X

Pasif agresif kişilik bozukluğu karşısında nasıl davranmalı?

Yüzümüze söylemediği birtakım sorunları farklı şekillerde dışa vuran, çevresindekileri sessizlikle cezalandıran, üzerine aldığı sorumlulukları yerine getirmeyip sürekli başkalarını suçlayan kişilerle hepimiz aynı sınıflarda bulunmuş, aynı ekipte çalışmışızdır. Bu insanlardaki kişilik bozukluğunun psikiyatrideki karşılığı “pasif-agresif kişilik bozukluğu”dur. Agresif sözcüğü asabiyetle birlikte apaçık bir saldırganlık içerdiği için, bu tanım ilk bakışta anlamsız görünebilir. Oysa bu kişilerde saldırganlık sessiz ve derinden, yani “pasif” olarak ortaya çıktığı için aslında cuk oturduğunu söyleyebiliriz.

Pasif-agresif kişilik bozukluğuna sahip insanları nasıl ayırt edeceğimiz ve onların bu davranışlarıyla nasıl başa çıkabileceğimiz konusundaki ipuçlarını siz Uplifers okurları için araştırdım.

Şekerle kaplanmış düşmanca davranışlar

Mayo Clinic’in tanımına göre pasif-agresyon, olumsuz duyguları açıkça ifade etmekten kaçınma sonucu kişinin söyledikleri ve yaptıklarının farklı olması anlamına geliyor. “Living with the Passive-Aggressive Man” (Pasif-Agresif Adamla Birlikte Yaşamak) kitabının yazarı Dr. Scott Wetzler’a göre ise pasif-agresif davranışlar, şekerle kaplanmış düşmanlıktan ibaret.

Sözgelimi, karşınızdaki kişi size asla sorunun ne olduğunu söylemiyor, hatta bir sorun olduğunu kabul etmiyor. Siz konuyu çözmeye ya da kişiyle bağlantı kurmaya çalıştıkça kendini geri çekiyor, sessiz kalıyor ya da sürekli olarak kinaye ve eleştiri içeren ifadeler kullanıyor. Takım çalışmasının kendine düşen kısmını geciktirerek ya da hiç yapmayarak ekibi adeta sabote ediyor. Üstüne üstlük en ufak bir eleştiriye katlanamıyor, kendine güvensiz olduğu için kolayca küsüyor. En önemlisi, başkaları için hep çok şey yaptığını ve asla karşılık almadığını düşünüyor.

Bu özellikler size tanıdık geldiyse, hayatınızda bir pasif-agresif karakter olabilir. Gelelim bu tür davranışlarla başa çıkma; kendimizi ve özellikle iş ortamında ekibin geri kalanını bundan en az zararla kurtarmak için izlenecek yollara…

Pasif-Agresif kişilere nasıl yaklaşmalı?

  • Sakin olun ve fevri davranışlardan, ani duygu patlamalarından kaçınmaya çalışın. Karşınızdaki insanın bilerek böyle davranmıyor olabileceğini ve kendisine çıkışıldığında daha çok kabuğuna çekilebileceğini göz önünde bulundurun.

  • Kişinin kendini güvende hissettiği bir ortam yaratın; konuşmaktan çekinmeyeceği şekilde davranın. Sorunları ötelemek ya da üstünü örtmektense söylemesinin herkes için daha iyi olacağını ona hissettirin ve söylediklerini can kulağıyla dinleyin.
  • Öncelikle davranışı tanımlayın. Yukarıda sayılan özelliklerin hangilerini sıkça gözlemlediğinize dikkat edin, notlar alın ve bunlarla, meydana geldikçe yüzleşmeye çalışın. Çözümü ertelemek, başkalarının da etkilenmesine ya da olayın büyümesine neden olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
  • Geri bildirimlerin üslubu konusunda dikkatli davranın. Birinin “sürekli gecikmesinden” bahsetmek yerine, geçen ay kaç gün zamanında ve kaç gün geç geldiğini, bunların ne gibi problemlere sebep olduğunu usturuplu bir dille açıklayın. Suçlayıcı “sen” dili yerine, birleştirici “biz” dili kullanmaya odaklanın.

  • Ceza vermekten kaçının. Karşınızdakine kendini suçlu hissettirme gibi taktikler işe yaramayacaktır. Sadece, yaptığı (ya da yapmadığı) şeyin sonucundan onu sorumlu tuttuğunuzu hissettirin. Örneğin, bir işi düzgü yapmadığını düşünüyorsanız ona kızıp, sonra da onun yerine işi siz yapmayın.
  • Standartlarınızı belirleyerek iletişime geçin. Pasif-agresif kişilik bozukluğuna sahip kişi, yapıcı eleştirilerinizi dahi “standardınızın çok yüksek olduğu” gerekçesiyle kabullenmeme yoluna gidebilir. Bunu engellemek için, ondan beklentilerinizi açıkça ortaya koymalı, sorumluluk sınırlarını çizmiş olmalısınız.

Pasif-agresif kişilik bozukluğuna sahip insanlarla iletişime geçerken, davranışlarının sebep ve sonuçlarını bilmeyebileceklerini göz önünde bulundurmak önemli. Kişiliklerinin bu yönünü inkar etmeleri ya da basitçe, farkında bile olmamaları olası. Belli bir farkındalığa ulaşıldığında, yani kişi ne istediğinin, ne söylediğinin ve yaptığının bilincinde olduğunda pasif-agresiflikten çıkmış demektir.

Kaynak

Mind Tools 
Mayo Clinic  
Huffington Post 
Kigem 

Şule Kulein: Lisede “yapabildiği için” sayısal bölümü seçti ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne girdi. Üniversitede katıldığı Mühendislik Kulübü’nün dergisi StepS’e aşık olduğunda, içine sözelci kaçmış bir sayısalcı olduğunu fark etti. Yazım kuralları konusunda etrafındakileri itinayla delirten Şule, 2 yıl boyunca StepS’in editörlüğünü yaptı, üniversitede ve sonrasında okul ve şirket dergileri ile çeşitli bloglara yazılar yazdı. Seyahat etmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Basılı materyalin hastası, fakat çevrimiçi de fena durmuyor. Şule kendini bildi bileli yazıyordu; artık bir de Uplifers’ta yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale