X

Mercedes-Benz Fashion Week’te öne çıkan koleksiyonlar

16-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen Mercedes-Benz Moda Haftası’nda 2015 sonbaharının modası, göz alıcı defileler ve yeni koleksiyonlarla sunuldu. Dikkat çeken koleksiyonlardan bazı genç tasarımcıların ilk kez yer aldığı defilelere kadar öne çıkan koleksiyonları, Uplifers olarak sizler için derledik.

Bashaques’

İnsan bedenine bir sergi alanı niteliği yükleyen ve giyilebilir sanat iddiasıyla yola Bashaques’, bu sezon ilk defa katıldığı Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul’da Fırat Neziroğlu’nun el dokumaları ve Murathan Özbek’in fotoğrafları ile oluşan giyilebilir sanat koleksiyonu AN’ı sundu. Giysinin insanla an arasındaki sanatsal arayüz olduğunu dile getiren tasarımcı Başak Cankeş’in, Murathan Özbek’in ödüllü ikinci kişisel fotoğraf sergisi “An” ‘ın ana ilham kaynağını oluşturduğu ve Fırat Neziroğlu’nun el dokuması sanat eserlerinin zenginleştirdiği Sonbahar 2015 “An” koleksiyonu, kendi hayatına dair anlardaki varoluşa atıfta bulunuyor. Koleksiyonda, çağdaş akıma bağlı olarak yeni form arayışlarıyla oluşturulan kalıplar, oversize uzun paltolar, deri sweatshirtler, crop üstler, maxi cepli deri yelekler ve deri eteklerle kombinleniyor. Aksesuarlarıyla zenginleşen koleksiyonda viski kahvesi, pudra pembe, çelik mavisi, toz mavi, rakı beyazı ve nil yeşili tonları göze çarpan renkler arasında yer alıyor. Koleksiyonda ağırlıklı olarak deri, ipek, yün ve el dokuması kumaşlar bulunuyor.

Les Benjamins

İstanbul merkezli lüks spor giyim markası Les Benjamins, “Space Soldiers” adını verdiği Sonbahar-Kış 2015 koleksiyonunu Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul kapsamında sundu. Galaksilerarası hayali bir yolculuğu Osmanlı kültüründen öğelerle birleştiren koleksiyonda, galaksi baskısı tamamen Osmanlı mimari motiflerinden ilham alınarak oluşturulmuş. Koleksiyonun monokrom renk paletinde koyu deniz mavisi ve bordo tonları dikkat çekiyor. Sonbahar-Kış 2015 sezonunda sıklıkla göreceğimiz deri, koleksiyonun birçok parçasında karşımıza çıkıyor. Yaratıcı girişimci Bünyamin Aydın tarafından kurulan modern zamanların lüks spor giyim markası Les Benjamins, maskülen bir stili gardırobun olmazsa olmaz parçalarını yeni materyaller ve detaylarla zenginleştirerek yansıtıyor.

Gülçin Çengel

Patagonya’ya yaptığı bir seyahat sırasında çektiği fotoğraflardan esinlenen genç tasarımcı Gülçin Çengel’in “Glacier” Sonbahar 2015 koleksiyonunda Perito Moreno buzulları, koleksiyonun hem ana renk ve dokusunda hem de koleksiyonda kullanılan aksesuar ve deri detaylarda kendisini gösteriyor. Buzulların kendi içinde eriyerek oluşturduğu katman görünümlü buzul delikler, model kalıplarının kodlarını yazıyor. Bir yanda buzulların beyaz, mavi ve lacivert tonları varken, bir yandan da Patagonya land renkleri ile yeşiller ve turuncular koleksiyona eşlik ediyor. Koleksiyonun renk kodları, buzullardaki mavilerde kendisini gösterirken koleksiyona göz kırpan yeşil ve turuncular bir bütünlük oluşturuyor. Mavi, lacivert ve siyah tonlardaki jakarlı kumaşlar, trikolar, ipekli kumaşlar ve yarı parlak tok kumaşlar göze çarpıyor. Gülçin Çengel’in koleksiyonları dikkat çekmekten korkmayan, sofistike, kendi ayakları üzerinde duran, yenilikçi, dinamik, kendine güvenen, stil sahibi, özgün kadınlara hitap ediyor.

Mehtap Elaidi

Mehtap Elaidi imzalı “Spice” Sonbahar-Kış 2015-2016 koleksiyonu, günümüz modern İstanbul’u gibi, Doğu ve Batı’yı bir araya getiren Baharat Yolu’ndan esinleniyor. Koleksiyonu oluşturan gömleklere baharat isimleri veriyor; kimyon, tarçın, karabiber, kekik gibi farklı tatları yansıtan baharatlar, “Spice” koleksiyonunda önce beyazlara bürünüyor. Koleksiyon, tıpkı baharatların bir yemeğe kattığı tat gibi, kadınların duyularına hitap ediyor. Rengin ve dokunun gücünü silüetlerle kuvvetlendiren tasarımcı, modern kadın imajına klişelerin dışında sofistike bir tanımlama getirerek beyaz gömlekleri tamamlıyor. Kadife, saten ve organze kumaşlar, çizgili desenlerle birleşerek uzun ve bedene yakın kalıplarla güçlü bir kadın silüeti çiziyor. Koleksiyonun odak noktasında kullanılan kadife kumaşlar beyaz poplin gömlekler ile sonbaharı karşılıyor. Bol volan ve abartılı fır fır detayları farklı kuplarla ve yalın elbiselerle bir araya gelerek koleksiyonu oluşturuyor.

Merve Bayındır

Merve Bayındır, “Pandora” adını verdiği Sonbahar 2015 koleksiyonunun ilhamını Na’Vi halkının yaşadığı doğadan ve onların dünyalarından alıyor. Koleksiyonda kullanılan ve dikkat çeken bazlar günlük hayata uygun, kolaylıkla tercih edilecek parçalarken süslenme ve dekorasyon aşamasında uç noktalardaki tarzlara da hitap ediyor. Mavinin ana renk olduğu koleksiyonda; royal mavi, kobal mavi, lacivert ve saks gibi her tondan maviye sarı, fosforlu yeşil ve karanlıkta parlayan birçok renk eşlik ediyor. Koleksiyonunda ağırlıklı olarak; doğal keçe, buntal, sinamay, pleksi, ve fiber optik kullanmıştır.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.



Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş



Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 





Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale