X

Kendini sevmek ve derin ilişkiler: Modern insanın sevgi arayışı

Sevilmek için koşturmaktan yorgun düşen modern insan…

Koşturmaya devam ediyor.

Aslında neden koşturduğunu teoride bilse de, teoriye başını çevirerek günü kurtamaya çalışıyor. Çünkü modern çağda artık psikologların konuşmalarına, yaklaşımlarına yani bilgiye internet üzerinden ulaşmak o kadar kolay ki…

Modern insan bilgiye hızlıca ulaşıyor ama onu sindirmek ya da idrak etmek istemiyor. İnsan bu kadar sevilmek isteyip, neden sevmeyi beceremiyor sizce?

Kendini sevmeyen kişi başkasını sevebilir mi?

Ya da daha ileri gidelim, cebimde olmayan paramı nasıl paylaşabilirim?

Bence ‘self love’ yani kişisel sevgiyi de çok yanlış anlıyoruz. Günümüz sözde spiritüel öğretileri her sıkışmada, her zorlanmada önemli olan sensin diyerek, ilişkiye/duruma  son verme halini anlatır.

Oysa bazı gerçek büyümeler için kalmayı, bazıları için de gitmeyi öğrenmek gerekir. Mesele ayrımı yapmaktan geçer. Yani her zorlamada gitmek, kişisel sevgi değildir arkadaşlar!

Modern insan, her gördüğü su birikintisine sevgi demeyi seçtiği için ve sevgi kendi kaynağından gelmediği için bu kadar karmaşa halinde aslında.

Sevgi, kime ya da neye karşı olursa olsun karşındakinin gerçeğini görebilme niyetidir. Onu görmeye başladığınızda karşınızdakiyle olan kavganız da biter.

Hayatta her şey ilgi, özveri ister. O yüzden günümüzde her şey bu kadar hızlı olup, çabuk bitiyor. Kimse derin bağlar kurmak istemiyor. O yüzden sığ sularda boğuluyor. 

Cesaret okyanusta derin sularda yüzebilmekten geçer. Ama kişisel sevgi safsatasından kimse kıyıdan ilerleyemiyor. Çiçek bile su vermediğinde soluyor. Önemli olan gerçekten solmuş yaprakları cesaretle ve asaletle kesebilmekte ki sağlıkla gelişebilsin. Aynısı insan için geçerli aslında.

Gerçek sevgi, gerçek anlayış toprağa ektiğin tohumun ağaç olmasını istemek değildi. Büyüsün diye, çırpınmak hiç değildi. 

Gerçek sevgi, bir adım geri çekilip o tohumun toprağa tutunamama olasılığına da açık olmaktı. Ve onu da sevebilmekti. O, tohumun kaderini belirlemeye çalışmak değildi. O tohumun her ihtimale rağmen bu yaşamın parçası olmaya devam etmesini sevmekti.

Çünkü tohum hep bu yaşamla birdi aslında… Bir olması için ağaç olmasına gerek yoktu.Toprağa tutunursa ne güzeldi, tutunamazsa da ne güzeldi.

Seni sevmem için toprağa tutunmana gerek yoktu, toprağa tutunamama haline de kalbimde geniş bir yer vardı.

Gerçek sevgi, ormana girdiğinde aldığın oksijen gibiydi.. Ve asla daha azı değildi!

İlginizi çekebilir: Hindistan aşram deneyimi: Sessizlik, meditasyon ve Samyama ile 8 gün

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.
İlgili Makale