Mutluluğu, nefesimize ve ana teslim olarak bulabilir miyiz?

İstanbul son birkaç gündür bitmeyen yağmurların altında… Sanki birkaç gün önce ısıtan güneşin altında değilmişiz gibi hırçınca akıtıyor tüm şiddetini gökyüzü…

Dünya gündemine hiç girmek istemiyorum! Pandemi ile zaten yorgun kalplerimiz savaş haberleriyle nasıl baş ediyor? Edebiliyor musunuz? Artık hiçbirimizin takati kalmadı. Son birkaç senedir evlere çekilip yalnızlaşan ruhlarımız zaten iş, sağlık, aile, ekonomi gibi kendine göre değişen konuların içinde yol bulmaya çalışırken şimdi bir de savaş çıktı! Ufacık bir yağmur bile ruhumuzu karartabiliyor… Tahammülümüz kalmadı sanki, yanlış gelen siparişe, ufacık ters giden işlere…

Peki, ne yapacağız?

Arkadaşlar, insanlığımızı kaybetmeden, bu yaşamda savrulmadan, ayaklarımızı yeryüzüne kökleyip kalbimizi gökyüzüne açmak ciddi pratik işi. Ve her sabah yeniden bu pratiğe istekli olmak.

Bunu yapmak cidden kolay değil, yapmaya istekli kalmak bile çok yeterli biliyor musunuz?

Peki, nasılsınız?

Gerçekten nasılsınız? Bunun cevabını sürekli kendimi kontrol ederek veriyorum! Kitap okumak istiyor muyum? Karnım tok ama yemek yemek mi istiyorum? Midem mi ağrıyor? Bunlar gibi günlük hayatın içinde bu sorunun cevabını “iyi” yapmaya çalışmadan, olana yaklaşarak, iyi olmama halimin de varoluşumun bir parçası olduğunu hatırlayarak, kapsama haline isteklilik geliştirmek… Ve her gün doğan güneşin huzurunda bu pratiğe yeniden başlamak… Bu sorunun benim için cevabı günlük pratiğim. İtiraf edeyim mi? Zor, evet ama insanlığım buradan çiçek açıyor!

Mutlu olmaya çalışsak olmaz mı?

Mutlu olmaya çalışalım! Olumlamalar yapalım! Mutlu olalım! Hissettiklerimizi yok sayıp kendimizi alkol, seks ne varsa ona atalım! Bu en kolay yol. Ama bir haberim var: Kaçtığımız her şey dersimizi alana kadar yeniden ve yeniden karşımıza çıkacaktır. Hayat bazen başımızı okşayarak, bazen ise sert darbelerle bunu yapıyor! Evet, en derinimde biliyorum ki ne demek isteğimi çok iyi biliyorsunuz!

İnsan kalmak, yükselen ve alçalan, değişen halleri kapsama istekliliği pratiği geliştirmekle ilgili bir çalışmadır. Ve evet, bazen o pratiği ben de yapmak istemiyorum! Kapsamak istemiyorum! Bazen yorgunluk ya da bıkkınlık çok sert kapımı çalıyor! Anlayış göstermek istemiyorum! O halime anlayış gösterme pratiği en zor pratik oluyor!

Bu nefese teslim olmak, bu ana teslim olmak…

Geçen meditasyona oturdum. Canım nasıl kalkmak istedi, zihnim bana bir sürü senaryo verdi. O zaman yeni bir şey keşfettim: Oradan kalkma ihtimalim olduğunu hatırladım ve o ihtimalin içinde gevşedim! İşte o gevşediğim an, içimdeki savaş da bitmişti. Biz şehir insanları gelen duygulara teslim olmamak için ne varsa yapıyoruz ve hep buradan yaralanıyoruz! Sanıyoruz ki koşarsak, çok koşarsak, yok sayarsak iyileşiriz! Oysa hayat kaçtığımız ne varsa karşımıza ders olarak elbet çıkaracaktır.

Ne hayatın bize kastı var, ne de insanların…

Gündem bu kadar şiddetli ve sinir sistemimiz sürekli dengede kalmaya çalışırken çok öneririm: O değişen hislerinizi görün, korkunuzu büyütmeden onurlandırın, kapsayın olabildiği kadar ve kalbinize iyi gelecek şey ya da şeylerle temas edin, yapın. Böylece kalbiniz coşkuyu, huşuyu bir şeylere ya da birilerine bağımlı kalmadan kendi doğuracaktır. Bunu hava güneşliyken daha çok yapın, hava karardığında bu pratikte öğrendikleriniz paraşütünüz olacaktır. Hava karardığında eve dönüş yolunu bu sayede bulabileceksiniz.

Size iyi gelen şeyleri haftada bir ya da günde bir saat bile yapmanız kendi eve dönüş yolunuz için pusula olacaktır. Ve pusulanın sağlıkla çalışabilmesi için nezaketle yaklaşın kalbinize. Aslında hep evdeyiz ama maalesef dünya ve kendi gündemimiz bize bunu unutturuyor.

Bu pratik, her şey darmadağın olduğunda, kendi kalbinizin her zaman yaşamın kalbine bağlı olduğunu hatırlayıp, elinizden geleni yapıp ona sessizce teslim olacağınız yer olacaktır. Aldığım ve verdiğim her nefeste bana yaşam vererek o kalbi attıran büyük zeka ile kelimelerin olmadığı yerde buluşmak… Güvenecek hiçbir şey kalmadığında bana yaşam veren bu nefese güvenmek ve ona teslim olmak… Tüm yaşam aslında sadece bunun üzerine…

İlginizi çekebilir: Başkalarıyla bağ kurmak için önce kendinizle bağ kurun

Özde Çolakoğlu Yoga Eğitmeni
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve Çalışma Ekonomisi Bölümü’nden mezun olan Özde, uzun yıllar boyunca metin yazarlığı, editörlük, Sosyal Medya Uzmanlığı gibi farklı alanlarda çalıştı. ... Devam