X

Pornografik filmler hakkında az bilinen şaşırtıcı bilimsel gerçekler

Pornografik filmler bilimsel gerçekler

Arama motorlarında dünya genelinde en çok aranan içerikler olan pornografik filmler, günümüzde cinsellik üstüne araştırma yapan bilim insanlarının da en çok ilgi gösterdiği konulardan biri. Pornografik içeriklerin bireyin yaşantısını, cinselliğini ve toplumsal dinamikleri nasıl etkilediğini merak eden araştırmacılar, bu konuyla ilgili her gün daha ilgi çekici konularda makaleler yayınlamaya devam ediyorlar.

Uplifers olarak, pornografik filmler hakkında bugüne kadar yapılmış olan araştırmalardan en ilginçlerini sizler için derledik. İşte pornoyla ilgili şaşırtıcı, bilimsel gerçekler;

1. Kadınlar porno filmlerdeki cinsellik öğesi barındıran her şeyden etkilenebilir.

Kadınların porno filmlerde erkeklerden başka hiç bir şeyle ilgilenmediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Norrthwestern Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, kadınların porno filmlerde izledikleri kadın ve erkeklerden, bu kişilerin yaptıkları tüm aktivitelerden etkilendiklerini ortaya koyuyor. Aynı araştırmada erkeklerin seçimlerininse, kadınlardan daha net ve keskin sınırlar içinden olduğu belirtiliyor. Heteroseksüel erkekler porno filmlerde yalnızca kadınlara odaklanırken, homoseksüel erkekler ise erkek figürlerine odaklanıyor.

Kadınlardaysa durum biraz daha farklı. Yapılan araştırmada, kadınların cinselliğe dair filmde gördükleri her türlü şeyden etkilenebildikleri ortaya çıktı. Yani, kadınlar için filmdeki figürlerin kadın, erkek, hayvan ya da obje olması önemli olmaksızın, cinselliği çağrıştıran her şey stimüle edici olabiliyor.

2. Erkekler cinsel içerikli filmlerde düşünüldüğü gibi kalça ya da göğüslere değil, yüze odaklanırlar

Amerika’da Indiana Üniversitesi’nde yer alan ve cinsellik araştırmaları konusunda en yetkin kurumlardan biri olan Kinsey Enstitüsü’nde yapılan bir araştırmada, erkeklerin cinsel içerikli filmlerde izledikleri kadınların en çok odaklandıkları noktalarının gözler ve dudaklar olduğunu gösteriyor. Bunun sebebinin ise filmi izleyen erkeklerin, kadınların ne kadar zevk aldıklarını mimiklerinden ölçmek istemelerinin olduğu düşünülüyor.

3. Doğum kontrol hapı kullanmış olmak, filmde odaklandığınız noktaların değişmesine sebep olur

Yine Kinsey Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma, doğum kontrol hapı almış olan kadınların cinsel içerikli filmlerde genital bölgelere odaklanmadıklarını gösteriyor. Doğum kontrol hapı almış olan kadınlar filmlerde cinsel öğelerden çok, arka plandaki mobilyalar ya da aktörlerin kıyafetleri gibi konu dışı şeylere takılıp kalabiliyorlar. Araştırmacıların hipotezi, bu durumun doğum kontrol hapı almamış olan kadınların cinsel isteklerinin daha fazla olmasından kaynaklandığı yönünde.

4. Her erkek porno izler

Montreal Üniversitesi’ndeki bir araştırmacı, pornografinin erkeklerin cinsel hayatı üzerinde ne kadar etkili olduğunu ölçmek amacıyla bir araştırma yapmak ister. Ancak karşılaştırma yapacağı kontrol grubu için 20’li yaşlarda olan ve hiç porno izlememiş bireylere ihtiyaç vardır. Araştırmacı sonunda araştırmasını tamamlayamaz çünkü o yaşta olup pornografik görüntülere hiç maruz kalmamış olan kimseyi bulamaz. Yani, her erkek bir şekilde 20’li yaşlarına kadar mutlaka porno izlemekte ya da pornografik görüntülere maruz kalmaktadır.

5. Siyasi ve politik değişimler, porno izleme oranlarıyla doğrudan ilişkilidir

Amerika’da yapılan bir araştırma, seçimlerin ve sosyal hareketlerin bireylerin cinsel istekleri üzerinde etkili olduğunu, bunun da bu kişilerin cinsel içerikli filmleri izleme oranında değişimler yarattığını gösteriyor.

Araştırmada, 2004 yılında George W. Bush’un seçimleri kazanmasından sonra, Bush’u destekleyen eyaletlerde porno izlenme oranının arttığı; aynı şekilde 2008 yılında Obama’nın kazanmasıyla beraber Obama’yı destekleyen eyaletlerde porno izlenme oranlarında bir artış yaşandığı gözlemlenmiş.

Villanove ve Rutgers Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu durumun sebebinin kazanma davranışının vücuttaki testesteron oranını arttırmasından kaynaklandığını belirtiyor.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale