X

Neden onaylanmaya böylesine ihtiyaç duyuyoruz?

Denizin üstünde muazzam büyüklükte, görkemli, tertemiz bir gemi ilerliyor. Gün batmaya yakın, gökyüzü turunculaşmış, geminin ışıkları yanmaya başlamış ve deniz dalgalarıyla birlikte süzülüyor. Gemiye biraz daha yaklaşıldığında üzerindeki çizikler, hasarlar ve kusurlar görünmeye başlıyor. Daha da yakından bakıldığında o kadar da muazzam olmadığı, geminin birçok kusuru olduğu görülüyor. Olumsuzluklar güzellikleri örtmeye başlıyor.

Onaylanmaya ihtiyaç duyan bireyler tıpkı bu gemi örneğindeki gibi daima kendilerini başka insanlara kusursuz ve mükemmel göstermek isterler. Çevresindeki insanları çok fazla yakınlarına almak istemezler çünkü eleştirilmekten korkarlar. Tek bir hata bile o bireylerin onay almasına engel olabilir. Bu bireyler için övgü çok önemlidir, ancak yetersizliklerini kabullenmeleri çok zordur. Birilerinden övgü almak aslında güzel bir şeydir ancak daima övgü dolu sözler duymaya çalışmak kişileri bir noktada yorabilir. Bu düşünce ile birlikte zaman içinde kişiler kendileri için değil, başkaları için bir şeyler yapmaya başlarlar. Başkaları için giyinir, başkaları için yemek yapar ve onlar için başarı elde ederler.

Peki, bu bireyler onaylanmaya ve övgüye neden bu kadar ihtiyaç duyuyorlar? Bu durum en temelinde kişideki benlik saygısının yeteri kadar olmaması ile ilgilidir. Yani kişinin kendine duyduğu saygı ve güven, başkalarının ona söylediği sözler ile orantılıdır. Dahası, çocukluk döneminde ebeveyn tutumlarının aşırı hoşgörü, merhamet ve koruyucu içerikli olması da kişilerin ileriki yaşantılarında onay görme ihtiyacının oluşmasına neden olabilir. Bunun sebebi, bireyin ailesinde gördüğü davranışlar ile dış dünyayı bağdaştırmasıdır.

Öte yandan, onaylanma ihtiyacı olan bireyler geçmiş yaşantılarındaki tecrübeleri ile zihinlerinde adeta bir kodlama yaparak, “Başkaları beğenirse iyiyim, başkaları beğenmezse kötüyüm” düşüncesini oluştururlar. Bu düşünce ile kişi için en ufak bir misafir ağırlama süreci bile çok zorlu geçmektedir çünkü gelen misafirlerden olumsuz eleştiriyi bir kenara koyalım, olumlu bir cümle duymaz ise çok kötü yemekler yaptığını, misafirlerin evi sevmediğini, bu işte başarılı olamadığını düşünebilir. Onaylanma ihtiyacı beraberinde kişilerin başkalarına hayır diyememesini de getirmektedir. Hayır diyemeyen birey başkalarıyla arasındaki sınırları sağlıklı bir şekilde çizemediği için dışarıdan hayatı ile ilgili çok fazla müdahale görebilir. Yukarıdaki gemi örneğindeki gibi bir yandan onay almak için başkalarını kendisine çok fazla yaklaştırmamaya çalışan kişi, aynı zamanda hayır diyemediği için bu isteğini yerine getiremez ve bir kısır döngü oluşur.

Tüm bunların ışığında, onay görmeye ihtiyaç duyan kişilerin genellikle saygı duyduğu ve onay görmekten hoşlandığı kişiler öz güveni yüksek, kendini tanıyan ve kendine karşı dürüst olan kişilerdir. Yani aslında kendilerinde eksik hissettikleri alanları yine başkaları ile doldurmaya çalışırlar.

Aslında kişi önce kendini takdir etmeli, sevmeli, şefkat göstermeli ve güvenmeli. Bunları yapabilmek için de mükemmellik algısının değil de dengenin içimizde var olduğunu bilmeliyiz. Unutmayın ki öz saygınızı güçlendirmek için çabalıyorsanız, takdir görme ihtiyacınızla mücadele etmek de giderek kolaylaşacak. Bunu nasıl yaptığınızın bir önemi yok. Ancak, şu andan itibaren önceliklerinizden biri kendinizi sevmek olmalı.

Benimle iletişim kurmak ve paylaşımlarımı takip etmek için @kln.psk.betulcavlak Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Sosyal fobi nedir: Kalabalıklar önünde olmak seni de endişelendiriyor mu?

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale