X
    Kategoriler: LIVE UPYaşam

Psikoterapi İle Kilo Verme

PsikoTerapi İle Kolayca Kilo Verilir mi?

‘‘Stresli olduğumda yemek yerim’’, ‘‘Bazen neden olduğunu bilmeden kendimi yemek yerken bulurum’’. ‘‘Yalnız hissettiğimde yemek bana arkadaşlık eder’’. ‘‘Pek çok kez diyete başladım ama hep yarım kaldı’’, ‘‘Her şeyi denedim kilo vermeyi başaramadım’’.

Çoğu zaman yemek yemek kişinin mutsuzluk ve kaygı duygularını hafifletmek için kullandığı bir araç olur. Ancak bu asıl sorunu el almak ve çözümünü aramak yerine kişinin kendini oyalamasıdır. Kişi kısa vadeli olarak, o an yemek yiyerek rahatlatsa da uzun vadede yoğun bir suçluluk duygusu hisseder.

Kişinin yemek yeme düzeni ile duyguları arasında bir etkileşim vardır. Kişi hayatında çeşitli besleneme uzmanlarına, hekimlere gitmesine rağmen kilo vermekte zorlanıyorsa ya da bir süre beslenme programına uyup daha sonra motivasyon kırıklığı ile beslenme düzeninde aksaklık yaşıyorsa, kilo vermeyi engelleyen psikolojik nedenler olup olmadığı araştırılmalıdır.

Bir kişi stresle baş etmediğinde yemeğe başvuruyorsa, kendisi için en uygun beslenme programı hazırlansa dahi bu programa uyamayabilir ve diyet bozulur. Bozulduktan sonra da yoğun bir pişmanlık duygusu kişinin kendini suçlu hissetmesine sebep olur. Bunu ‘‘Diyete hiçbir şekilde uyamıyorum zaten’’, ‘‘Ne yaparsam yapayım kilo veremiyorum’’ şeklinde düşünceler takip eder. İnançsızlık ve çaresizlik duygusu motivasyon kırıklığının ve diyet yapma sürecinin yarım bırakılmasının en temel sebeplerindendir.

Kilo Verme Sürecinde Psikolojik Destek Ne İşe Yarar?

Araştırmalar, kişilerin kilo verme ve verilen kiloyu koruma sürecinde psikoterapiden büyük yarar sağladıklarını göstermektedir. Yurt dışında pek çok ülkede beslenme uzmanları ve psikologlar birlikte çalışmaktadır. Bu şekilde daha kontrolü ve daha düzenli bir kilo verme süreci oluşturulur.

Bir kişiyi aşırı yemeye iten faktörler kişi kilo kaybetme sürecindeyken de mevcuttur. Bu nedenle kişinin sadece kilo verme programına girmesi yeterli değildir. Kişiyi yemeye iten faktörlerin saptanması ve giderilmesi de gerekir. Kişiyi yemek yemeye iten faktörler saptanır ve düzeltilirse kişi kilo vermeyi ve onu korumayı bir yaşam şekli olarak benimseyebilir. Psikoterapi öğretici bir süreçtir ve kişinin kilo verme sürecinde pek çok beceri edinmesini sağlar. Kişinin yemesine sebep olan duygusal sebepler saptanıp ortadan kaldırılmadıkça kilo verme süreci hayat boyu devam edebilir.

Psikolojik destek ile stresle ve gündelik hayattaki olumsuzluklarla nasıl başa çıkılacağının öğrenilmesi, kaygı yaratan tetikleyicilerin belirlenmesi, kişiyi mutsuz eden faktörlerin saptanması, ifade edilmeyen duygular (öfke, kızgınlık, mutsuzluk), özgüven eksikliği, iletişim ve ilişki sorunlarının nasıl ele alınacağının üzerinde çalışılır. Ayrıca yemek yeme düzenini yani sağlıklı beslenmeyi bir hayat biçimi haline getirebilmek için bazı davranış değişiklikleri üzerinde çalışılır.

Kilo verilirken hedeflerin belirlenmesi büyük önem taşır. Motivasyon, diyetin sürmesi için sahip olunması gereken en temel kaynaktır. Motivasyonun azalması nedeniyle diyetin yarım bırakılması kişinin başarısız hissetmesine neden olur. Bu nedenle motivasyonu kıran faktörlerin saptanması ve çözüm bulunması önemlidir. Psikolojik destek motivasyonun geri kazanılmasını sağlayabilir.

Özetle olumsuz duygu ve düşünceler kişinin yemek yemeye yönelmesine neden olabilir. Stresle baş etmeyi öğrenmek, yemeğin bir baş etme yöntemi olarak kullanılmasını engeller. Duyguların farkına varmak ve ifade edebilmek yemek yemeyi de kontrol edebilmeyi sağlar. Bütün bu süreçlerde psikolojik destek oldukça faydalıdır.

Tekrarlanan ve sonuç alınamayan diyetlerde psikolojik destek kişinin kilo verme sürecini kolaylaştıracağı gibi süreci de kısaltır ve daha kalıcı sonuçlara ulaşılabilir.

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu: Romina Kuyumcuoğlu // Uzman Klinik Psikolog - Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede Klinik (Uygulamalı) Psikoloji yüksek lisansı yaparak uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik eğitimlerin yanı sıra çeşitli kurum ve enstitülerden mesleki eğitimler aldı. Bunlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi eğitimleri bulunmakta. Kuyumcuoğlu, bireysel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli grup çalışmalarında yardımcı terapistlik yapmaktadır. Türk Psikologlar Derneği üyesidir. http://www.rominakuyumcuoglu.com/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale