X

Gün içinde daha az oturun ve zihinsel sağlığınızı koruyun

Son dönemlerde ‘’Sürekli oturmak sigara içmeyle eş değerdir.’’ lafını duymuş muydunuz? Bu söylem, aslında sürekli oturmanın kanser, kalp hastalığı ve obezite gibi birçok rahatsızlığın riskini artırdığını vurguluyor. Fiziksel etkilerine ek olarak, uzun süre kalkmadan oturmak ve bunu bir alışkanlık haline getirmek zihinsel sağlığı da negatif etkiliyor. Bu nedenle, günün tamamını masa başında veya koltukta oturarak geçirmemek büyük bir önem taşıyor. Bu yazımızda, gün içinde daha az oturmanıza yardımcı olabilecek ipuçlarını sizlerle paylaşıyoruz.

Gün içinde daha az oturmanızı sağlayacak 8 pratik

Preventive Medicine Reports’ta yayınlanmış bir araştırma, sürekli oturma eyleminin ve aşırı derecede hareketsiz kalmanın kötü ruh haline, strese ve kalitesiz uykuya sebep olduğunu belirtiyor. Bu araştırmaya göre, her gün oturma eylemini 1 saat azaltmak ruh halini iyileştirebiliyor. Bu yüzden, aşağıdaki pratikleri birer alışkanlık haline getirerek oturma sürenizi azaltmaya hemen başlamalısınız.

Her öğünden sonra 10 dakika yürüyün

Her yemekten sonra en az 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Yürüyerek kan şekeri seviyenizi dengeleyebilirsiniz, hormonlarınızı destekleyebilirsiniz ve öğleden sonra kendisini gösteren enerji düşüşüyle başa çıkabilirsiniz. Ayrıca, düzenli yürüyüşün metabolizmayı desteklediğini ve sindirimi kolaylaştırdığını da belirtmek istiyoruz.

Yürüyüş temelde fiziksel faydalarıyla tanımlansa da zihinsel sağlığa da fazlasıyla iyi geliyor. Düzenli yürüyüş sayesinde anksiyete gibi kronik rahatsızlıkların semptomları hafifletilebiliyor. Aynı zamanda, bu eylem duygusal açıdan iyi hissetme halini de destekliyor.

Yürüyüş meditasyonuna şans tanıyın

Düzenli yürüyüşü meditasyon seansına çevirebilirsiniz. Yürüyüş meditasyonu, stresi azaltabiliyor ve kalp sağlığından sindirim sağlığına kadar birçok fiziksel boyutu da destekliyor. Bu eylem, ritimli yürüyüşten daha yavaş bir şekilde gerçekleştirilse de uzun süre boyunca oturmanın önüne geçiyor.

5 dakikalık ayakta esneme molaları verin

Belirli aralıklarla ayağa kalkarak esneme hareketleri yapabilirsiniz. Örneğin, oturarak çalışırken her saat başı ayaklanıp vücudunuzu hareket ettirebilirsiniz. Beş dakikalık ayakta esneme molaları aracılığıyla oturma sürenizi azaltabilirsiniz.

Dans edin

Ayakta esneme molalarına ek olarak, masa başındayken arada bir ayaklanarak dans edin. Kısa dans molaları esnasında en sevdiğiniz şarkıyı dinleyerek hareketlenebilirsiniz. Bu pratik sayesinde, hem daha az oturabilirsiniz hem de ruh halinizi iyileştirebilirsiniz.

Bulunduğunuz ortamı toplayın

Yürümeyi, esnemeyi ve dans etmeyi etrafınızdaki dağınıklığı toparlayarak destekleyebilirsiniz. Gün içinde birkaç dakikanızı bulunduğunuz alanı toparlamaya ayırarak oturma sürenizi azaltabilirsiniz. Bu pratik, hareketlenmeyi sağladığı gibi temiz ortam enerjisini artırıyor ve zihni berraklaştırıyor.

Ayakta durarak çalışın

Eğer işinizi tamamlayabilmek için gün boyu bilgisayar başında oturmanız gerekiyorsa ergonomik bir şekilde tasarlanmış ayakta çalışılabilen bir masaya şans tanıyabilirsiniz. Bu masayı kullanarak ayakta çalışabilirsiniz.

Geleneksel oturma düzeninizden vazgeçmek istemiyorsanız işinizin bazı kısımlarını ayakta tamamlamaya özen gösterebilirsiniz. Örneğin, her telefon görüşmesini yürüyerek gerçekleştirebilirsiniz veya telefonunuzdan mesaj atarken ayakta durabilirsiniz. Bunlarla birlikte, ofisteyken bir iş arkadaşınız yanınıza geldiği zaman onunla oturarak değil de ayakta durarak sohbet edebilirsiniz.

Oturma isteği geldiği zaman ayakta durmayı tercih edin

Oturmak istediğiniz zamanlarda zaten gün içinde yeteri kadar oturduğunuzu düşünerek ayakta durmaya dikkat edebilirsiniz. Toplu taşımadayken veya sosyalleşirken ayakta durarak oturma sürenizi azaltabilirsiniz. Oturma isteğini bastırmak zor gibi gözükse de vücudunuzu düzenli olarak hareket ettirerek bu istekle başa çıkabilirsiniz.

Alarm kurun

Çalışırken veya dizi izlerken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyebilirsiniz ve uzun bir süre boyunca oturur pozisyonda kalabilirsiniz. Farkındalığınızı artırmak için telefonunuzda ayağa kalkmanızı hatırlatacak alarmlar kurabilirsiniz. Buna ek olarak, uzun süre hareketsiz kalındığı zaman uyarı mesajı gönderen giyilebilir cihazları da göz önünde bulundurabilirsiniz.

Yukarıdaki pratikleri günlük hayatınıza dahil ederek oturma eyleminin yoğunluğunu azaltabilirsiniz ve zihinsel sağlığınızı destekleyebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Uzun ömür için uygulayabileceğiniz beş pratik

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.

İlgili Makale