X

Psikolojide yeni dalga: Beyin temelli terapi nöropsikoterapi

Günümüzde bilim ve teknolojideki gelişmeler ile beynin gizemi biraz olsun çözülmeye başladı. Doğal olarak psikoloji ve psikoterapi de bundan etkilenmiş durumda. Ben bu yazımda size benim de bir süredir üzerinde çalıştığım, biyolojik kodlarımıza uygun olan yepyeni bir yaklaşımdan söz etmek istiyorum. Bu yaklaşımın adı nöropsikoterapi. Nöropsikoterapi kısaca sinirbilime, yani beynin çalışma prensiplerine dayanan bütüncül bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yöntem beynin değişebildiği gerçeğine dayanarak, beyninizde yeni ve sağlıklı yollar açmayı, olumlu duyguları aktive etmeyi ve olumsuz duyguları azaltmayı hedefliyor. Sağ ve sol beyin loblarını bütünleştirerek son raddede işlevselliğinizin artmasına yardımcı oluyor. Sigmund Freud, Donald Hebb ve Eric Kandel çalışmalarıyla nöropsikoterapiye katkıda bulunan kişilerden.

Nöropsikoterapi beyni değiştiren bir yöntem. Birer yetişkin olarak kişiliğinizin artık sabit ve değişmez olduğunu düşünüyor olabilirsiniz, ama durum hiç de öyle değil. Beyin yetişkinlikte de değişmeyi sürdürüyor. Biçim verilebilen ve aldığı bu biçimi koruyabilen şeyler “plastik” olarak niteleniyor. Beyin de bunlardan biri, yetişkinlikte bile değişiyor. Beynin bu özelliğine “nöroplastisite” deniyor. Deneyim beyni değiştiriyor ve bu değişim korunuyor.

Beynin değişmesiyle beraber çok ilginç bir değişim daha oluyor. Anılar da değişiyor. Geçmişte yaşadığınız herhangi bir olayı, yaşamınızın farklı dönemlerinde, farklı biçimlerde hatırlıyorsunuz. Bu bilgi anıların biçim değiştirebileceğini gösteriyor. Yani hafıza yanıltıcıdır. Geçmişiniz aslında gerçeklere sadık bir kayıt değil, bir yeniden yapılandırma ürünü. Sinir bilim, yaşamınıza ait anılara başvurduğunuzda bütün ayrıntıların tam tamına doğru olmayabileceği konusunda temkinli olmanızı söylüyor.

Anıları farklı hatırlamanın sebeplerinin kimi insanların size kendinizle ilgili anlattıklarından kaynaklanırken kimi de boşlukları akla uygun biçimde beyninizin doldurmasından kaynaklanıyor (yeniden kurgulayıcı bellek). Bu nedenle kim olduğunuz sorusuna verdiğiniz yanıt sadece anılarınıza dayalıysa, bu kimliğinizi de süreğen ve değişken bir hikayenin içine hapsediyor.

Kim olduğunuz üzerinde düşünmeye başlayınca, gözardı edilemeyecek bir yönünüzü fark edersiniz: Duyularınızın bilincinde olan bir canlı olduğunuz, varlığınızı deneyimleyebileceğiniz, şimdi burada olduğunuz, dünyaya hangi gözle baktığınız, içinde bulunduğunuz renkli filmi sahnenin ortasından izleyip algıladığınız gerçeğini. Buna bilinç deniyor. Belirlenmiş herhangi bir anda kim olduğunuz, nöronlarınızın ateşlenme düzeni içinde sergiledikleri ayrıntılı ritimlere bağlı. Nöron beyninizi oluşturan hücrelere verilen isim. Ve nöronlar sürekli birbirleriyle iletişim halinde. Buna da nöral ağ deniyor.

Gün içinde bu bütünleşik nöral karmaşıklık içinden bilinçli bir “siz” çıkıyor, nöronlarınız arasındaki etkileşimlerin çok az değiştiği gece ise (uykuda) bu “siz” ortadan kayboluyor. Sabah olup nöronlarınız karmaşık ritimlerine döndüklerinde tekrar bilinçli siz oluyorsunuz. Demek ki kim olduğunuzu belirleyen şey aslında nöronlarınızın her an çevirdiği işlerden ibaret. Bu iş çevirmeyi yani olayları nasıl anlamlandırdığınızı da algınız belirliyor. Anlam problemi henüz çözülmüş değil ancak şu kadarını söyleyebiliriz: Bir şeyin sizin için anlamı bütünüyle, yaşam deneyimlerinizin oluşturduğu hafıza ve bellek ile kurulmuş olan beyinsel ilişkiler ağı ve kişisel beklentileriniz ile ilgili.

İşte nöropsikoterapi yukarıda saydığımız beyin, nöron, nöral ağ, hafıza, nöroplastisite, yeniden kurgulayıcı bellek, bilinç ve algı gibi temel kavramlardan hareketle, nasıl biri olmak istediğiniz doğrultusunda size yardımcı oluyor. Nöropsikoterapinin belli teknikleri içeren olmazsa olmaz dört ana kategorisi var:

1. Beyinle ilişkili teknikler.

Bu kategori güncel sinirbilim çalışmalarına dayanıyor ve nöronlar (beyin hücreleri), nörotransmiterler (nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallar), ayna nöronlar (herhangi bir hareketi yaptığımızda ve aynı hareketi yapan birini gözlemlediğimizde her iki durumda da ateşlenen nöronlar için kullanılan terim), hafıza, sağ-sol beyin lobları, nöroplastisite (beynin değişebilme yeteneği), beyin ve zihin kavramlarını içeriyor. İnsan beyninin ve zihninin biyolojik yapılarını ve bilimsel bulgularını anlamamız psikoterapide çok önemli. Terapi sürecinde beyinde yeni ve sağlıklı nöral bağlantılar kurmak, gelişmiş nörotransmiter seviyeleri ve beyin ile zihni bağlantılandırmak ana hedef.

2. Terapötik ilişki ile ilişkili teknikler.

Terapi sürecinde ilişki genellikle varoluşçu-hümanist yaklaşıma dayanıyor.

3. Beynin sağ ve sol loblarının bütünleştirilmesi ile ilişkili teknikler.

Nöropsikoterapinin üçüncü kategorisi, benim de bir psikolojik danışman olarak benimsemiş olduğum, beden, zihin ve beynin bütünsel olarak ele alınmasına yönelik teknikleri içeriyor. Brainspotting (Beyin gözlemi), Coherence Therapy (Tutarlılık Terapisi), EMDR, Duygusal Farkındalık Tekerleği, Somatik Deneyimleme ve Mindfulness gibi teknikler bu kategoriye giriyor.

4. Danışanın duygusal durumu ile ilişkili teknikler.

Dördüncü kategori, duygusal denge, umut ve öz-yeterlik geliştirme etrafında güçlü yönlere dayalı yaklaşımlara dayanıyor. Çözüm Odaklı Kısa Terapi ve temelde Bilişsel Davranışçı bir terapi olan Kabul ve Kararlılık Terapisi gibi teknikler kullanılıyor. Bunlar danışanın dengesini yeniden sağlamasına ve umut duygusunun artmasına yardımcı oluyor. Güçlü yönlere odaklanmak direnci azaltırken, motivasyonu ve değişim arzusunu artırıyor.

Ben bir psikolojik danışman/terapist olarak beden-zihin-beyin bütünlüğüne odaklanan nöropsikoterapi yaklaşımını benimsemiş durumdayım. Nöropsikoterapi üzerinde uzun zamandır çalışıyorum ve yukarıda söylemiş olduğum birbirinden ayrılmaz dört ana kategoride sırasıyla şu teknikleri kullanıyorum: Birinci kategori olan beyinle ilişkili teknikler olarak danışanlarıma temel bir psikoeğitim veriyorum. İkinci kategori olan terapötik ilişki kurmaya ilişkin varoluşçu-hümanist yaklaşımı, üçüncü kategoride beynin sağ ve sol loblarını bütünlemeye yardımcı olmak için Coherence Therapy (Tutarlılık Terapisi), Mindfulness (Bilinçli Farkındalık), duygusal farkındalık ve kendi geliştirdiğim Geri Çağırma Terapisini (Call-Back Therapy), dördüncü ve son kategori olan danışanın duygusal durumu ile ilişkili tekniklerde de Bilişsel Davranışçı yaklaşım, Çözüm Odaklı Kısa Terapi, güçlü yönler ve değerler, yeniden kurgulayıcı bellek ve ruminasyon çalışması ile Carl Jung’un gölge çalışmasını kullanıyorum.

Bir psikolojik danışmandan online destek almak isterseniz ayselkeskin2004@yahoo.com adresine eposta göndererek detaylı bilgi alabilirsiniz. Sağlık ve sevgiyle kalın.

Kaynaklar:
Bolderston, H. (2013). Acceptance and commitment therapy : cognitive fusion and personality functioning.
Dahlitz, M. J. (2015). Neuropsychotherapy: Defining the emerging paradigm of neurobiologically informed psychotherapy. International Journal of Neuropsychotherapy, 3(1), 47–69. doi: 10.12744/ ijnpt.2015.0047-0069
Eagleman, D. (2016). Beyin: Senin Hikayen. İstanbul: Domingo Yayınevi.
Felton, I. “What is neuropsychotherapy?” ianfelton.com
Franklin, C. (2015). An Update on Strengths-Based, Solution-Focused Brief Therapy. Health & Social Work, 40(2), 73-76.
Gurda, K. (2015). Emerging Trauma Therapies: Critical Analysis and Discussion of Three Novel Approaches. Journal Of Aggression, Maltreatment & Trauma, 24(7), 773-793. doi:10.1080/10926771.2015.1062445
Henriksson, J., Wasara, E., & Rönnlund, M. (2016). Effects of Eight-Week-Web-Based Mindfulness Training on Pain Intensity, Pain Acceptance, and Life Satisfaction in Individuals With Chronic Pain. Psychological Reports, 119(3), 586-607. doi:10.1177/0033294116675086
National Institute of Mental Health Abandons the DSM. (2013). Contemporary Sexuality, 47(5), 11.
“Neuroscience, Psychotherapy and Neuropsychotherapy” (2016). Sage Publications inc.
Padesky, C. A., & Mooney, K. A. (2012). Strengths-Based Cognitive-Behavioural Therapy: A Four-Step Model to Build Resilience. Clinical Psychology & Psychotherapy, 19(4), 283-290. doi:10.1002/cpp.1795

İlginizi çekebilir: Kendini tanıyan hayatını kontrol eder: Psikolojik danışma ile öz farkındalığınızı artırın

Aysel Keskin: Merhaba ben Aysel Keskin. Psikolojik Danışman ve Psikoterapistim. 2006 yılında Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra, Türk Deniz Kuvvetlerinde yedi senelik bir kurumsal hayat deneyimim oldu. Kurumsal hayat deneyimimin ardından, çocukluk tutkum olan psikolojiye bir de seyahat tutkum eklendiği için okyanus ötesine giderek bir süre Amerika’nın Kalifornia ve Oregon eyaletlerinde yaşadım. Tüm psikoterapi yaklaşımlarını bilmekle beraber uzmanlaşmanın gerekliliğine inanarak, kanıta dayalı terapi yaklaşımlarından Süre Sınırlı Psikanalitik Psikoterapi (SSPP), Jungian Psikoterapi ve Rasyonel Psikoloji Enstitüsü Preferred Partner of The Albert Ellis Institute onaylı, APA (American Psychological Association) Kredili Rasyonel Duygucu & Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimlerini (süpervizyonlar dahil) tamamladım. Sorunların bütüncül ele alınması gerektiğine, beden ve zihnin dengesini kurduğumuzda hayatımızda olumlu değişimler olacağına inanıyorum. Beden ve zihin sağlığınız her şeyden önemli. Bana ayselkeskin2004@yahoo.com eposta adresinden ulaşabilirsiniz. Sağlık ve sevgi ile kalın. Instagram: ayselkeskin.psk.dan

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale