X

Kitap okumak yaşam süresini uzatabilir mi?

Araştırmacılar, düzenli olarak kitap okuyan kişilerin okumayanlara göre daha uzun yaşadığını belirtiyor. Bu yazımızda, kitap okumak ve yaşam süresi arasındaki ilişkiyi sizler için detaylandırıyoruz.

Kitap okumakla yaşam süresi arasında nasıl bir ilişki var?

Social Science & Medicine dergisinde 2016 yılında yayınlanmış olan bir araştırma, kitap okuyanların okumayanlara göre daha fazla yaşadığını kanıtlıyor. Yale Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bu çalışma kapsamında 50 yaş üzeri 3635 yetişkini 12 yıl boyunca takip etti.

Araştırmacılar, bu geniş kapsamlı araştırmayla her gün 30 dakika veya daha fazla kitap okuyan katılımcıların okumayan katılımcılara göre ortalama 23 ay daha uzun yaşadığını tespit etti. Bu durum, yaş, cinsiyet, eğitim ve sağlık durumu gibi değişkenler hesaba katıldığında bile geçerliydi.

Düzenli olarak kitap okuyanlarda gözlemlenen bu etki, dergi ve gazete okuyanlarda tam olarak gözlemlenemedi. Kısacası, kitaplar diğer yazılı kaynaklara göre daha özel bir koruyucu etkiye sahip.

Bu araştırma kitap okumanın ömrü uzattığını kanıtlasa da bu aktivitenin yaşam süresini nasıl etkilediği tam olarak bilinmiyor. Uzmanlar, bu bilinmezliği araştırmakla birlikte okumanın beyin ve ruh sağlığı açısından sayısız fayda sunduğunu vurguluyor.

Kitap okumak beyin ve ruh sağlığını nasıl destekliyor?

Beyin fonksiyonlarını koruyan kitap okuma eylemi, yaş aldıkça deneyimlenebilen hafıza kaybı ve bilişsel gerileme riskini düşürebiliyor. Zihnin aktif kalmasını sağlayan bu aktivite, aynı zamanda çeşitli duygusal faydalar sunarak stresi azaltıyor.

Kitap okumak, bireyi yavaşlatarak anda kalmaya davet ediyor. Ayrıca, kitaplardaki karakterlerin hayatlarına şahit olmak da duygusal farkındalığı destekliyor. Farkındalığa teşvik de stresi azaltabiliyor.

Kitap okumak bireysel bir eylem olsa da bu aktivite zaman içinde kitap kulüplerine ve forumlara evrilebiliyor. Bu dönüşüm de sosyal bağlantıları somutlaştırarak bağ kurmayı kolaylaştırıyor. Buna ek olarak, kitaplar sayesinde gerçeklikten bir süreliğine sağlıklı bir şekilde uzaklaşılabiliyor.

Ekransız bir aktivite olan okumak, özellikle uykuya dalmadan önce mavi ışığın zararlarından korunmaya yardımcı oluyor. Son olarak, bu eylemin amaç ve başarı hissiyatı vererek tatmini artırdığını da belirtmek istiyoruz.

Kitap okumayı günlük bir alışkanlık haline getirmek için ne yapabilirsiniz?

Eğer telefonunuzu bırakıp elinize kitap almakta zorlanıyorsanız aşağıdaki pratikleri uygulayabilirsiniz:

  • Basit bir hedef koyun: Kitap okumayı alışkanlık haline getirmeye çalıştığınız ilk gün 100 sayfa bitirmek gibi bir hedef koymak yerine 10-20 dakikalık okuma seansını hedefleyebilirsiniz. İlk gün birkaç dakika kitap okuduktan sonra her gün bu süreyi artırabilirsiniz.
  • Alışkanlıklarınızı eşleştirin: Gün içinde gerçekleştirdiğiniz basit eylemlerle okumayı ilişkilendirebilirsiniz. Örneğin, sabah kahvenizi içerken veya otobüsle işe giderken kitap okuyabilirsiniz.
  • Yanınızda her zaman kitap bulundurun: Gün içinde ne zaman kitap okuyabileceğiniz bir zaman diliminin karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. Bu nedenle, çantanızda her zaman kitap bulundurmaya özen gösterebilirsiniz. Bir şeyleri beklerken, öğle arasında veya kısa molalarda birkaç sayfa okuyabilirsiniz.
  • Sosyalleşin: Bir kitap kulübüne katılabilirsiniz. Aynı zamanda, sosyalleşmenin önceliklendirildiği Goodreads gibi mobil uygulamaları kullanarak da okuma motivasyonunuzu artırabilirsiniz.

Eğer kendinizi okumayı rutin haline getirmeye hazır hissediyorsanız ‘’doğru kitabı bulma’’ stresine kapılmamaya dikkat etmelisiniz. Unutmayın, sizin için en iyi kitap gerçekten okuyacağınız ve keyif alacağınız kitaptır. Sosyal medyada herkesin paylaştığı bir romana başlayıp zevk alamadıysanız bu durumdan etkilenmeyin. Gerçekten ilginizi çeken kitaplar aracılığıyla bu eylemi bir alışkanlık haline getirin. Bu alışkanlığın uzun vadede yaşam sürenizi pozitif etkileyebileceğini de her zaman aklınızın bir köşesinde tutun.

Kaynak: Social Science & Medicine

İlginizi çekebilir: Bedeninize ve zihninize iyi gelecek wellness kitapları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale