Öz sevgi ile mutluluğun kapısını aralayın: Mutluluk dışarıda değil, içeride

Bu yaz başımıza gelenler, bizim onları karşılayış şekillerimiz üzerine çok düşündüm. Hala düşünüyorum. Bu aralar öz sevgiden, yani kendini sevmekten bahsetmek istiyorum sadece. Çünkü kendimize nasıl davranıyorsak, kendimizle nasılsak dünyada da öyle var oluyoruz.

Günlük hayatta sergilediğimiz davranışlar en derin inançlarımızın, değerlerimizin yansıması. Eğer kendinden nefret ediyorsan çıkıp da en şahane, en yaratıcı halinle dünyada var olmayacaksın. Eğer kendini sevmiyorsan insanlara nazik davranmayacaksın, tanımadığın kişilere gülümseyerek selam vermeyeceksin, takım arkadaşlarını motive etmeyeceksin, işinde parlamayacaksın, sevdiklerinle birlikte geçirdiğin vakitten keyif almayacaksın…

Hayatta başarının kapısı dışarı doğru açılmıyor. İçeri açılıyor. Mutluluk da öyle. İçinden başlıyor. (Cem Yılmaz’ın dediği gibi “mutluluk içimizde!”

Pek çok kişiyle çalışıyorum hem profesyonel koç olarak hem de mindfulness eğitmeni olarak. Şunu söyleyebilirim; başarı (her neyse o) geldiğinde, istediğimiz hedefe ulaştığımızda, “Hah, tamam oldu” dediğimiz anda büyük bir kısmımız onu -yani kendimizi- sabote ediyoruz. Belki çok yemeye, çok içmeye başlıyoruz, belki etrafımızdaki kişilere kaba davranıyoruz, belki sevdiklerimizle tartışma çıkarıyoruz durduk yere ya da oyuna, sosyal medyaya kaptırıyoruz. Sonuç? Kendi kendimizi sabote ediyoruz.

Peki neden böyle? Çünkü kendini her nerede, nasıl görüyorsan ancak o kadar yükselebilirsin. Daha yukarı değil.

Eğer yeteri kadar iyi olduğunu düşünmüyorsan, eğer hak ettiğini düşünmüyorsan, eğer kendinden hoşnut değilsen ne kadar okursan oku, ne kadar eğitim alırsan al, nafile. Ancak kendine verdiğin değer kadarını elde edeceksin. Bu da öz sevgiyle başlıyor.

Her şey içeriden başlıyor. Seninle başlıyor.

Eğer sen kendini sevmiyorsan bu şov kültüründe, bu kıyaslama kültüründe, bu suçlama kültüründe, bu sosyal medya kültüründe illa gördüğün, duyduğun bir şey seni tetikleyecek. Her gün, tekrar tekrar. Eski yaraların kanayacak. Belki varlığını bile bilmediğin, kör noktandaki yaralar. Sonuç; daha mutsuz, bezgin, şikayet eden, hiçbir şeyden hoşnut olmayan bireyler olarak ortalıkta dolaşmak.

İstiyorum ki artık buna bir dur diyelim. Bir yerden başlayalım. Senin öz sevgin öyle olsun ki dışarıda olan biten hiçbir şey senin iç huzurunu, dengeni bozmasın. En azından kendi dengeni bulman kolay olsun. Hiçbir şey enerjini almasın, sana kendini yetersiz hissettirmesin.

Eleanor Roosevelt demiş ki, “Senin iznin olmadan kimse seni aşağılayamaz.”
Ya da Oscar Wilde’ın dediği gibi “Kendin ol çünkü diğer herkes kapılmış.”
Ben en çok Warren Buffett’in sözünü seviyorum: “Senden daha iyi bir sen olamaz.”

Bu konuda daha fazla ipucu istersen buraya bakabilirsin. Bir sonraki yazıda buluşana kadar Instagram hesabımdan daha fazla bilgiye ulaşabilir, DM üzerinden benimle iletişime geçebilirsin.

İlginizi çekebilir: Huzurlu bir yaşam için hayatına dahil etmen gereken 7 mindful tutum

Dr Eda Uslu
Dr Eda Uslu, yürümek istediğiniz yolda sizi destekleyen, cesaretlendiren, anlayışla ve şefkatle yanınızda yürüyen dost. Siz en harika versiyonunuzu gerçekleştirmek için yolunuzda yürürken yanınızda ... Devam