Kendini seven kötü cadı: Kendini sevmek bencilliğe karşı

Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzeli bu dünyada?” diyen kötü kalpli kraliçenin masalıyla büyüyen bir çocuktum ben. Kendini sevmenin, güçlü ve zengin olmanın kibir, bencillik ve kötülükle ilişkilendirildiği, fakir, ezik, güçsüz olmanın erdem olduğunu anlatan, örnekleyen masallarla, Türk filmleriyle büyüdü benim neslim.

Öyle derine işledi ki bu şablonlar, kendimize ve dünyaya dair tüm düşüncelerimizi, inançlarımızı ve dolayısıyla da kişiliğimizi ve hayatımızı şekillendirdi.

Kendini seven kötü cadı: Kendini sevmek bencilliğe karşı

Toplumda şöyle etrafınıza bir bakın, evlenip aile kuran eşlerin, kendi aileleriyle olan bağımlı ilişkilerinden kurtulamaması evlilikleri ne hale getiriyor? “Ailesi ve elalem ne der” korkusuyla kendi arzu ve ihtiyaçlarını yok sayarak yaşayan insanlar hayatını nasıl heba ediyor. Mutlu olmadığı ilişkileri, işleri sağlığını yok etmek pahasını nasıl sürdürüyor. Hepsinin altında yatan, insanın kendi öz varlığını değerli görmemesi ve hatta kendini sevmenin ve istediklerini yapmanın suçluluk ve utanç kaynağı olduğuna dair derin inançlarıdır aslında. Bu inançlar çok küçük yaşlarda özellikle 0-7 yaş arasında önce ebeveynlerden sonra eğitim sisteminden ve hatta anlatılan masallardan ilmek ilmek işleniyor çocuğun zihnine. Önceleri sevilmek ve değerli hissetmek için kendini anne babasını mutlu etmeye mecbur hisseden çocuk büyüdükçe bu davranış şablonunu patronuna, sevgilisine, eşine hatta arkadaşlarına kadar genişleterek, bir yaşam biçimi haline getiriyor. Hayatını, başkalarının kurbanı olarak yaşadığına kendini ikna edip, tüm bunların kaynağının kendisini sevmemek, kendini başkaları kadar değerli görmemek olduğunu da idrak edemiyor.

Kendini sevmek bencillik değildir

Bencillik ile kendini sevmenin arasındaki farkı iyi anlamak lazım.

Bencil insan SADECE BEN der. Kendini seven ÖNCE BEN der ve bu başkalarını önemsemediği anlamına gelmez.

Bencil insan HEPSİ BENİM der. Kendini seven HEPİMİZİN olsun der. Çünkü bilir ne eksiktir ne de fazladır başkasından. Kendine duyduğu öz şefkat, öz saygı çevresine de yayılır.

Kendini seven kötü cadı: Kendini sevmek bencilliğe karşı

Öz şefkat eksikliğinin diğer bir kişilik yansıması da kurban rolünün tam tersi, kendini herkesin ve her şeyin sahibi sanan, herkesten üstün gören kibirdir. Bu kişiler gücünün yettiğine fiziksel ve/veya psikolojik şiddet uygulayarak, gücünün yettiğini ezerek kendini üstün ve değerli görme şablonu geliştirir beyninde.

Çevrenizde öz güvenli, güçlü olduğunu düşündüğünüz kişilere dikkatlice bakın. Tevazu sahibi mi yoksa kibirli mi? Tevazu öz şefkatten, kibir ise değersizlik ve yetersizlik inancından gelir.

Sonra tabii benzer benzeri çeker, bencil ve kibirli kendine bir kurban, kurban da kendine bir bencil ve kibirli bulur. Birbirlerinden beslenirler.

Mutluluğun yolu öz şefkatten geçer

Diyeceğim odur ki; çocuklarımızı kendini seven, kendine değer veren öz şefkat sahibi bireyler olarak yetiştirmek, başkalarına bağımlı değil sevgiyle bağlı; gücü ezmekte, yok etmekte değil, paylaşmakta ve işbirliği yapmakta bulan yetişkinler olmalarında en önemli etkendir. Olmasını hayal ettiğimiz dünya tam da böyle bir yer değil midir?

Bunu çocuklarınıza öğretirken önce kendinizi sevmeye başlamayı da unutmayın ama.

Nörobilim alanında yapılan araştırmalar kendimize ve başkalarına karşı hissedilen şefkatin ve öz saygının geliştirilebilir, zihinsel bir beceri olduğunu gösteriyor. Beynimizin plastisite özelliğinden dolayı her an kendini öğrenmeyle ve yeni deneyimlerle  biyolojik olarak değiştirdiğini düşünürseniz, bu ne imkansız ne de çok zor. Sadece emek vermek gerekiyor.

Gelecek yazımda sizlerle, hem bireysel hem toplumsal düzlemde yaralarımızın kökenini oluşturduğuna inandığım öz şefkat/öz saygı meselesinin detaylarını ve bir de kendi kendinize uygulayabileceğiniz öz şefkat geliştirme meditasyonumu paylaşacağım.

YouTube’da Mutlu İnsan kanalıma abone olarak hazırladığım meditasyonlardan yararlanabilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Yan etkisiz, doğal ve bedava ilaç: Bedenim iyileşiyor meditasyonu

Gülferi Yıldırım
İMutlu ve başarılı bir hayat herkesin hakkı. Mutluluk bir hedef değil, yaşamın her alanında, her an deneyimlenebilen zihinsel bir beceri. Ve “ Mutlu İnsan” ... Devam