Neden yetişkinlikte arkadaş edinmek zor?
Çocuklukta arkadaşlıkların nasıl başladığını çoğu zaman hatırlamayız bile. Aynı sıraya oturmak, aynı servise binmek ya da sadece aynı mahallede yaşamak bile arkadaş olmak için harika birer bahanedir. Çocukken sırf canımız sıkılıyor diye ilk gördüğümüz akranımızın yanına gidip “Arkadaş olalım mı?” demek hiç garip gelmez. Oysa yaş aldıkça bu içten duyguların yerini ön yargılar almaya başlar. Haliyle birileriyle arkadaşlık kurmadan önce kırk kere düşünmemiz ve bazen adeta işi punduna getirip bir plan yapmamız gerekir. Okul yıllarındaki derslerin ve proje gruplarının devri kapandıktan sonra zoraki arkadaşlıklar da hayatımızdan yavaş yavaş çıkmaya başlar. İşte bu yüzden yetişkinlikte arkadaş edinmek, önceki yıllara göre bir hayli zorlaşır. Fakat bu durum çoğunlukla sosyal becerilerimizin zayıfladığına işaret etmez. Sadece hayattaki olasılıkların daha nadir olduğunu gösterir.
Yetişkinlikte arkadaşlıklar neden kendiliğinden gelişmiyor?

Okul yıllarında arkadaşlığın kolay olmasının en önemli sebebi, ideal koşulların zaten bizim için önceden hazırlanmış olmasıdır. Her gün aynı saatte aynı insanlarla karşılaşmak, öğle aralarında bir araya gelmek ya da aynı proje grubunda yer almak bazen kaçınılmaz olur. Bir yerden sonra sürekli yan yana oturduğumuz ya da aynı toplu taşıma aracında karşılaştığımız kişilerle arkadaşlık kurmamız da kolaylaşır. Plansızca denk geldiğimiz bu insanlar rutinlerimize o kadar hızlı dahil olur ki bazen işin güzelliği de burada yatar. Günlük tekrarların içinde yavaş yavaş tanıdığımız insanlarla bir bakarız en yakın arkadaş olmuşuz.
Bunun aksine yetişkinlik hayatı ise çok daha planlı ilerler. Birileriyle yolda karşılaşmak ya da her gün denk gelmek, istesek de yapamayacağımız şeyler arasında yer alır. Arkadaşlarımızla görüşmek için iki üç hafta önceden plan yapmak, çok daha olası senaryolardır. Özellikle uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaştığı iş hayatı ya da aile ve ebeveynlik sorumlulukları birileriyle iletişime geçmeyi daha zorlu hale getirir. Bu tür senaryolar her günün belirli bir plan doğrultusunda ilerlemesine yol açarak denk gelişlerin ve spontane gelişmelerin önüne geçer. Oysa genç yaşlarda bazı arkadaşlıkları bizim için değerli kılan tam olarak bu rastlantı halidir.
Yeni insanlarla tanışmak neden daha zor hissettiriyor?

Yaş ilerledikçe sosyal çevremiz de daha yerleşik hale gelir ve burada zaman meselesi gerçek bir değer yargısı oluşturur. Nitekim arkadaşlığın nasıl geliştiği, birlikte ne kadar süre geçirildiğiyle ilişkilidir. Yakın arkadaş olmak için illa birlikte uzun süre geçirmek gerekmese de yetişkinlikteki bazı değerler için ilk önce o değerlere belirli bir yatırım yapmak gerekir. Buradaki değer ise elbette kişinin kendi zamanından ayırma halidir. Tanışıklıktan gündelik arkadaşlığa, oradan yakın arkadaşlığa ilerlemek için bazen birine onlarca saatlik zaman ayırmak gerekir.
Bu süre gençlikte ve çocuklukta fark edilmeden geçer gider. Yetişkinlikte ise hayat sorumlulukları her şeyden ağır bastığı için zaman en değerli varlığımız olur. Dolayısıyla vaktimizi bilinçli şekilde seçtiğimiz insanlara ayırmak isteriz. Herkesin mevcut bir arkadaş çevresi, ailesi ve partneri olduğu yetişkinlik hayatında bu tür dengelere dahil olmak da giderek zorlaşır. Biriyle tanışıp onunla sohbet etmekten hoşlansak bile bu tür ihtimallerin yarattığı soru işaretlerinden kurtulamayabiliriz. “İlk mesajı atmak için erken mi”, “Bir kahve içmek istesem çok mu hevesli görünürüm”, “Benimle tekrar görüşmek ister mi” gibi soruların sürekli aklımızı kurcaladığı bir döngüde arkadaş edinmenin zorlaşması da normaldir.
Yetişkinlikte yeni arkadaşlar edinmeyi kolaylaştıran 5 yaklaşım
Yetişkinlik arkadaşlıkları bazen flörtten bile daha zor olabilir. Flört ederken ilk mesajı atmakta bazen çekinecek herhangi bir şey olmazken, söz konusu arkadaşlık olduğunda kurallar biraz daha katı hale gelebilir. Oysa arkadaşlıkların zaman içinde ve yaşa göre geliştiğini kabul etmek, süreci biraz daha kolaylaştırabilir. Hiç kimseyle henüz ilk görüşmede yakın arkadaşlık geliştirmeniz gerekmez ama bazı ufak adımlar, yetişkinlikte bile yeni ve derin bağlar kurmanıza yardımcı olabilir:
1. Tek seferlik etkinliklerden çok düzenli ortamları tercih edin.

Bir workshop’a bir kez gitmek yeni insanlarla tanışmanızı sağlayabilir ancak düzenli olarak katıldığınız bir kurs, spor grubu, koşu kulübü veya gönüllülük programı aynı kişilerle tekrar karşılaşma ihtimalinizi artırır. İlk hafta yalnızca selam verdiğiniz biriyle üçüncü haftada sohbet etmeye başlamanız çok daha doğal olabilir.
2. Ortak bir aktiviteden faydalanın.
Karşınızda yeni tanıştığınız biri varken ne konuşacağınız baskısı sohbeti gereğinden fazla zorlaştırabilir. Yeni tanıştığınız birini seveceği bir aktiviteye dahil etmek ise konuşmanın kendiliğinden ilerlemesine yardımcı olabilir. Bir sergi gezmek, birlikte spor yapmak, bir atölyeye katılmak veya konser izlemek konuşmaya doğal bir malzeme verir. Sessizlikler de daha az rahatsız edici hale gelir.
3. İlk adımı atmayı reddedilme ihtimaliyle eşleştirmeyin.

Güzel geçen bir sohbetin ardından “Bir ara görüşelim” demek yerine daha somut davranabilir ve sonraki görüşmeyi planlayabilirsiniz. Kahve içmek, birlikte yürümek veya konuştuğunuz bir etkinliğe gitmek için gün önermek ilişkinin devam etmesi için küçük ama önemli bir adım olabilir. Karşı tarafın yoğun olması veya planın gerçekleşmemesi de her zaman kişisel bir reddedilme anlamına gelmeyebilir. Yetişkin hayatında bazen takvimler gerçekten dolu olabilir.
4. Arkadaşlığın biraz garip başlamasına izin verin.
Yeni arkadaşlığın ilk görüşmeleri eski dostluklardaki rahatlığı hemen sunmayabilir. Özellikle birini yeni tanımaya başlarken sorular biraz fazla temkinli, sessizlikler biraz uzun gelebilir. Bu aşamayı başarısız bir eşleşme olarak görmek yerine birbirinizi henüz tanımadığınız doğal bir dönem olarak kabul etmek işleri kolaylaştırabilir.
5. Takvimde arkadaşlığa yer açın.
“Bir gün buluşalım” yetişkinlikte kolayca aylar sürebilen bir plana dönüşebilir. Ayda bir kahve içmek gibi ortak aktiviteler, arkadaşlığı sürekli yeniden planlama yükünden kurtararak daha rahat bir tempoya oturtabilir.
Yetişkin arkadaşlıklarının en büyük farkı da bazen burada yatar. Çocukken arkadaşlık için zamanı hayat bizim adımıza kendiliğinden yaratırken; yetişkinlikte o alanı çoğu zaman kendimiz açmak zorunda kalırız. Yeni bir arkadaş edinmek bu nedenle biraz sabır, biraz tekrar ve biraz da sosyal cesaret ister.
Kaynak: realsimple, self
İlginizi çekebilir: Arkadaşlık bağları yaşa göre nasıl şekillenir?