Nefret ettiklerinize tekrar dikkatlice bakın: Onlar sizin aynanız

Thetahealing’e yeni başladığım dönemlerde Basic DNA eğitimini aldıktan hemen sonra Vianna Stibal’ın “Thetahealing Sıra Dışı Bir Enerji Yaklaşımına Giriş” kitabını büyük bir merakla okumaya başlamıştım. Senelerdir beynin mucizelerini, kuantum fiziğini araştıran biri olarak bilinçaltı kayıtlarımızı anda değiştiren bu nazik tekniği bir an önce öğrenmeliydim. Vianna Stibal kitabında bilinçaltımızdaki kızgınlık, kırgınlık, pişmanlık ve reddedilme programlarını yeteri kadar temizlediğimizde beynimizde telekinezi (cisimleri düşünce gücüyle hareket ettirme) yapacak kadar yer açılacağından bahsediyordu. İnanılmaz değil mi?

Oturdum, uzunca bir liste yaptım kendime. Kimlere kızgınlık, kırgınlık, öfke duyuyorum, kimler tarafından reddedildiğimi hissediyorum, geçmişe baktığımda nelerden pişmanlık duyuyorum? Her şeyi kağıda döktüm. Sonra tek tek bu inançlarımı değiştirmeye başladım. Çalışmaya başlayınca gördüm ki bu hisleri beslediğim her durum veya kişiden pozitif anlamda bir kazanç sağlıyordum! (Psikolojide buna sekonder kazanç deniyor.) Kimi bana vefalı olmayı, kimi hoşgörüyü, kimi kendimi sevmeyi, kimi daha nicelerini öğretiyordu…

Ve bazen en nefret ettiğim kişilerin bile benim kendi içimde reddettiğim/kabul etmek istemediğim karanlık bir yanımı bana aynaladığını fark ettim, dehşete düşmüştüm. Ruhum için de bunu kabul etmek pek kolay olmadı; o bana göre “çokça kötülük yapmış kişiler” bana meğer neler öğretmişti… Artık en yeni gerçeğim buydu: Hayatımda suçlayabileceğim kimse kalmamamıştı! Herkesi bana bir şeyler öğretmesi için hayatıma çeken bendim.

Sevgili can parçalarım, işte sizlere hem iyi hem kötü haber; hayatınıza giren herkes sizlere bazı dersleri öğretmek için var. Ne zaman ki bizler bu dersleri alıp kendimiz için bitiriyoruz; o zaman ya o kişilerin bize yaklaşımı tamamen değişiyor; ya da artık bizlere hizmet etmedikleri (aynı zamanda bizlerle frekansları da eşleşemediği için) yollarımız bir şekilde ayrılıyor. Denklem aslında bu kadar basit…

Bu mucizevi teknikle yapabildiklerimi gördükçe -ben değiştikçe en yakınlarımın da bana karşı tutumlarının değiştiğini bizzat deneyimleyince- heyecanım daha da arttı ve neredeyse her akşam kendi üzerimde çalışmaya başladım. Kendi içimde derinleştikçe bir puzzle’ın parçalarını bir araya getirir gibi herkesin “bir” olduğunu anladım. Yani sen, ben yoktu. Sadece tek bir “biz” vardı. Fark ettim ki başkalarını yargıladığımdan daha çok kendimi yargılıyordum, başkalarına kızdığımdan çok daha fazla kendime kızıyordum. Ruhum tekrar hatırladı: Hepimiz Yaratıcı’nın mucizevi parçalarıydık; hepimiz bir prizmadan yayılan o bembeyaz ışıktık; yaradılışımızdan itibaren “bir”dik.

Beyaz bir ışık demeti prizmadan içeri girdiğinde, prizmanın kristal yapısı giren ışığı parçalardan ayırır. Böylece ışık gökkuşağı tayfı gibi görünür. Beyaz ışıkla birleşen her renk kendine özgü bir frekansa sahip olduğu için ayrı ayrı görülebilir. Eğer bu süreci tersine çevirerek bir gökkuşağı tayfını kristalden geçirirseniz bireysel frekanslar yeniden bir araya gelecek ve beyaz bir ışık demeti oluşturacaktır. Her insanın kimliğini gökkuşağı tayfındaki bireysel bir renk frekansı olarak düşünün. Eğer belli bir frekansı, bir rengi sevmediğimiz için rastgele yok edersek ve kalan frekansları prizmadan geçirmeye çalışırsak artık beyaz ışık oluşmaz. Tanımı gereği beyaz ışık tüm renklerin birleşmesi sonucu oluşur.

Spiritüel insanların çoğu beyaz ışığın gezegenimize dönüşünü bekliyor. Onun Buda, Hz.İsa ya da Hz. Muhammed gibi tek bir birey şeklinde geleceğini düşünüyorlar. Ancak yeni edindiğim spiritüellik bana beyaz ışığın ancak her bir insan bir diğerini beyaz ışığın bireysel bir frekansı olarak tanırsa geri gelebileceğini söylüyor. Sevmediğimize karar verdiğimiz diğer insanları yok etmeye ya da aşağılamaya devam ettiğimiz sürece, yani tayftaki frekansları yok ettiğimiz sürece beyaz ışık hiçbir zaman geri gelmeyecek. Yapmamız gereken beyaz ışık geri dönsün diye her bir insanın frekansını korumak ve geliştirmek” (Prof. Dr. Bruce H. Lipton) İşte benim yaşam felsefemin, varoluş nedenimin özeti…

Ya siz bu kutsal yaşam deneyiminin neresindesiniz ? Haydi gelin; başkalarıyla ilgili tüm yargılarımızı bırakmakla başlayalım. Eğer sizler de benim gibi “Daha fazlasını da yapabilirim” diyenlerdenseniz Thetahealing eğitimlerini alarak kendi hayatınızı dönüştürebilir, başkalarına ve dünyamıza ışık olabilirsiniz. Bu tekniğin içeriğine www.esindemir.com sitesinden ulaşabilir; her türlü sorunuz için benimle Instagram hesabımdan ve [email protected] mail adresim üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Tekrar görüşünceye kadar sevgiyle kalın…

İlginizi çekebilir: Her şey beynimizde başlıyor: Bilinçaltı hayatımıza nasıl etki eder?

Esin Demir
2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi. Spiritüel gelişim merakı 2009 yılında, Japonya’ya bir yaz stajı programı ile gittiğinde başladı. Bu ilginç ... Devam