X

Planlarınızı son anda iptal etme alışkanlığından kurtulmanın yolları

Haydi gelin itiraf edelim; son anda planları iptal etmekten siz de tuhaf bir zevk alanlardan mısınız? Aniden gelen bir istekle hiçbir plana bağlı olmadan canınızın istediğini yapmak istediğiniz olmuyor mu? Böyle zamanlarda özgürlük sadece bir WhatsApp mesajı veya telefon konuşması uzağınızdadır. Ancak kabul edelim, birini son anda ekmek, planları iptal etmek insan ilişkileri bakımından yıkıcı ve son derece kaba bir davranış. Peki planları son dakikada iptal etmek bu kadar kötü bir davranış şekliyken, neden bunu yaptığımızda büyük bir rahatlama duygusu hissediyoruz?

Planları iptal etmeyi neden seviyoruz?

Wired to Connect kitabının yazarı Amy Banks’e göre planları son dakikada iptal etmekten hoşlanmanın en büyük nedeni, yoğun bir programa sahip olmak ve bu program içinde kendine zaman ayıramamak. İş hayatı, aile, günlük yapılması gereken işler arasında bir o yana bir bu yana savrulurken birçoğumuz şöyle kanepeye uzanıp, hiçbir şey yapmadan televizyona bakacak kısacık bir zaman bile bulamıyoruz. Yapılan bazı planlar ise işte tam böyle vakitlere denk geliyor. Karşı tarafa “üzgünüm”lerle dolu kısacık bir mesaj gönderip birçok kişi kendine ayırdığı o tatlı zamanın tadını çıkarmaya çalışıyor.

Kısa bir mesajla gelemeyeceğinizi söyleyerek, karşı tarafın öfkesiyle yüzleşmekten veya hayal kırıklığına uğramış sesini duymaktan da kurtulmuş oluyorsunuz.

Houston’s Bauer College of Business‘tan Dr. Melanie Rudd’a göre bir şeyi yapmak için yüzde 100 heyecanlı olmadığınız zamanlarda da planları iptal etmek insanda tuhaf bir tatmin duygusu yaratıyor. Bir araya geleceğiniz kişi sizi zihinsel açıdan yoruyorsa, strese sokuyorsa, söz verdiğiniz sırada “Neden olmasın?” dediyseniz ama artık öyle hissetmiyorsanız, böyle zamanlarda planları iptal etmek insanda bir rahatlama duygusu yaratabiliyor. Üstelik, bu tür iptallerde kendinizi suçlu da hissetmeyebiliyorsunuz. Kısa bir mesajla gelemeyeceğinizi söyleyerek, karşı tarafın öfkesiyle yüzleşmekten veya hayal kırıklığına uğramış sesini duymaktan da kurtulmuş oluyorsunuz.

İşte bu şekilde planları iptal etmek artık sosyal açıdan da kabul edilir bir şey haline geldi. “Bu akşamki planımı iptal edebilirim çünkü herkes yapıyor” veya “Planlarımı iptal edebilirim çünkü bunu daha önce de yaptım ve dünyanın sonu değildi” şeklinde düşündükçe, gelecekte bu davranış modelinin daha sık görüleceğini söylemek mümkün.

Planları iptal etme alışkanlığından nasıl vazgeçilir?

Planları son dakika iptal etmek, karşınızdakini ekmek kaba, yıkıcı ve saygısızca bir davranış. Üstelik bu kötü alışkanlık, uzun vadede arkadaşsız kalmanıza da neden olabilir. Eğer bu döngüyü kırmak ve bu kötü alışkanlığınızdan vazgeçmek istiyorsanız, yapabileceğiniz pek çok şey var. Örneğin çok fazla plan yapmaktan vazgeçerek işe başlayabilirsiniz. Her şeye “evet” deme alışkanlığınız yüzünden programınızı çok doldurduğunuz ve kendinize vakit ayıramadığınız için planları ediyor olabilirsiniz. Gelen tekliflere yanıt vermeden önce programınızı gözden geçirin ve gerçekten bu teklife katılıp katılmak istemediğinizi düşünün. Böylelikle sadece çevrenizdekilere karşı değil, kendinize karşı da daha dürüst olabilirsiniz. Eğer futboldan hoşlanmıyorsanız, arkadaşlarınızın birlikte maç izleme davetine olumlu yanıt vermeyin. Davet edildiğiniz ortamda hoşlanmadığınız bir kişi varsa, her seferinde o daveti kabul etmeyin.

Bir şeye evet veya hayır demeden önce, vereceğiniz yanıtın sizin ihtiyaçlarınıza uygun olduğunu düşünmek işleri kolaylaştırabilir. Houston Üniversitesi’nden Dr. Chip Raymond, gelecekte yapacağınız potansiyel planlarınızın en önemli üç unsurdan en az birini karşılaması gerektiğini söylüyor: “İstediğiniz şeyi yapma duygusu, kendini yeterli ve etkin hissetme, kendini ait hissetme. Eğer karşınıza çıkan planlar bunlardan herhangi birini karşılamıyorsa, o halde o plana hiç katılmamalısınız.

Gelen tekliflere yanıt vermeden önce programınızı gözden geçirin ve gerçekten bu teklife katılıp katılmak istemediğinizi düşünün.

Eğer tüm bunlara rağmen, yine de yaptığınız planlara sadık kalmakta zorlanıyorsanız, bu sefer kendinizi biraz zorlamanın ve her zamanki kaçış yollarınızı kapatmanın vakti gelmiş demektir. Buluşma saatinden önce kendi kendinize arkadaşınıza mesaj atma yasağı getirin ve onu sadece arama hakkına sahip olduğunuzu düşünün. Evden biraz daha erken çıkın, böylelikle kanepeniz her zamanki kadar çekici gelmeyecektir. Geçmişte verdiğiniz sözleri tuttuğunuz zamanları hatırlayın.

Doğru bir zihinsel altyapı oluşturup kaçış yöntemlerinize karşı ufak taktikler geliştirerek, planları son anda iptal etme alışkanlığınızdan kurtulabilirsiniz. Aksi durumda, sosyal hayatınızı mahvetme riski taşıdığınızı unutmayın.

İlginizi çekebilir: Hayatınızı kolaylaştırıp düzene sokacak “küçük ve sihirli” alışkanlıklar

 

Kaynaklar:
Lifehacker
Men’s Health

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale