X
    Kategoriler: FEEL UP

Kaygı bozukluğu hayatınızı zorlaştırmasın

Kaygı Bozukluğu Nedir? Nasıl Kurtulunur?

Kaygı gündelik hayatın olağan bir parçasıdır ve her insanın kaygı duyduğu durumlar vardır. Ancak bazı kaygılar kişiyi yoğun bir sıkıntıya sokar ve gündelik yaşamını olumsuz etkilemeye başlar. O zaman kişide yaygın kaygı bozukluğu olduğundan söz edilebilir.

  • ‘‘Ya başıma kötü bir şey gelirse?’’
  • ‘‘İşsiz kalırsam ne yaparım?’’
  • ‘‘Ya evliliğim yürümezse?’’

Yaygın kaygı bozukluğu nedir?

Yaygın kaygı bozukluğu kişinin sosyal ilişkiler, meslek ya da akademik yaşam, gelecek ve hayat ile ilgili aşırı sıkıntı, kaygı ve endişe hissetmesi durumudur.

Kişinin bu kaygılarına pek çok fiziksel belirti de eşlik eder. Fiziksel belirtilere örnek olarak; kaslarda gerginlik, baş ağrısı, yorgunluk hissi, konsantre olmakta güçlük çekme, hızlı nefes alıp verme, terleme, titreme ve sık tuvalete çıkma isteği verilebilir.

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişiler dünyayı tehlikeli ve tehdit içeren bir yer olarak algılarlar. Çevrelerindeki durumları tehlikeli algılar ve kendi tehlikeyle baş etme becerilerini de yetersiz görürler. Bu kişiler her an kötü bir olay olacakmış gibi bir endişe duygusu ile yaşarlar. Çevrelerinde gelişen olayların kontrolleri dışında olduğunu hissederler. Bu durum, huzursuz hissetmelerine neden olur.

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişiler, kendilerinin ve sevdikleri kişilerin sağlıkları, iş yerinde meydana gelebilecek sorunlar, maddi problemler, gelecekte olacaklar ve ilişkileri ile ilgili endişelenirler. Kişinin sahip olduğu olumsuz ve kaygı uyandıran düşünceler, kişinin kendini mutsuz hissetmesine ve durumlar karşısında çaresiz kalacağına inanmasına neden olur.

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişilerin kaygıyı tetikleyen olumsuz düşünceleri oldukça yoğundur. Kişinin kaygı verici düşünceleri başka bir konuya odaklanmasını engelleyici düzeyde olabilir. Bu da kişinin hem mesleki hem de sosyal ilişkilerindeki verimliliği etkileyerek kişinin günlük yaşantısını önemli derecede bozar.

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişi kaygı uyandıran durumlardan kaçınır ya da oldukça kontrollü olmaya çalışır. Çevresindeki her şeyi denetlemeye ihtiyaç duyar ve her an güvende olmaya ve korunaklı alanda kalmaya çalışır. Böylece kendini koruduğunu düşünür. Kısa vadede bu his kişiyi rahatlatsa da, uzun vadede kişiye oldukça dar ve kısıtlı bir yaşam alanı kalmasına neden olur.

Kaygı Bozukluğu Nedir? Nasıl Kurtulunur?

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişilerin düşüncelerine örnekler:

  • Kendileriyle ilgili: ‘‘Ya başıma kötü bir şey gelirse?’’, ‘‘ Ya ciddi bir hastalığım varsa?’’
  • Reddedilme korkusu ile ilgili: ‘‘Sıkıcı olduğumu düşünecekler, beni istemeyecekler’’
  • Sevdiği kişilerle ilgili: ‘‘Eşim hastalanacak’’, ‘‘Kızımın/oğlumun okulda başına bir şey gelecek’’
  • Başarısızlık korkusu ile ilgili: ‘‘Hata yapacağım ve bu benim işten kovulmama neden olacak’’
  • Gelecekle ilgili: ‘‘İşsiz kalırsam ne yaparım?’’, ‘‘Ya evliliğim yürümezse?’’

Bu düşünceler kişinin duygusal olarak kendini, mutsuz, kaygılı ve çaresiz hissetmesine neden olur. Ayrıca kişinin hem mesleki hayatında hem de sosyal hayatında pek çok davranışının kısıtlanmasına neden olur ve kişinin harekete geçmesini engeller.

Yaygın Kaygı Bozukluğunun Tedavisi

Yaygın kaygı bozukluğunun tedavisinde uygulanan Bilişsel-davranışçı terapide amaç; kişinin tehlike ile ilgili oluşturduğu varsayımların, olumsuz düşüncelerin ve felaket senaryolarının üzerinde çalışılarak kaygılarının azaltılması ve daha kontrol edilebilir bir hale getirilmesidir.

Davranış düzeyinde ise kişinin sorunlarının üstesinden gelme yeteneği geliştirilir ve stresle başa çıkma becerileri üzerinde çalışılır. Böylece kişinin gündelik yaşamını daha verimli ve kaliteli bir şekilde geçirmesi sağlanır.

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

İlginizi çekebilir: Anksiyete bozukluğu (kaygı bozukluğu) nedir, belirtileri nelerdir, nasıl tedavi edilir?

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu: Romina Kuyumcuoğlu // Uzman Klinik Psikolog - Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede Klinik (Uygulamalı) Psikoloji yüksek lisansı yaparak uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik eğitimlerin yanı sıra çeşitli kurum ve enstitülerden mesleki eğitimler aldı. Bunlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi eğitimleri bulunmakta. Kuyumcuoğlu, bireysel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli grup çalışmalarında yardımcı terapistlik yapmaktadır. Türk Psikologlar Derneği üyesidir. http://www.rominakuyumcuoglu.com/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale