X

Kendimizi nasıl tanır ve yönetiriz?

“Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.” der Mevlana Celaleddin-i Rumi, Mesnevisinde ve insanı, hatasıyla sevabıyla kabul eder. Kişinin eksiğini bilmesinin erdem olduğunu öğretip, bu olgunlukta olmasını bekler. “Kendimizi nasıl tanırız?” diye düşündünüz mü hiç, gelin bu sorunun cevabına birlikte bakalım.

İnsanların çoğu, en iyi yaptıkları şeyi bildiklerini düşünürler. Genellikle de yanılırlar. Çünkü insanlar daha çok, neyi iyi yapmadıklarını konuşur ve sürekli bununla uğraşırlar. Dolayısıyla bilinmeyen, fark edilmeyen cevherler, yetenekler, gün yüzüne çıkmaz ve değerleriyle öylece kalırlar.

Teknoloji çağı, hem çalışanların hem de çalışma şekillerinin ve koşullarının tamamen yeniden düzenlenmesini sağlamış ve bilgi, güç haline gelmiştir. Birçoğumuz ilgili okullardan mezun olabiliyor, bir dolu sertifikayla iş başvurularında bulunuyor, programlanmış olarak dijital ortamda başarılara imza atabiliyoruz. Ancak çalışanların sadece verilen görevi yerine getirmeleri, siber robotlar haline gelmeleri iyi sonuçlansa bile, maalesef günümüzde yeterli değildir. Çünkü şirketler fütürist, kendini iyi ifade eden, üretken, farkındalık yaratabilen çalışanlar arıyorlar. İşte bu sebeple çalışanların en iyi yapabileceği şey;

Kendimizi nasıl tanırız ve nasıl yönetiriz?

İlk önce neyi iyi yaptığımızla başlamak gerekiyor işe. İşte bunun için en önemli yöntem “geri bildirim analizi.” Bu analiz; birçok  başarılı yönetici tarafından, çalışanların  güçlü yönlerini keşfetmek için kullanılan bir araçtır. Kişi kilit bir karar aldığında ve kilit bir eylemde bulunduğunda, beklentisinin ne olacağını bir yere yazar. Dokuz ya da 12 ay sonra sonuçlardan beklentilere geri bildirimde bulunur.

Bu metod 14.yy da Alman bir teolog tarafından icad edilmiştir. 150 yıl sonra John Calvin (1509-1564 Kalvenizmin babası)ve Loyolalı Ignatius (1491-1556 Cizvit tarikatının kurucusu) bu fikri ilgili kurallara dahil etmişlerdir. Bir yıllık bir sürede bu basit yöntem insanlara güçlü yanlarının neler olduğunu söyleyecek şekilde tasarlanmıştır.

Peki, bu analizin sonuçları nasıl ele alınmalıdır? Geri bildirim analizinin önemli sonucu, entelektüel kendini beğenmişliğin üstesinden gelmek ve kişinin güçlü yanlarını tam anlamıyla üretken hale getirmek için olan beceri ile bilgi üzerinde çalışmaktır. İşte bu yaklaşım, farklı jenerasyonlarda çalışanlardan en üst seviyede verimin alınmasını sağlayacaktır.

Diğer bir önemli sonuç ise; “ne yapılmaması” gerektiğidir. Sonuçlardan beklentilere geri bildirim vermek, kişinin nerede kesinlikle bir şey yapmayı denememesi gerektiğini kısa sürede gösterecektir. Kişinin gerekli asgari yeteneğe sahip olmadığı alanları belirtecektir.

Dolayısıyla nerelerde performans sergileyemediklerini ortaya çıkarıp, bu doğrultuda hareket etmelerini sağlayacaktır.

Böylece çalışanlar güçlü yanlarına yoğunlaşabilecek, güçsüz yanlarını da bilip çalışmalarını şekillendirebilecektir. Kısaca boşa emek ve zaman kaybının önlenmesini sağlayacaktır.

İnovatif yaklaşımı benimseyen vizyoner şirketler, çalışanlarına bu analizi yaparak, yeteneği yönetip, çalışanlarından maksimum düzeyde verim alınmasını sağlayarak, birçok alanda başarıya ulaşmaktadırlar.

Kendinizi tanırsanız; iyi yönetirsiniz. Şirketiniz sizi tanırsa; bilginizi, yeteneklerinizi iyi yönetir.

Peter F. Drucker’a göre bu çalışmanın adı; “Geribildirim Analizi”, biz İnsan Kaynakları çalışanlarına göre; “Performans Değerlendirmesi.”

İlginizi çekebilir: Fark yaratmaya ne dersiniz?

Saygı Günenç: Bir işletmenin en önemli kaynağı "insan" dır. Uzun yıllar yöneticilik yaptıktan sonra , insanların mutluluklarını, hüzünlerini, heyecanlarını, başarılarını paylaşabilmenin güzelliğiyle, vizyonumu bu kaynağa daha yakın bir meslekte oluşturdum. "Bu dünyadan aldığının karşılığını yerine koymak her insanın zorunluluğudur." der Albert Einstein. Bu felsefeyle hareket ediyor, yazılarımla bir nebze insanların ruhlarına dokunmaya çalışıyorum. Mesleğimi seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Tarihi yerleri gezmeyi, büyüleyici doğayı izlemeyi, denizi çok seviyorum. Binicilik, kayak, su sporlarını yapmaktan mutlu oluyorum. Okumaktan keyif alıyor, bu farklı kapıları açan dünyada uzun süre vakit geçiriyorum. Gözümün nuru blogumda emek harcamanın keyfini çıkarıyor ve paylaşmanın ayrıcalığını yaşıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale