Mutlu ve sağlıklı olmak için, olduğumuzdan başka biri olmak zorunda mıyız?

Terapistler, nefes koçları, yaşam koçları, yoga eğitmenleri, meditasyon eğitmenleri, neredeyse tüm sağlıklı ve iyi yaşam ekolü ve bunlarla bağlantıda olan, olmayan pek çok alanda, kaynakta, görsel ve yazılı medyada herkes bir farkındalık tutturmuş gidiyor, gidiyoruz.

Sosyal medyada yoga ve meditasyon yapanların fotoğrafları, beslenme ve egzersiz rutinleri belki içinizi açıyor, özendiriyor. Belki zorlu yaşam koşullarınız var, tam tersine bir o kadar itici ve maddi ve manevi ferahlık yokken başlanması ve devam etmesi imkânsız geliyor. Tüm farkındalık ve anda kalma ritüellerinin fazlaca abartıldığını düşündüğünüz zamanlarınız bile oluyor olabilir. Özenseniz de, itici bulsanız da sonuç değişmiyor. Günün sonunda sanki bir yerlerde mutlu ve sağlıklı yaşamanın sırrı verilmiş de sizden saklanmış gibi hissedenlerden olabilirsiniz.

Eğer öyleyse bu sohbet tadındaki yazım sizin için.

Sizce mutlu ve sağlıklı olmak için olduğunuzdan başka biri olmak zorunda mısınız?

Gelin yaşamın her anında mükemmel farkındalık halini yetersiz kaldığınız veya reddettiğiniz, olması gereken bir ideal olarak görmeyi bırakalım. Gerçek şu ki hepimiz olduğumuz halimizle mükemmeliz. Farkındalık alanı oldukça geniş ve içeriği sadece duyusal fark etmek anları ile sınırlı olmayandır. Biriyle iş veya özel yaşam sohbeti sırasında farkındalık sadece dinlemekten öte empati ve etikle de ilgilidir mesela. Ya da araba kullanırken veya evde veya sokakta bir yerden bir yere giderken farkındalık nereye ve neden gittiğimizi bilmekle ilgilidir.

Farkındalık olmayan otomatik hareketlerde kendi evinizin içinde birkaç dakika önce bulunduğunuz odadan başka bir odada “Ben buraya neden gelmiştim?” diye sorarken bulabilirsiniz kendinizi. İster ev temizliği ister ofis işi olsun farkındalık çalışırken bilgi, özen ve hassasiyetle ilgilidir. Tüm bu tanımlar o meşhur anda kalmak, farkındalık halini gözünüzde daha sempatik, daha gerçek, hayatın içinden, ulaşılabilir ve daha da önemlisi faydalı hale getirdiyse belki artık farkındalık alanlarını keşfetmeye evet diyebilirsiniz. Cevabınız evetse gelin devam edelim.

Aslında tek ihtiyacımız eylemimizin sakin, istikrarlı ve besleyici olması.

Farkında olmak için eylemin ana fikri dışındaki dünyayı durdurmak gibi bir zorunluluğumuz yok. Siz de bırakın olduğu gibi dağınık kalsın. Eğer herhangi bir işle uğraşırken arka fonda müzik çalıyor olması size yardımcı oluyorsa bunu biliyor, algılıyor ve hissediyorsanız, açık tutun ve dinleyin. Onu da farkındalığınızın nesnesi haline getirin. Farkındalık yaptığımız şeyi dikkatimizin öznesi yapmak demek aktivite sırasında her küçük detayı görmek zorunluluğu değil. Bunu denemek zaten hayatı ağır çekim yaşamaya benzerdi. Aktivitenin yönünü, yolunu, yolculuğunda olanları fark etmeye odaklanma halidir. Dışlamak yerine kapsamayı seçtiğimizde olana bakmak için bir fırsat haline gelir. Bu sayede yaşamlarımızda haklarında çok da derin bilgi sahibi olmadan dışladığımız başka şeyleri de kapsama ve bunlardan keyif alma şansını yakalayabiliriz.

Zihinlerimizin işleyişi hayatta kalmaya çalışan diğer canlılar gibidir. Zihni yoğun ve aktif olan bir yandan da bunun götürülerinden bitap olabilirsiniz. Diğer yandan şikâyetiniz devam ederken çoğunlukla zihinde yaşayan biriyseniz eğer zihnin beslenmeye olan ihtiyacını, en çok geçmiş ve gelecekle doyurmakta ısrarına karşın, düzenli şekilde anda kalmanın salık verilmesinin yarattığı stres sizin için vaat edilen huzuru baskılıyor olabilir. Bu baskılama çabası “Sürekli anda kalırsam geleceğimi nasıl, ne zaman planlayacağım?” gibi soruların sorgulayıcısı yapabilir zihinlerinizi.

Geçmiş zamanın geleceği şimdiki zamanımızsa eğer gelecek dediğimiz şeyi bugün inşa ediyor tohumlarını bugün atıyoruz. Bugünün tohumlarını acıdan uzak huzur ve mutluluktan ekmenin geleceği yaratmak olduğunu hatırlamak bu konudaki isyankâr hislerinizi hafifletir mi ne dersiniz?

Buraya kadar geldiyseniz eğer belki başarmak diye bir şey olmamasına rağmen deneyip başaramadığını veya denese de başaramayacağını düşünenlerden olabilirsiniz. Meditasyon size hiç de anlatıldığı vaat edildiği gibi hissettirmemiş olabilir. Değil dik bir şekilde oturmak, zihniniz bulanıklaşıp, ilginiz dağıldığında sizi ana getirmesi gereken göreceli olarak üzerinde kontrolün elinizde olduğunu düşündüğünüz kendi nefesinizi takip etmek en büyük zorluk olmuş olabilir. Belki de en büyük hayal kırıklığı ve memnuniyetsizliği burada yaşamış olabilirsiniz.

Şayet uygulamaya yeni başlayan biriyseniz, hayal kurduğunuzda sadece hayal kurduğunuzu fark edin. Hayalinizin farkında olun bu kez. Onunla olun. Ardından hayal kuruyor olduğunuzu fark ettiğiniz için kendiniz tebrik etmeye izin verin. Öncesinde belki şehir hayatında imkânsız nafile bir ermiş olma çabası gibi gördüğünüz meditasyon deneyimi neticesinde işte o an basitçe dikkatli ve farkındasınız. Bu farkındalık artık gündüz düşlerine devam etmekle konsantrasyonunuzun asıl objesine geri dönmek arasındaki daha öncesinde aslında asla gerçekten sizin elinizde olmayan seçim şansını verecektir.

Farkındalığın önemi seçimler arasındaki geçiş kapılarının anahtarı olmasından gelir, o olmadan aksi olduğunu sanıyor olsak dahi sadece arzularımıza, koşullarımıza, hayallerimize, korku ve kaygılarımıza zihnin ortaya çıkardığı sayısız pek çok şeye pasif birer hizmetkarız.

Umarım ve belki de sırtınızdaki önyargı çuvallarının bir kısmını yol boyunca buraya gelene kadar indirdiniz. Peki bir zihin sorusu daha; hayat hala olduğu haliyle yeterince zorken farkındalık sırasında edinebileceğimiz sakinlik duygusunu korumak için yorulmak ve bunalmak son ihtiyacımız mı? Yaşamlarımızın memnun olmadığımız yanlarını, bedenlerimizde var olmasını istemediğimiz ağrılı acılı yanları görmek istemiyor oluşumuz asıl sinirlenme ve bunalma nedenlerimiz. Aslında bunalma hali ve hayal kırıklığı hisleri farkındalığın ne olduğu, neye benzemesi gerektiği hakkında sahip olduğumuz fikirler ve bunların gerçekleşmediği hakkındaki yargılarımızın oluşu. Tam da bu nedenlerden ötürü zihni yine zihinle kontrol etmeye çalışmak sadece hayal kırıklığı olacaktır.

Aslında hiçbir düşünce olduğu haliyle tekrar etmez ve düşünceleri düşünen yine düşüncelerdir. Bunu yapmak fizikteki bağıl hareket kuramına benzer. Siz bir otobüsün içinde otururken otobüs ileri doğru gittiğinde yol kenarında sabit duran ağacı geri gidiyor olarak görürsünüz. Oysaki ilerleyen içinde bulunduğunuz otobüs hiç kıpırdamayansa ağaçtır. Meditasyon düşüncelerimize savaş açmak anlamına gelmez. Düşünceler de tüm bu farkındalık yolculuğunun birer parçası. Kesinlikle sorun değiller. Tek sorun onlara kapılıp onların durup kendimizin hareket ettiğini sanıyor olmamız.

Tümüyle toparlayacak olursak belki şimdiye dek çoktan keşfettiğiniz belki belli bir mesafede kalmayı seçtiğiniz anda kalmak, günlük yaşantıda farkındalık ve bunlara araç meditasyon deneyimi aynı metrekareler içerisinde daha geniş ve ferah yaşam tecrübesinin aracısı olabilir.

Huzurun tohumları ancak zihin açıklığının toprakları üzerinde yetişebilir, inkarın kendimize söylediğimiz yalanların üzerinde değil.
(Anonim alıntı)

Sevgiyle…

İlginizi çekebilir: İnsanın en önemli sorumluluğu: Sağlığımız ve mutluluğumuz için harekete geçmek

Birce Sinem Tezer
Merhaba, ben Birce. Yoga ile lise yıllarımda tanıştım. 200 saatlik temel eğitimimi 2014 yılında aldım. İçlerinde Godfrey Devereux gibi pek çok kıymetli eğitmenlerin olduğu ... Devam