kendini paylaşan insanları gördüm mü, yargılıyorum. Oku ne kadar kendime çevirmeye çalışsam da bir türlü çıkamıyorum işin içinden. Ben de kendi suratımı ve kendimi her an mutluymuş gibi göstermek istiyor olmamam diyorum. Ama mesela arada bir koyasım geliyor kendimi, sonra yargılanırım diye vazgeçiyorum. Neden? Çünkü ben de yargılıyorum. Ne kadar ekmek, o kadar köfte.

Herhangi bir durumu yargılıyor ya da ötekileştiriyorsam, bu ancak benimle ilgili olabilir. Bendeki yansımasını bulmak için insanlarda ve çevremde en çok yargıladığım, bana en uzak gelen durumları bir kağıda dökme kararı aldım. Neden direnç gösterdiğimi ve yargımın altında yatan gizli ihtiyacım ne olabilir, ona bakıyorum. Eminim senin de direnç gösterdiğin durumlar sık sık oluyordur hayatında. ‘Bir yargı da sen çiziktir’ kampanyama katılmak istersen, kalbin kadar temiz bir sayfada buluşalım. Yanına da kılıçtan üstün bir kalem aldın mı, sırtın yere gelmez.

 

İlginizi çekebilir: Özgürlük burada: Hepinizi delirmeye davet ediyorum

Yasemin Yapanar
Yaşam yolculuğumun öyle çıplak bir noktasındayım ki, kendimi tanıtırken aldığım eğitimden, çalıştığım markalardan, bugüne kadarki başarılarımdan bahsedesim kaçtı. İnançlarım, alışkanlıklarım, sevdiklerim/sevmediklerim, hayatı yaşama biçimim, ... Devam