X

Sadeliği geliştirmek ve hayatı basitleştirmek mümkün mü?

“Hayatın anlamı sadece yaşamaktır. Çok sade, çok açık ve çok basit.” -Alan Watts

Günlük yaşam koşuşturmacasında belki kendimize pek fazla sormadığımız, hatta üzerine düşünmediğimiz sorulardan birisidir bu: Sadeliği geliştirmek ve hayatı basitleştirmek mümkün mü?

Her sabah aynı telaşla uyanır, hızlıca hazırlanır, her zamanki gibi yola koyuluruz. Hep bir yerlere yetişmeye çalışırken başka türlü bir yaşam mümkün değilmiş gibi günleri ve yaşamı tüketiriz aslında. Peki bu tüketimi daha sade ve keyifli bir hale getirebilir miyiz? Kendi sınırlarımız ve şartlarımız dahilinde hayatı daha basit kılarak iyi hissedebilir miyiz?

Jung otobiyografisini okurken göl kenarında bir arazi alıp evini yaptırdığı anları anlattığı bir bölüm vardı. Orada şu paragraf dikkatimi çekmişti:

“Elektrik olsun istemedim. Kendi sobamı ve ocağımı kendim yakıyorum. Akşamları gaz lambası kullanıyorum. Çeşme suyu da yok. Suyu kuyudan ben çekiyorum. Odun kesiyorum ve yemeğimi kendim yapıyorum. Bu basit işler insanı sade yapar. Sade olmak da öylesine zordur ki!”

Bunu doğayla gösterişsiz bir uyum içinde yaşamak olarak adlandırıyordu Jung. Ben bu paragrafta “..sade olmak öylesine zordur ki!” kısmına biraz takılmıştım. Gerçekten zor mu bu kadar acaba derken hayatı basitleştiren küçük şeylerin listesini çıkarmaya başladım.

Herhangi bir yerden, mekandan bağımsız hepimizin hayatına dahil edebileceği sadelik adımlarını ben şimdilik 5 maddede toparladım. Siz bu sayıyı artırabilir, kendi yeni maddelerinizi ekleyebilirsiniz:

  • Doğa ile daha fazla zaman geçirmek: Doğanın hem ruhumuza hem zihnimize hem de bedenimize iyi gelen muhteşem güçleri var. Bundan ne kadar çok yararlanırsak o kadar iyi hissedeceğimiz tartışmasız bir gerçek. Güneşin modumuzu yükselten etkisini, yeşilin ruhumuzu dinginleştiren gücünü, kuşların mutluluk dolu cıvıltısını doğadan başka nerede bulabiliriz?

Günün belli saatlerinde yürüyüş yaparak doğanın bu ücretsiz gösterilerine şahit olabilir, hayatın belki sıradan bulduğumuz bu anlarına farklı bir gözle bakmayı seçebiliriz. Bir şeyler ekmek yetiştirmek, yaşam alanınızı yeşillendirmek, sosyalleşme planlarını kapalı mekanlar yerine açık hava aktivitelerine dönüştürmek, şehri bisiklet ile keşfetmek hayatınızı basitleştirecek küçük adımlara örnek olabilir.

  • Yavaş sabahlar: Yavaşlamak son yılların trend kavramlarından. Zihninizi sabah tüm gün yapılacaklar ile meşgul etmek yerine eylemsiz bir şekilde güne başlamayı seçmek veya kendi sabah rutininizi bulmak yaşamınızda ciddi bir fark yaratacaktır. Sıcak bir kahve eşliğinde güne sevdiğiniz kitaplar ile başlamak veya sabah sayfaları yazarak zihninizi filtresiz akıttığınız bir defter tutmak sizin ‘slow morning’ rutinlerinizden biri olabilir.

  • İç huzuru artıracak şeylere yatırım yapmak: Ruhun ilacı dışarıda değil içeride oluyor çoğu zaman. İçsel huzuru destekleyecek şeyleri bulmak, bunları sürdürülebilir kılmak, sade ve keyifli yaşamın önemli bir ipucu aslında. Sevdiğiniz bir hobi bulup buna zaman ayırmak ile işe başlayabilirsiniz. Resim yapmak, yoga veya meditasyona başlamak, kitap okumak, günlük tutmak, puzzle ve maket vb. işlerle uğraşmak içsel dünyanızı zenginleştirirken sizi dış dünyanın koşuşturmacası ve stresinden de biraz uzaklaştıracaktır.

  • Daha az tüketimi bir yaşam felsefesi yapmaya çabalamak: Gereksiz satın alma ve tüketim alışkanlıkları, bizi kısa süreli mutlu etse de bunun aslında bir illüzyon, bir yanılsama olduğunu fark etmek hayatınızı değiştirecek önemli sadelik adımlarından bir tanesidir. Satın alma alışkanlıklarınızı deneyimlere yapılan yatırımlara dönüştürmek size daha keyifli alanlar açar. Yaşam alanlarında sadelik için de daha az tüketim, sizi birden fazla iş yükünden kurtaracaktır.
  • Felsefeyi yaşamınızda bir rehber olarak seçmek : Memnun olmadığınız yaşamı değiştirecek bir sihirli değnek yok, fakat hayatınızı değiştirecek felsefeler var. Felsefe denilince daha çok onun karanlık yanları ilk akla gelir. Ama yaşamınıza yön verirken size ilham verecek felsefeler de mevcut. Başta Stoa felsefesi, Spinoza, Nietzsche, Epikuros gibi filozofların felsefeleri ile tanışarak bambaşka bakış açıları kazanabilirsiniz.

Felsefe demişken Epiktetosun şu sözü ile noktayı koyalım: “Felsefe, insana harici olan hiçbir şeyi güvence altına alma sözü vermez. Yaşam sanatının konusu, her bireyin kendi hayatıdır.”

Ve gülümseten bonus: Sade seven amcayı es geçmeyelim 🙂

Yazıma ilham olan faydalandığım kaynak kitaplar ve alıntılar:

İlginizi çekebilir: Carl Jung’dan hayatınızı değiştirecek 15 alıntı

Seda İstifciel: Mehabalar, ben Seda. 2014 yılından beri çeşitli markalara ve e-ticaret alanında içerik uzmanlığı yapmaktayım. Ege Üniversitesi Felsefe bölümünü bitirdikten sonra kısa bir öğretmenlik tecrübem oldu. Sonrasında sosyal medya, SEO ve blog tarafında farklı mecralarda ve markalarla çalışmaya başladım. Okumak ve yeni yerler keşfetmek sanırım bu hayatta en keyif aldığım şeylerin başında geliyor. Burada görmekten keyif aldığım yerleri ve okuduğum kitaplarla ilgili etkilendiğim, sorgulamayı sevdiğim konuları paylaşmaktan mutluluk duyacağım. Doğayı, tüm hayvanları özellikle de kuşları, huzurlu ve şirin mekanları fotoğraflamayı, buralarda kahve içip hayaller kurmayı seviyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale