İstanbul sanat cephesi sadece nisan ayı geldiğinde yeşermekle kalmıyor, adeta yeniden şekilleniyor. Bu başkalaşım kentin en modern ve geniş müzelerinde olduğu gibi önde gelen ve bağımsız galerilerde de aynı hızla devam ediyor. Bir yandan kıştan kalma, uzun süreli sergilerle vedalaşan kültür-sanat platformları, diğer yanda salonlarını yepyeni yaklaşımlar sunan sergiler için hazırlıyor. Her biri sanatın farklı bir disiplinine odaklanan yeni İstanbul sergileri, ziyaretçilerini farklı ilhamlar ve sorgulamalarla baş başa bırakıyor. Bahar enerjisinin yavaş yavaş her yanı kapladığı bu taze günlerde, gezi rotasını galerilere yönlendirmek isteyenler için İstanbul’un en yeni ve ses getiren sergilerini derledik!
Artweeks İstanbul Project | Akaretler Sıraevler, 1 – 15 Nisan
İstanbul kültür-sanat platformunun en farklı ve dinamik etkinliklerinden olan Artweeks İstanbul serisinin açılışı, tam iki haftalık bir çalışmayla başlıyor. Çok daha geniş ve kapsamlı projenin ilk bacağı olan etkinlik, Akaretler Sıraevler mevkiini gerçek bir sanat merkezine dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen sanatçılarını ve galerilerini buluşturan etkinlik, tüm yıl boyunca farklı lokasyonlardaki karma serilerle devam edecek.
Johan Creten, The Dead Fly | Pilevneli, 2 Nisan – 9 Mayıs
Sanatçının galerideki ikinci ve sekiz yıl aradan sonra İstanbul’daki ikinci kişisel sergisi olan “The Dead Fly”; kırılganlık, güç ve dönüşüm temaları üzerinden ilerleyerek mahrem sorgulaması yapıyor. Serginin merkezinde konumlanan bronz heykel, çürüme ve yenilenme arasındaki sürekli ilişkiyi gözler önüne sererken yeni bir memento mori tanımlaması yapıyor. İnsanın doğası ve bedeni üzerinden fani yaşam ve başkalaşım ilkelerini sorgulayan eserler, günümüzün sekülerlik ve kutsallık eksenini de irdeliyor.
Eda Soylu, Alt/Üst | Merdiven Artspace, 3 – 30 Nisan
Sanatçının köklerini 2012’den alan işlerinin devamı niteliğindeki “Alt/Üst”, mekana özgü yerleştirmesiyle zemin ve temel arası ayrımı saydamlaştırarak yeni bir düzlem yaratıyor. Fiziksel bir evim yıkımını varoluşsal bir sökülme ve hafıza kırılımı olarak yeniden tanımlayan çalışma, sanatçının belleğinde yıllardır süregelen devamlılığın izini sürüyor. Aynı zamanda toplumsal sınırların iç içe geçtiği bir tartışma platformu yaratıyor.
Derya Geylani Vuruşan, Sessizce Yükselen | Pg Art Gallery, 4 Nisan – 2 Mayıs
Cam sanatçısı Derya Geylani Vuruşan’ın kişisel sergisi, camın kırılgan doğasının ustalıkla işlendiği eserleri bir araya getirirken izleyiciyi dingin ve meditatif bir serüvene çıkarıyor. Teknik birikimin ve ustalığın yansıması olan her bir parça, aynı zamanda estetik ve kavramsal bir anlatı sunuyor. Böylece insanın içinden sessizce yükselen umut, yenilenme ve yaşam döngüsünü betimliyor.
Emel Cankat, Geçişler | Atatürk Kültür Merkezi, 9 – 19 Nisan
Sanatçı Emel Cankat’ın 1970’li yıllardan 2000’lerin başına uzanan yolculuğunu gözler önüne seren bu retrospektif sergi, sanatçının resimlerindeki zamana bağlı dönüşümü ele alıyor. Resim oluşum hatlarına göre organize edilen parçalar, sanatçının erken evrede şekillenen pratiklerinin zamanla nasıl olgunlaştığını gösteriyor. Aynı zamanda dönemin diline, bakış açısına ve sosyal yaşamına dair güçlü bir kaynak oluyor.
Oğulcan Kuş, I’m Feeling Lucky | Anna Laudel, 10 Nisan – 31 Mayıs
Sanat sahnesinin son dönemlerde öne çıkan isimlerinden olan Oğulcan Kuş’un yeni sergisi, şans kavramının izdüşümlerini modern ve dijital çağda arıyor. Günlük hayattaki ironilerden hareketle ortaya çıkan fikirler, sanatçının çağdaş yorumu ve özgün estetiği ile harmanlanıyor. İzleyici modern yaşam kurgusunun şekillendirdiği dünyada yolunu bulmaya çalışırken, sanatçının dinamik ve katmanlı anlatısına ortak oluyor.
Suyun Kıyısında | Pera Müzesi, 5 Mart – 23 Ağustos
Türk resminin değerli isimlerinden Halil Paşa’nın işlerine yer veren bu kapsamlı sergi, onun askerlikle başlayan ressamlık serüvenini ve yaşamında dönüm noktalarını odağına alıyor. Sanatçının bugün çok bilinen tablolarının yanı sıra, bu işlerin başlangıcı olan eskizlere ve denemelere de yer veriyor. Kişisel arşivleri ve olgunluk dönemi eserlerini bir araya getirirken, ressamın sadece sanatçı yanını değil kişiliğini de aydınlatan bir biyografi sunuyor.
Yapım Aşamasında | Arter, 1 Nisan’dan itibaren
(Görsel: euronews)
Arter’in 2010 yılında başlattığı zengin sergi programına saygı niteliğinde derlenen bu koleksiyon, üç yüzü aşkın yapıt arasından yapılan özel bir seçkiyi bir araya getiriyor. Farklı disiplinlerden 27 sanatçının 39 yapıtını izleyiciyle buluşturuyor. Küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği proje, Arter’in üretim odaklı ve zengin sanatsal hafızasını gözler önüne seriyor. Bir yandan da sanatın kendi içindeki devinimi vurguluyor.
Hah! | Arter, 12 Nisan 2026’ya kadar
Kapılarını Nisan ayı içinde kapatmaya hazırlanan “Hah!”, Arter’in hiciv kavramını irdeleyen karma bir video sergisi. Döngü ve ritim üzerinden şekillenen hiciv kavramının, günümüz işlerindeki farklı hayat bulma biçimlerini betimliyor. Herhangi bir esere tanıklık eden izleyicinin, aydınlanma ve anımsama anlarında ortaya çıkan “Hah!” nidasının, aynı zamanda kahkaha tepkisine yol açtığını hatırlatıyor. Birçok farklı dönemden video esere yer veren katmanlı sergi, sanattaki kavramsal eleştiriyi görünür kılıyor.
Nezir Akkul, Snowblind | Zilberman İstanbul, 22 Nisan’a kadar
Çeko lakaplı sanatçı Nezir Akkul’un İstanbul’daki ilk kişisel sergisi olan “Snowblind”, doğaya dair manzara resimleri olmanın ötesine geçen eserlerden oluşuyor. Doğa temaları üzerinden insanın hatırlama ve unutma duygularını tetiklemeyi hedefleyen işler, kolektif hafızanın yeni tanımını yapıyor. Görkemli boyutlarda ve ürpertici tasarlanan ova ve yol manzaraları, bir anlamda körlük ve soyutluk hissi yaratarak varlık-yokluk sorgulamasına dönüşüyor.
Selçuk Artut, Otonomi: Akışkan Geometri | Terakki Vakfı Sanat Galerisi, 24 Nisan’a kadar
Nazlı Pektaş küratörlüğünde düzenlenen bu özgün sergi; sanatçı Selçuk Artut’un matematik, teknoloji ve estetik dilini gözler önüne seriyor. Her biri farklı yapıdaki eserler, dijital evrenin sunduğu akışkan ve geçici yapıyı ele alıyor. Algoritmik sistemlerin de estetik olabileceği fikrinden hareketle ve otonom bir kodlama diliyle üretilen çalışmalar, teknolojinin genç kuşakla arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Ancak bunu oldukça zarif ve etkileyici bir şekilde gerçekleştiriyor.
Berke Yazıcıoğlu, Helix | Dirimart Pera, 26 Nisan’a kadar
Sanatçının Dirimart’taki ikinci kişisel sergisi olan “Helix”, teknoloji ve gözetim sistemlerinin döngüsel hareketlerinin kullanıldığı çalışmalar etrafında şekilleniyor. Matematik ve müziği merkeze alan proje, izleyiciyi belirli bir ritim ile mekanda gezintiye çıkarıyor. Sergi mekanının fiziksel bir uzantıya dönüştüğü kurgu, animasyon kurgular ve teknoloji üzerinden oldukça katmanlı bir üretim yapıyor.
The Green Lotus| Nelumbo Studios, 26 Nisan’a kadar
Nelumbo Studios’un ikinci edisyon olarak düzenlediği proje, genç sanatçıların erken dönem işlerini bir araya getirerek sanat platformundaki yeniye yer açma misyonunu vurguluyor. Ünlü isimlerin yeni kariyer inşa etmeden önce ürettiği işleri hatırlatarak, üretimin kamusal sahnesini genişletmeyi hedefliyor. Dolayısıyla henüz kendine özgü yerleşik bir tarz yerleştiremeyen genç sanatçıların, ulaşabileceği eşikleri ve geçebileceği yolları betimliyor.
Nilbar Güreş: Kadife Bakış | Arter, 10 Mayıs 2026’ya kadar
Emre Baykal küratörlüğünde ve Arter’de izleyiciyle buluşan bir diğer sergi olan “Kadife Bakış” sanatçı Nilbar Güreş’in Türkiye’deki ilk solo sergisi olma özelliği taşıyor. Sanatçının erken dönem işlerini yeni dönem eserleriyle bir arada sunan sergide; resim, heykel, video ve fotoğraf gibi farklı mecralardan yapıtlar yer alıyor. Mitolojik ögelerin insan, bitki, hayvan motifleriyle iç içe geçtiği eserlerde; toplumdaki cinsiyet normları sorgulanıyor.
İlginizi çekebilir: Gravür nedir? Tarihçesi, teknikleri ve kullanım alanları