X

Kırkından sonra kendini yeniden keşfetmek

Kırk yaş, hayatın takviminde yalnızca bir sayı gibi görünse de, ruhun ajandasında özel bir sayfadır. Bu yaşa gelince insan, artık koşmaktan çok yürür; yürürken de etrafına, içine ve geride bıraktıklarına daha dikkatle bakar. Gençliğin telaşı yerini, neyi isteyip neyi istemediğini bilmenin dinginliğine bırakır. Kırkından sonra kadın, kendini başkalarının aynasından değil, kendi gözlerinden görmeye başlar. Ve belki de ilk kez, başkasının beklentilerinden değil, kendi kalbinin sesinden talimat alır.

Bu dönem, aynı zamanda bir “yeniden doğuş” fırsatıdır. Psikoloji literatürü, kırklı yaşların, özellikle kadınlar için, yaşamın ikinci yarısına geçişte kritik bir eşik olduğunu gösterir. Erik Erikson’a göre bu evre, “üretkenlik” ile “durgunluk” arasındaki dengeyi bulma çabasıdır. Artık hayat, yalnızca hedeflere ulaşma yarışı değildir; daha çok anlam arayışı, içsel huzur ve değerlerle uyumlu yaşam üzerine kuruludur. Araştırmalar, kırk yaş sonrası kadınların daha yüksek öz-farkındalık geliştirdiğini, ilişkilerinde daha net sınırlar koyabildiğini ve kendi değerleriyle daha uyumlu kararlar aldığını gösteriyor.

Ancak bu dönüşüm her zaman kolay değildir. Geçmişten gelen alışkanlıklar, toplumsal beklentiler, aileden miras alınan roller ve içsel çatışmalar, yeni benliğin ortaya çıkışını zaman zaman zorlaştırabilir. Çocukların büyümesi, iş hayatında yeni dengeler, ebeveynlerin yaşlanması gibi faktörler, bu dönemde kadını hem dışsal hem de içsel olarak sınar. Bazen bu sınamalar, farkında olmadan ertelenmiş hayallerin kapısını aralar.

Kırkından sonra yeniden keşif, çoğu zaman “kaybettiğini sandığın parçalarını bulmak” gibidir. Üniversite yıllarında vazgeçtiğin bir hobi, uzun zamandır gitmediğin bir şehir, ertelediğin bir eğitim ya da çocukluğunda sana ilham veren bir hayal, yeniden gündemine girebilir. Bu dönem, kadının kendi hayat senaryosunda başrolü tekrar devraldığı bir zaman dilimidir.

Denizcilerin bir sözü vardır: “Rüzgârı kontrol edemezsin ama yelkenini ayarlayabilirsin.” Kırkından sonra kadın da tam olarak bunu yapar. Hayatın rüzgarı kimi zaman sert, kimi zaman hafif eser; ancak bu dönemde kadın, hangi rotaya yöneleceğine, hangi fırtınada demirleyeceğine, hangi limanda soluklanacağına kendisi karar verir. Yılların deneyimi, geçmişin dersleri ve artan iç görü, ona bu gücü verir.

Klinik gözlemler de bu süreci doğrular. Terapi odasında kırk yaş sonrası kadınların anlattıkları, çoğu zaman geçmişle barışma, kendine karşı şefkat geliştirme ve ilişkilerde daha sağlıklı sınırlar koyma temasını taşır. Bu süreçte kadın, “hayır” demeyi öğrenir, kendi ihtiyaçlarını ertelemekten vazgeçer ve “kendine ait bir oda” yaratmanın değerini fark eder.

Elbette bu değişim tek bir gecede olmaz. Bazen bir kitap sayfasında karşılaşılan bir cümle, bazen dost meclisinde edilen samimi bir sohbet, bazen de sessiz bir akşam yürüyüşünde içten gelen bir fark ediş, bu dönüşümün kıvılcımını yakar. Önemli olan, bu kıvılcımı söndürmeden büyütebilmektir.

Toplumsal olarak kadına yüklenen rollerin ağırlığı düşünüldüğünde, kırkından sonra atılan her adım, bir anlamda özgürleşme adımıdır. Bu, “artık kimse için değil, kendim için de yaşama” kararıdır. Bazı kadınlar bu kararı bir kariyer değişikliğiyle, bazıları sanata dönüşle, bazıları ise daha sakin ve sade bir yaşam tercihiyle hayata geçirir. Yol ne olursa olsun, hedef aynıdır: Kendi gerçeğini yaşamak.

 Belki de en doğru söz şudur: ‘Bazı kadınlar kırkından sonra doğar.’ Siz ne dersiniz?

Eren İnce Çiftçi: İşletme lisansının ardından satış ve pazarlama alanında yüksek lisansını tamamlayan Çiftçi, 15 yıl boyunca akademisyen olarak görev yaptı. Bu süreçte insan ilişkilerine ve toplumsal dinamiklere olan ilgisi, onu sosyoloji lisansı ve psikoloji yüksek lisansına yönlendirdi. Aile ve çift danışmanlığı alanındaki formasyonunu akademik düzeyde tamamlamış; çeşitli psikolojik ekoller ve kuramsal yaklaşımlarda yetkinlik kazanmıştır. Deniz ve yelken sporu, onun hem kişisel hem de mesleki yolculuğunun önemli bir ilham kaynağı oldu. Yelkencilik deneyimlerinden ve denizin ruhani yönünden beslenen Eren İnce Çiftçi’nin üç edebiyat temalı kitabı okuyucusuyla buluştu. Bu eserlerden “Yedideniz’in Masalı”, Altın Yazar Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazılarında yaşamın iniş çıkışlarını, ilişkilerdeki görünmeyen bağları ve bireyin içsel yolculuğunu hem samimi hem de derinlikli bir dille kaleme almaktadır. Halen bireylerle, çiftlerle ve ailelerle çalışmakta; atölye ve seminerler düzenlemektedir. Amacı, insanların kendilerini ve ilişkilerini daha derinlikli anlamalarına ve hayatlarında anlamlı değişimler yaratmalarına eşlik etmektir.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale