X

Meşgul olmak güzeldir: Hayatınızı anlamlı kılan meşguliyetler edinin

Size de aynı his geliyor mu? Günü tamamen uyumadan geçirdiğimiz halde bile zamanın yetmeyeceği hissi. Yapılacak işlerin hepsini tamamlamış olsak da hemen üstüne eklenen yenilerini düşündükçe o uzun yapılacaklar listesi altında ezilme hissi. Tüm bu koşuşturma arasında kendime ne zaman az da olsa bir zaman ayırabileceğimi bilememenin yarattığı baskı altında olma hissi…

Evet, tüm bu hisler meşgul olmaya dair. Bugün bu yazımda sizlerle birlikte hayatta meşgul olduklarımız konusunda samimi bir paylaşım yapalım istiyorum. Meşgul olmanın aslında iki yüzü var kendi gözlemimce.

Bir tanesi iyi yüzü, gece uykularımızı kaçıran, düşündükçe bizlere daha fazla ilham veren ve damarlarımızda akan kana kadar heyecanını hissettiğimiz bir taraf. Hani dünyaları keşfetmişiz gibi hafif hissettiren, her nerede ve nasıl olursak olalım o meşguliyete takılı kaldığımız ve çözülünceye kadar aklımızı, kalbimizi esir alan o keşif süreci. Büyük buluşların yapılmasına yol olan meşguliyetin yakamızı bırakmayan yüzü… Burası çok güzel bir deneyim, kendi kelimelerimce hayatta bir işe yaradığımızı hissetmek veya bu dünya üzerinde olmamızın bir anlamı olması…

Bir de bu meşgul olma halinin diğer yüzü var; burası biraz daha boğucu ki dengeyi bulamadığımız anda bizi korkuların esiri yapmaya oldukça müsait. Meşguliyetlerimizin bu yüzünde şikayet etmek var, “Bunaldım” demek var, “Yapamıyorum” demek var, “Yetişemiyorum” var, “Ben çok sıkıldım” demek var.

İşte bu yüz oluşabilecek onlarca güzel sonuçtan bizi uzaklaştıran, nasıl ve nedenlerle aklımızı boğan yüz… Bazen vazgeçmemize sebep olan, bazen arkamızı dönüp kaçmamıza, bazen “Başkası düşünsün” diyerek bir kenara bırakmamıza neden olan… Üzerine üzerine gitmek yerine bizi geri geri iten kocaman dalgalar gibi… Görünürde yıkıcı olmayan ama bir kez “Vazgeçtim” dediğimizde meşguliyetin bizi vazgeçmeye, bırakmaya iten o karanlık yüzü…

Peki o zaman biz meşgul olmaya nasıl yaklaşacağız? Yani sürekli meşgul olmak gerçekten doğru mu? Hayatım boyu yapacak büyük işlerim oldu. Kendimce büyük işler ve iş hayatım dışındaki işler. Bu yazının oluşması da bu örneklere dair. Her haftanın farklı bir başlığı olmalı, okuyan tek bir kişi için bile yararlı olmalı, farklı bir bakış açısı sunmalı. Tekrar düşündürmeli, fark ettirmeli, hayatına bir şey katmalı.

İşte bunlar benim büyük işlerim… Nasıl yardımcı olabilirim? Bu yazıyı okuyan, beş dakikasını ayıran o bir kişinin hayatına ben nasıl bir yardım sunabilirim? İşte bu benim için gerçekten büyük bir iş. İşte bu meşguliyetin en güzel yüzü; heyecanla okumaya, araştırmaya ve öğrenmeye iten yüzü. Damarlarımda ilhamı hissettiren yüzü. Başka kişileri, başka konuları, “Öyle demiş, böyle yapmış“ları bir kenara ittiren yüzü ve hatta bunun gibi konulara zaman bile ayırtmayacak kadar güzel bir yüzü.

İşte bu hissi benden belki de daha güzel yansıtan bir kitapla karşılaştım bu hafta okuma listemde. Şimdi sizlerle paylaşmak isterim; sevgili Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar eserinden…

Bir insanın işi meşgul olmaya değerse, o insan muhtemelen kendi işiyle meşgul olur. Fakat öyle değilse, o kişi kendi anlamsız işleri yerine, başkasının işiyle meşgul olur.

Başkasının işini dert etmek şu şekillerde ortaya çıkar: Dedikodu yapmak, kirli çamaşırlar aramak, başkalarının işine burnunu sokmak ve ayrıca toplumsal, milli ve ırksal konulara aşırı ilgi göstermek. Kendimizden kaçıp uzaklaşmak suretiyle ya komşumuza yük olur ya da onunla gırtlak gırtlağa geliriz.

Başkalarına karşı kutsal bir görevimiz olduğu düşüncesiyle içimizi yakan inanç, boğulmakta olan benliğimizin, en yakında yüzen can yeleğine tutunması gibidir aslında çoğu zaman.

Hayat akışımız bizler için tanınmış muhteşem bir kanvas gibidir, ne renk olacağı, nasıl olacağı ve hangi renklerin karışımı ile boyanacağı tamamen biz kalmıştır. Hayata dair meşguliyetlerimiz de işte tam olarak böyledir, bazılarımız okumakla meşguldür, bazılarımız yazmakla meşguldür, bazılarımız seyahat etmekle meşguldür, diğerleri planlamakla, organizasyonla, bazılarımız iyi bir anne olmakla, dizayn etmekle, bazılarımız sporla meşguldür… Meşgul olmak istediğimizde gerçekten yapacak bir şey bulmak veya uygun bir konu bulmak çok kolaydır.

Meşgul olmak işte bu yüzden çok güzeldir, hele ki meşguliyetlerimiz sadece kendimize değil, tüm insanlığa ve hatta kendimiz dışında sadece bir kişiye bile yarar sağlayabiliyor ise. Meşguliyetimiz kendimizden daha büyük bir hedefe hizmet etmekteyse, işte o zaman daha da güzeldir!

İlginizi çekebilir: Yürümenin felsefesi olur mu: Yürümek üzerine düşünceler

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale