X

Kazanmak diğerinin kaybetmesi demekse, kazanmak neye yarar?

“Biri gelir seni sen eder, biri gelir seni senden eder…”
Şems-i Tebrizi

Bugün farklı bir yazı okuyun istiyorum (ben de farklı bir şekilde yazayım). Belki biraz daha isyankar, belki biraz daha yoruma açık! Kimse kaybetmek zorunda değil. Aklıma takılan cümle bu oldu (bu yazımda hem yazacağım, hem de yazıma ek olarak aklımdan aynı anda geçen mesajları da burada sizlerle paylaşıyor olacağım)…

Her daim hayatımızda dengesizlik var. Ben kazanıyorum diye A kaybetmek durumunda. A kazandığında ise, yani belki bir adım daha öne geçtiğinde, belki ilgi odağı olduğunda, belki takdir edildiğinde, ben kendimi kaybetmiş hissediyorum. Yani kaybetmelerimiz hep bir diğerine göre belirleniyor değil mi?

X’in bir ailesi ve çocukları var, mutlu bir evliliği var… Şimdi ne olacak? Benim olmadığında, ben yarışı kaybediyorum… Bu yarışta dışlanmış, belki bazı trenleri çoktan kaçırmış, bir değer yaratamamış veya beğenilmeyi hak etmeyen mi oluyorum? Ben kaybetmiş mi olurum? Veya dışarıdan bakıldığında hayatım, o “çoluksuz çocuksuz”, ailesiz hayatım acınası mı olmalıdır? Ve bu ne kadar doğrudur? Sadece dışarıdan bakarak yargılara varmak, üzerine beni kaybetmiş ilan etmek, sizce ne kadar doğrudur?

Kazanmak ve kaybetmeyi biz yarattık

Şimdi bir başka durumu inceleyelim… Y yeni bir iş teklifi aldığında, ben kaybetmiş oluyorum. Ben de o işi istediğimde ve belki de gerçekten daha fazla çalışmayarak, sadece öylesine o da istiyor diye istediğimde (belki kapışmak hoşuma gittiğinde), belki de gerçekten emek vermediğimde, bunları bir yana koyar (yani almam gereken dersleri de çıkartamaz!) ve ne derim? “Ben kaybettim, Y kazandı.” “Neden?” diye sormadan, neyi daha iyi yapabilirdim diye sorgulamadan kendimi kaybetmiş ilan ederim… Belki önüme çıkacak çok daha iyi fırsatlara olanak bile vermeden geçer giderim tüm şansımın hemen kenarından; çünkü ben çoktan kaybetmişimdir!

İşte hayatımızda kaybetmek ve kazanmak ile ilgili tüm yargılarımız aslında kafamızın içinde yarattığımız dünyamıza aittir. Biz başkalarının hayatı ile kendimizinkini karşılaştırmaya ve hatta böyle bir şeyden yola çıkarak bazı yargılara varmaya, bir de bu yargılarla geleceğimizi de “kaybedenlerden” yaratmaya meyilliyiz.

Bu yazımda sizlerle birlikte tekrar kendime ve hepimize sormak istiyorum; bu ne kadar doğru? Kaybetmek veya kazanmak fiillerini biz oluşturduk ve sonra onlara kendi kendimizi bir güzel hapsettik…

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, tüm kazanımlarınızdan ve tüm kayıplarınızdan yine kendi hür iradenizle arınmanızı dilerim… Kazanmak nereye kadar, kaybetmek nereye kadar? İçinde kalp olmadıkça, içinde inanç kalmadıkça ve eğer bir diğeri üzülecekse, kazanmak nereye kadar? Ve evet bir diğerinin kazanmasında “gözümüz kalacaksa”, bununla yaşamak oldukça ağır gelecekse, kıskanacaksak ve “ne mutlu sana” diyemeyecek kadar bile alçak gönüllülük edemeyeceksek kaybetmek neye yarar!

İlginizi çekebilir: Ego ile sevdiklerimiz arasında: Kim ‘gerçekten’ ve ‘daha’ haklı?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale