Politik olan aynı zamanda metafiziktir: Hayatın bize verdiği dersler

Çok büyük dersler aldık ve almaya devam ediyoruz. Bugün seçimler sonuçlandı hem de daha TV karşısına tam oturamamışken sonuçlanıverdi.
Bu her ne kadar politik bir başlık olsa da, aslında çok da metafizik bir başlıktır.
Bizler, içimizde neleri yaşıyor ve yaşatıyorsak onu projekte ediyoruz yaşamda da. Yaratım dediğimiz şey de budur. Yaratım konusu, birçok ritüelle dileklerde bulunmak gibi anlaşılsa da aslında bir “olma” halidir. Bir anın içinde kendi varlığını, düşlediğin yaşama uyumlama halidir.
Tüm hücrelerinle aşık olduğunda aşk gelir.
Tüm hücrelerinde özgür olduğunda özgürlük gelir.
Tüm hücrelerinle, zihninle, ruhunda aynı hizada “benim” dediğinde, tüm iradenle “benim” dediğinde “güç” gelir. Varlığın gücü.
Yaşam karşında bir ayna gibi olduğun şeyi sana yansıtır. Yaratım, eş yaratıcılık budur.

Peki bunun giriş cümlem ile alakası nedir?
Çok büyük dersler aldık, evet, ve almaya devam edeceğiz. Yetersizlik hissi ve kendi iradeni başka bir olaya, kimliğe, inanca teslim etmek bizleri yaşamda değersiz ve görünmez kılar. Bir kurtarıcı aramak, gücü kendi içimizde değil de dışarıda aramak, bizi her zaman sistemin milyonlarca çarkından biri haline getirir.
İfadesizlik, öfke, donma hali, kendine ve yaşama güvensizlik yaratır. Güç, elbette ki içimizde ve her birimizin kendisine aittir. Kimse, hiçbir inanç, olgu, dogma, mit kendi varlığımızın gücünden değerli değildir.
Dışarıda olan “şeylerin” gücü, kendi farkındalığına ulaşmamış kişilerin, kurtarıcı arayanların, yaşam sorumluluğunu almaktan ve yaşamdan korkanların, iletişimden ve kendini ifade etmekten korkanların, “benim” demekten korkanların enerjileri ve beklentileri ile oluşur ve büyür.
Yani, tapılacak tanrılar yaratırız.

Kuran’da şirk koşmak dedikleri şey budur. Kendi gücünü yok sayarak veya değersizleştirerek, dışındaki herhangi bir şeylere güç ve iradeni teslim etmek, şirk koşmaktır. Alt yazıları okumak önemli.
İlişkilerimizde, ister duygusal, ister iş olsun, kendi hislerimizi yok saymak ve talep karşılayan haline geçmek bu birlikteliklerde ast üst oluşturur. Kimse ve hiçbir şey, varlığınızdan üstün veya aşağı değildir. Gücünüzü başkalarına vermeyin derken, ışığınıza sahip çıkın derken anlatılmak istenen şey bu göz hizasında kalma halidir.

Hepimiz son zamanlarda oluşan enerjiler ile, bir şekilde, bilincinde olarak ya da olmayarak değişimler gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz. Ergenlikten olgunluğa atılan adımlar var. Önümüzde, bizi biz olmaktan alıkoyan ne varsa sağaltıyoruz. Her soyunuşumuz kendimize biraz yaklaştırıyor bizleri, özümüze.
Bizler bağımsız ve eşsiz ruhlarız. Her birimiz birbirimizden ayrı ve aynı zamanda birbirimize bağlı. Özümüzün, varlığımızın gereğidir bağımsızlık. Yaşam ile ilişkimiz, ancak bağımsızlık noktasında tam anlamıyla ahenk içinde olur. Attığımız veya takıldığımız çengeller bizim bir bütün olarak titreşmemize engel yaratır ve o çokça duyduğunuz veya söylediğiniz “eksik istemişim, niyet ederken buraları atlamışım” cümlelerini kurdurtur. Hiçbir şeyi eksik hissetmeyiz, olduğumuz hal tam ve bütün değildir. Bunu kabul etmek önemli.
Ancak bir bütün olduğunuzda, yaşamın size aynaladığı ile ahenkli bir dansınız olur. Gözünden gözünüze…

Tam ve bütün olmak için, gücümüze sahip çıkmalıyız. Bizi biz olmaktan alıkoyan ne kadar kimliğimiz varsa, ne kadar gizli ajandamız varsa, korkumuz varsa cesaretle gözlemleyip şifalandırmalıyız. Elbette bu yaşam boyu sürecek bir çalışamadır fakat kendini bilme hali ve buna kabul verme hali bütünü şifalandırır ve yaşamla zarafet içinde hemhal olmana olanak sağlar.
Olduğumuz hale “eyvallah” diyebiliyorsak, yaratımlarımız bizleri her zaman mutlu eder ve öğretilerini almak o derece zarafet ve nezaketle olur.
Bu yüzden, kendini yargılamadan hataların ve güzelliklerinle kendine hakkını helal etmeli ve kucaklamalısın. Bu özgürlüğün ilk adımıdır. Gücüne sahip çıkmanın ilk adımıdır.
Kendini dövmeden, dönüştürmen gerekeni dönüştürmek için adım atmalısın, her şeye rağmen, “ben” dediğine rağmen…

Ve asla, kim, ne, hangi vesileyle gelmiş olur ise olsun, senin için kurtarıcı değil, kendi kendini kurtarışının sembolu, aynasıdır sadece. Sen kendine “evet” dediğin için yaşam da sana “değersizlik” kimliğinden özgürleşmeyi verir.

Şifa olsun.

İlginizi çekebilir: Yaşam masalımız: Hem varız hem yok, hem var edeniz hem yok eden

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam