X

Renksiz binaların büyük rakipleri: Renklerin izini süren “neşeli” binalar

Neşe, günlük hayatta sıklıkla kullandığımız, ancak anlamını tam olarak bilmediğimiz bir kavram. Psikologların neşe tanımı, genellikle geçici ve yoğun bir duyguyu anlatıyor. Bizi güldüren ve yerimizde duramama hissi veren neşe, çoğu zaman mutlulukla karıştırılıyor. Neşenin mutluluktan farkı ise mutluluğun ölçülmesinde zaman içinde ne kadar iyi hissettiğimizin önemli olmasına rağmen, neşenin daha çok anı yaşamakla ilgili olması. Tasarımcı Ingrid Fetell Lee, kültürel olarak mutluluk konusuna takılmış olduğumuzu, ancak bu süreçte başka bir önemli şeyi, neşeyi görmezden geldiğimizi ifade ediyor.

Neşe nereden geliyor?

Lee, uzun bir süredir gündelik hayatta bize nelerin neşe verdiğini bulmayı amaçlayan bir tasarımcı. Karşılaştığı herkese, onlara nelerin neşe verdiğini soran Lee, araştırmalarının sonunda genel olarak renkli ve yuvarlak hatlara sahip fiziksel yapıların insanlara neşe verdiği sonucuna ulaşmış.

Aslında bunların bilimsel bir temeli de var. Araştırmalara göre renkli ofislerde çalışan insanlar daha atik, daha özgüvenli ve sıkıcı ortamlarda çalışanlara göre daha arkadaş canlısı. Bazı araştırmacılara göre bunun evrimimizle de bir bağlantısı var: En ilkel açıdan renk, bir hayat ve enerji işareti. Aynısı bolluk için de geçerli. Ve biz insanlık olarak kıtlığın tehlikeli olduğu ve bolluğun hayatta kalmak demek olduğu bir dünyada evrim geçirdik. Dolayısıyla renklerin bizde uyandırdığı hissin pozitif olması da gayet anlaşılır.

Öte yandan yuvarlak hatlı objelerin insanlar üzerinde uyandırdığı pozitif etkiyi araştırmak isteyen sinirbilimciler, yaptıkları bir araştırmada katılımcıları MR cihazına göndererek onlara hem köşeli hem de yuvarlak cisimlerin resimlerini gösteriyorlar. Elde edilen bulgulara göre beynin korku ve gerginlikten sorumlu kısmı olan amigdala, insanlar köşeli cisimlere bakarken uyarılıyor, ancak yuvarlak cisimlere bakarken böyle bir durum söz konusu değil. Araştırmacılar bunun sebebinin doğada köşeli cisimlerin tehlikeli olabileceği yönünde uyarı veren bilinçaltımız olduğunu söylüyor. Çünkü bu tür şekillere karşı bilinçaltımızda bir dikkat hissi ile evrimleştik, diğer yandan kıvrımlarsa bize huzur veriyor.

İlginizi çekebilir: Mükemmeliyetçiliği bir kenara bırakıp hayatın içindeki neşeyi keşfedin

Neşeli yapılar

Tüm bunları dikkate alan mimarlar ve tasarımcılar, dünya genelinde farklı noktalarda ‘neşeli’ yapılar inşa etmeye başladılar. Ressam ve mimar Madeline Gins’in ressam Arakawa ile birlikte tasarladığı “gençleştiren bina” bunlardan biri. Tokyo yakınlarında yer alan bu yapı, dünya üzerinde hüküm süren ruhsuz ve renksiz bina akımına karşı bir manifesto niteliği taşıyor:

Ressam Poul Gernes’in tasarladığı, Danimarka’da bulunan bu hastane de insanlara neşe vermeyi amaçlayan bir başka yapı:

Öte yandan bununla ilgili farklı girişimler de mevcut. Örneğin; ABD’de faaliyet gösteren kar amacı gütmeyen kuruluş Publicolor, renklerin ve şekillerin insanlara neşe verdiğini düşünen ve bundan hareketle okulları canlı renklere boyamayı amaçlayan oluşumlar arasında yer alıyor.

Tasarımcı Ingrid Fetell Lee’nin renklerin ve neşenin izini sürdüğü keyifli yolculuğunu dinlemek için aşağıdaki videoya tıklayabilirsiniz: 

 

 

İlginizi çekebilir: Doğaya saygı gösterilerek inşa edilmiş 12 bina Doğaya saygı gösterilerek inşa edilmiş 12 bina

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale