X

Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonları ve antibiyotik direnci

Sonbahar ve kış ayları, soğuk hava, kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, havalandırmanın azalması nedeniyle tüm dünyada solunum yolu enfeksiyonlarının artış gösterdiği bir dönemdir. Solunum yolu enfeksiyonlarının %80-90’ı virüslerden kaynaklanmaktadır. Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, baş ağrısı, öksürük gibi belirtilerle seyreden İnfluenza (grip), RSV (Respiratory Syncytial Virus), SARS-CoV-2 (COVİD 19), soğuk algınlığı etkeni Rhinovirüs ve Streptokok enfeksiyonlarında belirgin artış görülmektedir. 

Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidir, virüslere etki etmezler ve ateş düşürücü değillerdir. Antibiyotikler en çok üst solunum yolu enfeksiyonlarında gereksiz ve yanlış kullanılmaktadır. Akılcı olmayan antibiyotik kullanımı, antibiyotik direncinin artmasına yol açarak tedavi olanaklarını kısıtlamaktadır. Günümüzde tıbbın geliştirdiği tüm antibiyotiklere dirençli bakteriler nedeniyle yılda yaklaşık 700 bin kişinin hayatını kaybettiği bildirilmektedir. Avrupa’da yayımlanan bir raporda, sadece AB ülkeleri için dirence bağlı maliyetin -işgücü kayıpları dahil- yılda 1.5 milyar avro olduğu belirtilmektedir. 2016 yılında İngiltere’de yayımlanan bir raporda ise, 2050 yılında en sık görülen ölüm nedeninin dirençli bakteri enfeksiyonları olacağı vurgulanmaktadır. Hatta her 3 saniyede bir kişinin direnç nedeniyle öleceği ve 2050 yılında 10 milyon kişinin bu nedenle hayatını kaybedilebileceği belirtilmektedir.

Türkiye’de 10 reçetenin en az 3’ünde antibiyotik var

Türkiye, OECD ülkeleri arasında kişi başına antibiyotik tüketiminin en fazla olduğu ülke konumundadır. 10 reçetenin en az 3’ünde antibiyotik olduğu, bu antibiyotiklerin gereksiz ve yoğun kullanılmasının sonucu olarak da direnç oranlarının diğer ülkelere kıyasla oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Üstelik direnç sadece hastanelerde değil, toplumda gelişen basit enfeksiyonlarda da tedavi güçlüğüne neden olmaktadır. 

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de akılcı antibiyotik kullanımını sağlamak için önlemler alınmaktadır. Türkiye’de artık antibiyotiklerin reçetesiz verilmemesi, gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmak için gerekli bir uygulamadır. Direnç gelişimini ve ilaçların yan etkilerini önlemek, gereksiz maliyet gibi sıkıntıları azaltmak açısından da çok önemlidir.

Antibiyotik öncesi yıllara dönüyoruz

Günümüzde hastanede yoğun bakım ünitelerinde yatan bazı hastalarımız, tüm antibiyotiklere dirençli bakteriler nedeniyle -1940’lı yıllardan önce olduğu gibi- antibiyotik seçeneği olmadan tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Antibiyotikleri doğru kullanmazsak yeni antibiyotiklerin geliştirilmesi de çözüm olamayacak ve antibiyotik öncesi yıllara dönmek zorunda kalacağız. Günümüzde başta kemik iliği olmak üzere, organ nakli, kanser ameliyatları, kanser kemoterapileri gibi bilimsel/teknolojik gelişmeler sayesinde yapılabilen hayat kurtarıcı pek çok tıbbi girişim ve tedavi de enfeksiyon riski nedeniyle yapılamayacaktır. Bu nedenle, antibiyotiklerin doğru ve dikkatli kullanılması çok önem kazanmaktadır.

Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yolu, bağışıklık sistemini güçlendirmek, genel hijyen kurallarına uymak ve bilimsel temellere dayalı önlemleri yaşam tarzı haline getirmektir. Bağışıklık sistemi, enfeksiyon etkenleriyle savaşta birincil savunma mekanizmasıdır. Dengeli, çeşitli ve yeterli beslenmek, kaliteli bir uyku, düzenli egzersiz yapmak, yeterli sıvı tüketimi, sigara ve zararlı maddelerden uzak durmak, huzurlu bir hayata odaklanmak, C vitamini ve D vitamini eksikliği varsa D vitamini takviyesi, bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. 

Çocukluk döneminde olduğu gibi, erişkinlerde de mortalite ve morbidite ile sonuçlanabilecek birçok hastalık aşıyla önlenebilmektedir. Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu, aşıdır. Dünya Sağlık Örgütü, 6 aylıktan daha büyük, özellikle risk grubunda olan kişilere grip aşısı önermektedir.

*Bu yazı Koç Üniversitesi Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Birsen Çetin tarafından kaleme alınmıştır.

İlginizi çekebilir: Solunum yolu enfeksiyonlarında mevsimsel artış yaşanıyor

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale