X

Kendi kendine partnerlik: Yalnızlığa romantik bir kılıf mı?

Son yıllarda sosyal medyada ilginç kareler görmeye başladık: Beyaz elbiseler içinde yalnız bir kadın, kendi için hazırlanmış pasta, mum ışığında tek kişilik bir masa… Adına self-wedding deniyor: Kendi kendine evlenmek. Kimileri için bu bir güçlenme ritüeli, kimileri için ise yalnızlığa atılmış estetik bir kılıf.

Peki bu gerçekten güçlenmenin ve öz-değerin ifadesi mi yoksa yalnızlığı daha estetik, daha kabul edilebilir forma sokmanın bir yolu mu?

Kendiyle bağ kurmanın yeni ritüeli self-wedding ya da kendi kendine partnerlik, “hayatımdaki en önemli bağ benimle” diyebilmenin törensel bir yolu. Bazen bir yüzük takmak, bazen kendine söz vermek, bazen de her yıl dönümünde kendine küçük bir kutlama yapmakla sembolleşiyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında bu pratik, öz-şefkat, öz-değer ve bağımsızlık kavramlarının altını çiziyor. Uzun yıllar başkalarının ihtiyaçlarını kendi önüne koymuş ya da yıpratıcı ilişkilerden geçmiş kişiler için, “önce kendimi seçiyorum” diyebilmek önemli bir eşik olabilir.

Yalnızlığın estetikleştirilmesi

Ama madalyonun diğer yüzü de var. Instagram’daki karelerde “self-wedding” çoğu zaman mükemmel ışık, özenle seçilmiş çiçekler, estetik kadrajlarla sunuluyor. Bu noktada ritüelin özünden çok, görsel gösterisi öne çıkıyor. Gerçekten kendini seçmek mi söz konusu, yoksa yalnızlığı cilalı bir hikâyeye çevirmek mi?

Araştırmalar gösteriyor ki özellikle genç kuşak, ilişkilerde artan yalnızlık oranlarını kabullenmekte zorlanıyor. Belki de bu trend, o boşluğu romantik imgelerle yumuşatma çabası.

Pandemiyle birlikte hızlanan izolasyon, ekonomik güvensizlik, bağ kurma biçimlerinin dijitalleşmesi… Tüm bunlar bireyleri yalnızlığa daha yatkın hale getirdi. Ancak yalnızlık sadece “kimseyle birlikte olmamak” değil; çoğu zaman anlaşılmamak, görünmemek ve bağsız kalmak hissiyle de birleşiyor. Bu trend bir anlamda yalnızlaşmanın yarattığı derin boşluğu romantik imgelerle yumuşatma çabası.

Beyaz elbiseyle çekilen bir fotoğraf, içsel boşluğu kapatmıyor belki ama dışarıya “ben yolumda güçlüyüm” mesajı veriyor. Yalnızlık acısını saklarken ona bir estetik kılıf kazandırıyor.

Yalnızlığın iki yüzü

Yalnızlık, modern çağın en çok konuşulan ama en az anlaşılan deneyimlerinden biri. Bir yüzünde besleyici ve dönüştürücü tarafı var: Kendiyle kalabilmek, iç sesini duymak, yaratıcılıkla temas etmek, duyguları sakince sindirmek… Bu anlamda yalnızlık, bir tür içsel güçlenme alanı olabilir. Ama diğer yüzünde yıpratıcı bir boşluk barınıyor. Sosyal bağların zayıflaması, arkadaşlıkların yüzeyselleşmesi, ekonomik ve dijital baskılarla artan izolasyon… Bunlar yalnızlığı bir tercih olmaktan çıkarıp çaresiz bir zorunluluğa dönüştürüyor. Bu noktada yalnızlık, ruhsal sağlığı tehdit eden bir yorgunluk kaynağına dönüşebiliyor. “Kendi kendine partnerlik” akımı işte tam bu ikiliğin ortasında duruyor. Bir yanıyla insanlara güçlenme ve kendiyle bağ kurma fırsatı sunuyor ama diğer yanıyla, toplumsal yalnızlaşmanın üzerini şık imgelerle örten bir maske olabiliyor.

İster tek başına pasta kes ya da kendine yüzük tak, gerçekten kendine sadık mısın? Yalnızlığın estetiğine değil, özüne bakmak… Kendine verdiğin sözü tutabilmek, yanında kim olursa olsun içtenlikle var olabilmek… Günün sonunda hayatındaki en uzun, en gerçek ilişki, seninle olan!

İlginizi çekebilir: Şifalı görünmek, gerçekten şifalanmaktan daha önemli hale gelmiş olabilir mi?

Aslı Yirsutimur: Aslı Yirsutimur; yazı, psikoloji ve kişisel gelişim alanlarında üretim yapan bir yazar ve içerik editörüdür. Metinlerinde “daha iyi hissetme” vaadinden çok, insanın kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkiyi fark etmesine odaklanır. Duygusal farkındalık, sınırlar, içsel denge, iletişim ve modern yaşamın yarattığı zihinsel yükler üzerine yazar. Uplifers için kaleme aldığı yazılarda; sade ama derin bir dil kullanarak okuru düşünmeye, durmaya ve kendi iç sesini duymaya davet eder. İçerik üretiminde samimiyet ile zihinsel açıklığı merkeze alır.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale