X

Mükemmel olmak için çabalamanıza gerek yok

Günümüz insanı, düşmanı dışarıda aradıkça aslında kendi hayatını daha da zorlaştırdığını fark edemiyor. Oysa insanın en büyük düşmanı kendisinden başka biri değil. Ve hayat bunu idrak etmek için hepimize farklı sahneler yaşatıyor. İçimizdeki küçük erkek ve kız çocuklarının yaraları, yaş aldıkça bizi yönlendirmeye başlıyor. Hemhal olunamayan, ışığa kavuşamamış her yara karanlık bir hapishanede yaşamımıza neden oluyor. Dışarıdan baktığımızda hayatından memnun ruhlara yakınlaştığınızda aslında sadece maske taktıklarını görmemizin ana nedeni de tam bu değil mi?
Neden mükemmel olmaya çalışıyoruz? Neden bu kadar çok koşturuyoruz? Mükemmellik çabayla gelmez! Mükemmellik olanı, kapsayabildiğimizde belirir!

Mükemmelliğe giden yolun iki belirleyici vardı: Kendini olduğun gibi kabul etme niyeti ve kendini tanıma cesareti… Hepimiz kırılıyoruz. Hepimizin cepleri kendi hikâyesine göre dolu. Ama kırılabilir olma riskini göze alıp, yaşama karışabilmek, işte mükemmellik! Kırılmamaya çalışmamak değil, kırılabilir olma haliyle dost bir ilişki kurabilme haline açık olmak…  Bu yolun tam olarak anahtarı…

Hepimizin dalları, yaprakları rüzgarın hırçınlığı karşısında savruluyor. Ağaçların gücü, dallarının kırılmamasından, yaprakların solmamasından gelmez. Ağaçların gücü, kökünün ne kadar sağlam olduğundan gelir. Bir ağacın  gücü, heybetinde değildir. Rüzgara, fırtınaya kafa tutar, yaprakları savrulur, bazen darmadağın olur. Ama bir meşe ağacı bilir ki, en güzel meşe ağacı o’dur. Çınar ağacıyla kendini kıyaslamasına gerek yoktur.

Gücümüz, ağlamamaktan, giymek zorunda olduğumuz bize verilmiş ikinci el kimliklerden gelmiyor. Gücümüz, kırılmaya/ insan olma deneyimine açılmaktan geliyor. Çünkü burası mükemmelleştiğimiz yerin de kendisi. Ve evet burası kolay değil, hiçbirimiz rüzgarı hissetmek istemiyoruz. O yüzden suni çözümler (alışveriş, internet, sohbet, seks) peşinde koşuyoruz ama hepsi acımızı, kırgınlığımızı kanayan yara haline dönüşmesine yardımcı oluyor. Yaramızı yok saymak adına yaptığımız her şey, yaramızı daha çok kanatıyor.

“Kusursuzluğu unutun. Her şeyde bir çatlak vardır, ışık içeri böyle girer.” Leonard Cohen.

Hayatta yavaşlık ve nezaket içinde kalbin deli gibi çarparken diyebilirsin: Korkuyorum. Korkuyor olman, senin mükemmel olmadığını göstermiyor. Sana uymayan her şeye sınır çizebilir ve hayır diyebilirsin. Başkalarının evet demesi, senin de evet demeni gerektirmiyor ve bu seni daha az mükemmel yapmıyor. Birilerine benzemeye çalışman seni daha çok mükemmel yapmıyor! Mükemmellik, kendimize ne kadar yaklaşabilme cesaretimiz olduğuyla ilişkidir. Düzeltme çabasından uzakta kendimize yaklaşabildiğimizde başkaları için de bu alanı tutabilmeye başlarız. Mükemmellik çatlağın yokluğu değil, oradan ışığın girmesine izin vermekle ilgilidir.

Günün kalp açan hatırlatması: Olduğun halinle mükemmelsin! Ve bunun için hiçbir şey yapmana gerek yok!

İlginizi çekebilir: Bakmak başka, görmek başkadır: Karşınızdakini görebiliyor musunuz?

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale