Sadeleşmek: Sürekli koşuşturma halindeki hayatı yavaşlatın

Hayatınız sürekli bir koşuşturma içinde geçiyor ve zaman kum taneleri gibi parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor. Boşa mı kürek çekiyoruz sistem zengini zengin etmek üzerine kurulmuşken? Bu iç karartıcı bir yazı gibi gelmesin lütfen. Tabii ki herkesin paraya ihtiyacı var. Spiritüel bir kursa gitmek bile dünyanın parası. Paraya ihtiyacımız var ama benliğimizi satmaya… Bence yok.

Sorumluluğumuzu almaya ihtiyacımız var ama gereksiz yere aldığımız sorumluluğu, katkı sağlamayan şeyleri, düşünceleri sırtlanmaya ihtiyacımız yok. Ben mutluluğun formülünü buldum: SADELEŞMEK. Yapman gerekeni yapıp ilahi akışa güvenmek…

Sadeleşmek: Sürekli koşuşturma halindeki hayatı yavaşlatın

Sadeleşmek deyince hep aklıma Eflatun’un şu sözleri geliyor.

Eflatun’a sormuşlar, “İnsanoğlunda sizi en çok şaşırtan şeyler neler?

Eflatun tek tek sıralamış:

  • Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler…
  • Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler…
  • Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar…
  • Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler…

Sıra gelmiş ikinci soruya; “Peki sen ne öneriyorsun?

Bilge yine sıralamış:

  • Kimseye kendinizi “sevdirmeye” kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi “sevilmeye” bırakmaktır…
  • Önemli olan; hayatta “en çok şeye sahip olmak” değil, “en az şeye ihtiyaç duymaktır”…

Ne kadar güzel özetlemiş değil mi hayatı?

Ben de naçizane bir şeyler eklemek istiyorum. Size doğru geliyorsa uygulayın. Ben başardım. Sadeleştim, doyuma ulaştım, huzuru buldum.

Daha güzel ve kaliteli bir yaşam için yapmanız gerekenler

Sadeleşmek: Sürekli koşuşturma halindeki hayatı yavaşlatın

  1. Nefes al. Tabii ki nefes alıyoruz ben doğru nefes almaktan bahsediyorum. Ciğerlerini doldur nefesle, hisset nefesini, bedeninde dolaşmasını. Seni aşağı çeken, katkı sağlamayan, anlamayan insanlara gereksiz zaman harcamayın. Kendini enerjini yükseltecek şeylere akıt.
  2. İhtiyacından fazlasına duyduğun açlığı özgür bırak. Bu ihtiyaç çocuklukta alamadığın sevgi, değer ve onay. Kendini severek, onaylayarak ötesine geçebilirsin bu açlığın. Bunu dışarıdan almaya çalışarak doyuramazsın. Değer insanların sana sunduğu davranış biçimi değil, içinde hissettiğin bir duygu olmalıdır.
  3. Geçmişi ve kendini affet. Hepimiz hayatımızın çok zor olduğu dönemlerden geçtik. Kimileri bu döngüden çok daha kolay geçti, kimileri hala bu deneyimi kalbinde taşıyor. Aslında hayat bize bir şey gösteriyor bu dönemlerde: İçine dön. İçsel gücünün ve benliğinin farkına var. Şamanlara göre eğer hayatında zorluklar hastalıklar vs varsa bu özünden koptuğun, enerjini fazlasıyla dışa odakladığın anlamına geliyormuş. Gücünü o ne yaptı, bu ne söyledi değil de yalnızca kendine kendi sorumluluğuna odakla.
  4. Şikayet etmekten vazgeç ve sahip olduklarına şükret. Sahip olduğun güzelliklerin listesini yap. Dua et. Güzel düşün.
  5. İnsanlara yardım et. İnsan verdikçe çoğalır, azalmaz. Toprağa bir tohum ekersin kocaman bir ağaç olur ve meyve verir. Bu dünyaya nefes vererek geldik. Vermeden alamazsın unutma. İnsanlara yardım etmek pozitif enerjini yükleyecektir. Gereksiz, işe yaramayan fazla eşyalarını sevgiyle ver.
  6. Özüne dön. İçinde çok büyük bir hazine var. Sen bunu fark etmesen de… Düşüncelerinin gücünü önemse. Hayatında limitler varsa bu nefesinin ve düşüncelerinin limitlenişinden kaynaklı. Yaptığın işi sev. Yaptığın işi eğlenceli hale getir. En önemlisi ne yaparsan yap, yaptığın şeyle birçok insana hizmet ettiğinin farkında ol. “İşimde çok mutsuzum ve çok geriliyorum” düşüncesi zihnine geldiğinde içinden de ki “Beni mutsuz kılan tüm düşünceleri özgür bırakıyorum, huzuru seçiyorum ve ilahi akış içindeyim.” Sen değerlisin.
  7. Kimseyi değiştirmeye çalışma. Bu enerji ve zaman kaybı. Değişmesi gereken şey davranışın ve inanç şeklin. Ancak davranış değişirse deneyim değişir. Yüklediğin anlam değişirse hafiflersin.

Bol nefesli günler diliyorum herkese…

 

İlginizi çekebilir: Yok saymak çözüm değildir: Duygular yaşanmalı ve serbest bırakılmalı

Tuba Kaytaş
Türkiye’nin ilk nefes koçlarından olan Tuba Kaytaş, Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. İlk nefes eğitimini 2005 yılında Judith Kravitz’ten aldı. Nefesin hayatına ... Devam