X

Matilda etkisi: Kadın bilim insanlarının katkılarının değersizleştirilmesi ve reddedilmesi

Bilim dünyasında kadınların sunduğu katkıların göz ardı edildiğini ve bilimsel çalışmalar açısından kadınların hep görünmez bir boyutta kaldığını mı düşünüyorsunuz? Ne yazık ki, bu düşünceye sahip tek insan siz değilsiniz. Çok eski dönemlerden beri kadınların bilimsel eforları ya yok sayılıyor ya da erkeklere atfediliyor. Bu duruma da Matilda etkisi deniyor. Bu yazımızda, Matilda etkisinin ne olduğunu ve gerçek dünya örneklerini sizlerle paylaşıyoruz.

Matilda etkisi nedir, nasıl ortaya çıkmıştır?

Matilda etkisi, başta bilim olmak üzere çeşitli alanlarda ve sektörlerde kadınların yaptığı katkıların göz ardı edilmesi, küçümsenmesi veya erkek meslektaşlarına atfedilmesi olarak tanımlanıyor. Bu etki yüzünden kadınların başarıları hak ettikleri tanınmayla buluşamıyor.

İlk defa 1993’te bilim tarihçisi Margaret W. Rossiter tarafından ortaya atılan Matilda etkisi, ismini 19. yüzyılın kadın hakları savunucusu ve kölelik karşıtı Matilda Joslyn Gage’den alıyor. Bu durumun arkasında Gage’in 1870’te yazdığı bir makalede kadınların bilim alanındaki başarılarının görmezden gelinmesine odaklanması bulunuyor.

Matilda etkisi, sosyolog Robert Merton’un ortaya attığı Matthew etkisine benziyor. Matthew etkisi, ünlü olan bir kişinin çalışmasının benzerini yapmış olan daha az tanınmış bir insanın ünlü kişiye göre daha az itibar görmesi anlamına geliyor. Matilda etkisi de Matthew etkisinin feminen bir perspektifle yoğurulmuş bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.

Matilda etkisinin somut örnekleri

Kadınlar tarafından yapılan önemli keşiflerin ve çalışmaların erkeklerin gölgesi altında kalışını somutlaştıran Matilda etkisini yansıtan birçok gerçek dünya örneği bulunuyor. Şimdi, Matilda etkisini deneyimlemiş olan birkaç kadın bilim insanının hikayesini sizlerle paylaşmak istiyoruz:

  • Rosalind Franklin: İngiliz kimyager Rosalind Franklin, günümüzde DNA ve RNA yapıları üzerine yürütülen tartışmalar esnasında sıkça bahsedilen bir isim olsa da yaşadığı dönemde Matilda etkisine uğradı. Franklin DNA’nın çift sarmal yapısının keşfinde çok önemli bir rol oynayan görüntüler elde etti fakat bu görüntüler Franklin’in izni olmadan fizikçi Maurice Wilkins tarafından James Watson ve Francis Crick’e gösterildi. Watson ve Crick de bu görüntülerden yararlanarak DNA’nın yapısını çözdüler ve Nobel Ödülü’nü kazandılar. İkili Rosalind Franklin’den hiç bahsetmediği için Franklin keşfine yönelik herhangi bir takdir alamadan dünyaya gözlerini yumdu.
  • Lise Meitner: Fizikçi Lise Meitner, nükleer fisyonun teorik açıklamasını yapan ve bu süreci bilimsel olarak tanımlayan ilk kişi olsa da beraber çalışmalarını yürüttüğü arkadaşı ona Matilda etkisini yaşattı. Arkadaşı Otto Hahn, Meitner’in çalışmasını kendi başarısıymış gibi sahiplenerek tek başına Nobel Kimya Ödülü’ne ulaştı. Meitner, Matilda etkisini deneyimlerken bir yandan da Yahudi kimliğinden ötürü Almanya’da baskı gördü ve bilimsel merkezlerden dışlandı.
Esther Lederberg
  • Esther Lederberg: Mikrobiyolog Esther Lederberg, eşi Joshua Lederberg ile bakteriyel koloniler üzerine birçok çalışma yürüttü. Her ne kadar bu çalışmalara Esther büyük katkılar sunsa da Nobel Tıp Ödülü Joshua Lederberg ve onun iki erkek meslektaşına verildi. Kısacası, Esther Lederberg fazlasıyla başarılı ve çalışkan bir bilim insanı olmasına rağmen eşinin gölgesinde kaldı.
  • Özlem Türeci: Özlem Türeci, yukarıdaki üç isme kıyasla daha yakın tarihli bir Matilda etkisi örneğini somutlaştırıyor. Türeci, eşi Uğur Şahin ile COVID-19’a karşı ilk mRNA aşısını geliştirdi. Aşının geliştirilme sürecinde başrol oynayan Türeci, medya ve kamuoyu tarafından yeterli ilgiyi göremedi. Hatta, pek çok haberde Uğur Şahin’e övgüler sunulurken Özlem Türeci’den yalnızca ‘’Uğur Şahin’in eşi/destekçisi’’ olarak bahsedildi.

Zaman farkı olmaksızın kadınların bilim dünyasına yaptığı devasa katkılar yeterince tanınmıyor ve erkeklere atfediliyor. Bu durum, temelde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bilim ve inovasyon üzerindeki negatif etkilerini gözler önüne seriyor.

 

İlginizi çekebilir: Unutulmaz kadınlar: Tarihte engelleri aşan 10 ilham verici kadın

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale